Galápagos Takımadaları’na bağlı Santiago Adası’na 1950’lerin sonunda yerleşimciler tarafından et ve süt ihtiyacını karşılamak amacıyla yaklaşık yüz keçi bırakıldı. Yırtıcı türlerin bulunmadığı ve besin kaynaklarının elverişli olduğu ada koşullarında hızla çoğalan bu popülasyon, otuz yıl içinde yaklaşık 250 binlik devasa bir sayıya ulaştı.
HIZLA ÇOĞALARAK TOPRAK YAPISINA ZARAR VERDİLER
Kontrolsüz şekilde artan keçilerin gerçekleştirdiği aşırı otlama; taze filizlerin, çalıların ve kaktüslerin tükenmesine, toprağın soyularak erozyona uğramasına ve adanın yapısının çoraklaşmasına yol açtı. Bu durum, adaya özgü dev kaplumbağaların besine erişimini zorlaştırarak popülasyon gelişimini durma noktasına getirdi ve diğer endemik türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıp krater tabanları gibi kısıtlı alanlara sığınmaya zorladı.
Ortaya çıkan ekolojik tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla Galápagos Ulusal Parkı ve Darwin Vakfı iş birliğiyle "Isabela Projesi" adında kapsamlı bir restorasyon çalışması başlatıldı. Yedi yıl süren ve yaklaşık 10 milyon dolara mal olan operasyon kapsamında karadan keskin nişancılar ve havadan helikopterler vasıtasıyla müdahale edildi. Kalan son sürüleri tespit edebilmek için "Yahuda Keçisi" adı verilen bir yöntem uygulandı; kısırlaştırılıp vericili tasma takılarak adaya salınan keçilerin içgüdüsel olarak diğer sürüleri bulması sağlandı ve yerleri radyo telemetri ile belirlenen hayvanlar elendi.
140 BİNDEN FAZLA KEÇİ ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Proje genelinde 500 bin hektarlık alanda 140 binden fazla keçi etkisiz hale getirildi. Topraktaki besin elementlerinin adada kalması amacıyla ölen hayvanların leşleri doğaya bırakıldı. Sürecin sonunda yüksek bölgelerdeki çalılar, kaktüsler ve Galápagos su yelvesi gibi türler yeniden canlılık kazanırken, keçilerin yokluğu bu kez adaya sonradan giren istilacı böğürtlen çalılarının alana yayılmasına zemin hazırladı.