sondakika.com
Son Dakika

12 bin yıllık tarih 550 takıda buluştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Etnografya Müzesinde insanlığın 12 bin yıllık takı serüvenini gözler önüne seren “Elde Vefa, Gözde Zarafet: Takı Sanatının 12.000 Yıllık Öyküsü” sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy, Epipaleolitik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne uzanan kronolojik bir k…

Fotoğraf: Hürriyet

Binlerce yıl önce büyük bir ustalıkla şekillendirilen eserlerin, insanın güzellik ve zarafet arayışının, kendini ifade etme biçiminin ve kültürel birikiminin çağlar boyunca nasıl geliştiğini ortaya koyduğunu ifade eden Bakan Ersoy, her bir takının ait olduğu dönemin izlerini bugüne taşıyan ayrı bir hikâye anlattığını belirtti.Bakan Ersoy, sergiyi görmek üzere tüm vatandaşları Ankara Etnografya Müzesine davet etti. TAŞ VE KEMİKTEN MODERN MÜCEVHERE UZANAN YOLCULUKSergideki bilgi panoları, takının insanlık tarihindeki gelişimini kullanılan malzemeler, üretim teknikleri ve taşıdığı anlamlar üzerinden de ortaya koyuyor. Anadolu’da takı kullanımının Paleolitik Dönem’in sonlarına kadar uzandığı; Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Boncuklu Höyük gibi yerleşimlerde bulunan hayvan dişleri, deniz kabukları, kemik ve taş boncukların yalnızca süslenme amacıyla değil, statü, bereket ve korunma inançlarıyla da ilişkilendirildiği görülüyor.

Kemik ve dişin yanı sıra obsidyen, akik, kalsedon, kuvars ve kırmızı jasper gibi taşlar da farklı tekniklerle işlenerek kolye, bilezik ve saç süslerine dönüştürüldü. Tunç ve Demir çağlarında çeşitlenen taş boncuk kullanımı, Roma Dönemi’nde yarı değerli taşların kemik ve fildişinin yanı sıra altın, gümüş ve tunçla birlikte kullanılmasıyla yeni biçimler kazandıTakı üretimindeki önemli dönüşümlerden biri de metalin kullanılmaya başlanmasıyla yaşandı. Neolitik Çağ’da bakır ve kurşundan yapılan ilk boncuklarla başlayan süreçte, Kalkolitik Dönem’de bakır kullanımı gelişti, Tunç Çağı’nda ise bakır ve kalayın alaşımı olan tunç yaygınlaştı; altın ve gümüş de takılarda giderek daha görünür hâle geldi.

Döküm ve dövmeden tel ve levha şekillendirmeye uzanan üretim tekniklerine zamanla telkâri, granülasyon, kabartma ve kakma eklendi. Doğu Roma ve İslami dönemlerde mine, savat ve yaldızlama gibi yüzey süsleme yöntemlerinin kullanılmasıyla metal işçiliği daha da çeşitlendi. Cam da takı sanatının gelişiminde önemli bir dönüm noktası oluşturdu.

MÖ 3. binin sonlarında Mezopotamya’da keşfedilen cam, başlangıçta yarı değerli taşlara alternatif olarak boncuk ve küçük süs eşyalarının üretiminde kullanıldı. MÖ 2. binden itibaren gelişen cam sanatıyla Anadolu önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri hâline geldi. İlk dönemlerde adak, mezar hediyesi ve statü simgesi olarak kullanılan cam takılar, üretim tekniklerinin gelişmesiyle zaman içinde halk arasında da yaygınlaşarak kolye, bilezik ve yüzük gibi günlük kullanım eşyalarına dönüştü.Sergide takının tarih boyunca yalnızca estetik bir unsur olmadığı; statü, kimlik, inanç, toplumsal hiyerarşi ve aidiyetin de görsel bir ifadesi olduğu vurgulanıyor.

Paleolitik Dönem’den Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Demir, Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Selçuklu dönemleri üzerinden Osmanlı’ya uzanan bu gelişim, modern mücevher anlayışına kadar takip ediliyor. 20. yüzyıldan itibaren cam, plastik ve geri dönüştürülmüş malzemelerin de kullanılmasıyla mücevher kavramsal bir ifade alanına dönüşürken granülasyon, telkâri, kakma ve mine gibi geçmişten gelen teknikler günümüz takı üretiminde varlığını sürdürüyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Hürriyet sayfasına gidin.

www.hurriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü