sondakika.com
Son Dakika

109 yıldır denizin dibindeydi: İçindeki patlayıcılar denize sızmaya başladı

Fotoğraf: Sözcü

Birinci Dünya Savaşı sırasında batan UC-30’un içinde 18 deniz mayını ve 6 torpido bulunuyordu. Yıllarca tuzlu suyun altında kalan mühimmatın metal bölümleri zamanla paslanıp parçalanırken, özellikle bazı mayınların içindeki patlayıcı doğrudan deniz suyuyla temas etmeye başladı. Yeni araştırma, bu durumun yalnızca enkazın içinde kalmadığını, çevresindeki deniz canlılarını da etkilediğini gösterdi.

PATLAYICININ İZİ DENİZ CANLILARINDA ÇIKTI

Araştırmacılar batığın çevresindeki kirliliğin boyutunu görmek için Danimarka Donanması’na bağlı dalgıçlarla birlikte çalıştı. Denizaltının çevresinden su ve dipteki tortu örnekleri alınırken, bölgede yaşayan denizyıldızları ve midyeler de incelendi.

Bununla da yetinmeyen ekip, temiz bir ortamda yetiştirilen mavi midyeleri kafesler içinde UC-30’un da aralarında bulunduğu üç farklı savaş batığının yanına yerleştirdi. Midyeler en az 11 hafta boyunca burada tutulduktan sonra laboratuvara götürülerek vücutlarında patlayıcı maddelerin birikip birikmediğine bakıldı.

En çarpıcı sonuç UC-30’da ortaya çıktı. Denizaltının çevresindeki suda TNT miktarı litre başına 72,6 nanograma kadar çıkarken, TNT’nin parçalanmasıyla oluşan başka kimyasallar da tespit edildi. UC-30 yakınında incelenen 59 midyenin 56’sında TNT veya TNT’den oluşan diğer maddelerin izlerine rastlandı.

Midyelerde yalnızca kimyasal kalıntı bulunmadı. UC-30’un yanına bırakılan hayvanlarda hücresel stresin ve metabolik bozulmanın işaretleri de daha belirgin çıktı. Araştırmacılar bunun, paslanan mühimmattan çevreye yayılan maddelerin deniz canlıları üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu gösterdiğini belirtiyor.

UC-30, İrlanda açıklarındaki görevinden Almanya’ya dönerken motor sorunları yaşamış ve Danimarka kıyılarına kadar ulaşmıştı. Ancak Rømø açıklarında bir İngiliz mayınına çarpan denizaltı battı ve içindeki 27 mürettebat hayatını kaybetti. Batığın yeri uzun süre bilinmedi; yaklaşık bir asır sonra Danimarkalı dalgıç Gert Normann Andersen tarafından bulundu.

Bugünkü sorunun temelinde ise denizaltının taşıdığı mühimmatın giderek daha fazla aşınması bulunuyor. Araştırmacıların incelemelerine göre UC-30’daki mayınların bir bölümü doğrudan deniz suyuyla temas ediyor. Bazılarının metal dış kaplaması büyük ölçüde ortadan kalktığı için içlerindeki TNT artık suya açık durumda.

Kirliliğin şimdilik büyük ölçüde batığın yakın çevresinde yoğunlaştığı düşünülüyor. Ancak UC-30 parçalanmaya devam ettikçe daha fazla mühimmatın açığa çıkabileceği ve sızıntının artabileceği belirtiliyor. Sorun yalnızca bu denizaltıyla da sınırlı değil. Kuzey Denizi’nde Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından kalma, mühimmat taşıyor olabilecek yüzlerce batık bulunuyor.

Bu batıkları temizlemek ise oldukça zor. Mühimmatı su altında patlatmak kirleticilerin daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilirken, tek tek çıkarılması hem tehlikeli hem de maliyetli. Araştırmacılar bu nedenle UC-30 gibi giderek aşınan batıkların takip edilmesinin, denize ne kadar patlayıcı madde karıştığının belirlenmesi açısından giderek daha önemli hale geldiğini vurguluyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Sözcü sayfasına gidin.

www.sozcu.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü