sondakika.com
Son Dakika

6-7 Eylül döneminin İçişleri Bakanı anıt mezara gömülecek

27 Mayıs 1960'da askerlerin yönetime el koyması sonrası gözaltına alınan ve gözaltında intihar ettiği açıklanan dönemin İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik'in cenazesi anıt mezara taşınacak.

Fotoğraf: Bianet

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi katıldığı bir televizyon programında 1960 darbesi sürecinde hayatını kaybeden eski İçişleri Bakanı Dr. İsmail Namık Gedik'in naaşının İstanbul'daki Anıtmezar'a nakledilmesine ilişkin kararın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandığını söyledi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu da ""Bu yalnızca bir kabir nakli değildir, bu adım 66 yıl sonra yarım kalmış bir tarih sayfasının devlet eliyle tamamlanmasıdır. Namık Gedik, Demokrat Parti döneminde Aydın milletvekili ve İçişleri Bakanı olarak ülkemizin siyasi hayatında önemli görevler üstlenmiştir." dedi.

27 Mayıs darbesinin bilgisini alan İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakanı Adnan Menderes'e Ankara'yı terk etmeleri uyarısı yaptı. Gedik'in uyarısını dikkate alan Adnan Menderes 23 Mayıs günü Ankara'yı terk ederken Bayar Ankara'da kalmayı tercih etti. Darbe sonrasında askerler tarafından gözaltına alınan İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik Harp Okulu'na götürüldü.

Gedik'in gözaltına tutulduğu binanın penceresinden atlayarak intihar ettiği açıklandı. İşkenceye dayanamayarak intihar ettiği öne sürüldü. Eşine eski harflerle yazdığı mektupta "Dönüşü olmayan bir yola" girdiğini anlatan Gedik'in intihar etmeyi tercih ettiği de öne sürüldü. Ailesi mektubu doğrularken oğlu Arda Gedik de babasının intihar ettiğine inandığını aktardı.

Gedik'in cenazesi Karşıyaka Mezarlığı'nda "gizli ve belirsiz" bir yere defnedildi. Yıllar sonra ailesinin girişimi ile cenaze Cebeci Asri Mezarlığı'na nakledildi.

6-7 Eylül 1955 tarihinde yaşanan pogrom sırasında İçişleri Bakanlığı görevinde bulunan İsmail Namık Gedik, tepkiler nedeniyle 10 Eylül günü istifa etti. İstifasının üzerinden bir yıl geçmesinin ardından 12 Ekim 1956 tarihinde yeniden İçişleri Bakanlığı görevine getirildi. 27 Mayıs 1960 darbesine kadar görevini sürdürdü.

6-7 Eylül pogromunda etkin rol oynayan Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin başkanı Hikmet Bil tanıklığını "Kıbrıs olayı ve içyüzü" isimli kitabından anlattı. Yassıada duruşmaları sırasında dinlenen Bil, 6-7 Eylül tertibinin en tepesindeki kişileri o günkü Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve İçişleri Bakanı Namık Gedik olarak sıraladı.

6-7 Eylül'ün ardından yapılan soruşturma sırasında dönemin İstanbul Valisi Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay’ın "Namık Gedik’e İstanbul’da Kıbrıs meselesinden kaynaklanan bazı gösteriler yapılacağı konusunda bilgi vermiştim" şeklindeki sözleri üzerine Gedik'in de ifadesine başvuruldu.


“Dahiliye Vekâleti Teftiş Heyeti Reisliğine, 30.1.1956 tarih ve 16 sayılı yazınızla şahit sıfatıyle benden sorulan hususta müteallik bilgi ve görgümü beyan etmeden evvel, tevcih edilmiş olan yemini de, Ceza Usul Muhakemeleri Kanunu’nun 57. maddesi hükümleri dairesinde -bir şey saklanmaksızın ve bir şey katmaksızın kim(se) den korkmayarak, bir tesire kapılmadan bildiğimi, namusum ve vicdanım üzerine doğru söyliyeceğime yemin ederek- sorulan sualleri aşağıdaki şekilde cevaplandırıyorum:

6-7 Eylül 1956 tarihinde, İstanbul’da tecemmuat (toplanma) suretinde başlayan, tahrip ve yağma ile neticelenen hadiseler dolayısıyle hakkında tahkikat açılmış ve Dahiliye Vekâletince hazırlanan dosyası Devlet Şurası’na (Danıştay’a) intikal ettirilmiş bulunan İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay’ın müdafaasında “...Hadiseye mütekaddim (olaylardan önceki) ay ve haftalar içerisinde Kıbrıs’ı ilgilendiren istihbarlarımızı da Dahiliye Vekâletine yazılı ve şifahî raporlarımızla arzetmiştik...” şeklindeki ifadesinde Vekâlet’e şifahî izahlar yapılıp yapılmadığı yapılmış ise bu izahatın nelerden ibaret olduğunun tarafımdan cevaplandırılması istenmektedir.

Bu mevzuda benim hatırlayabildiğim biri 1955 senesinin Nisan ayının son haftası içinde, Kıbrıs meselesi üzerinde Türkiye Millî Talebe Federasyonu’nun Taksim’deki Kristal Gazinosu’nda, Valiliğin vâkî müracaat üzerine selâhiyetine dayanarak vermiş olduğu toplanma müsaadesiyle yaptıkları bir kongreyi müteakip sükûnetle dağılmış olmalarından sonra vukua gelen hadisedir ki, normal ve nizamî cereyan etmiş olan ilk safhasını müteakip valilik bilâhare bunun toplu bir yürüyüş haline inkılâp ettiğini haber alarak, önlenmesi için o gün tedbirli bulundurulan zabıtaya emir verdiğini ve fakat o sırada İstanbul Emniyet Müdürü’nün sekiz -yirmi- treniyle alâkalılara icabeden direktifi vererek Ankara’ya hareket etmiş bulunduğunu, kendisinin duruma bizzat müdahale etmek üzere olduğunu telefonla bana saat 20.30’a doğru vekâlette çalışmakta olduğum bir sırada bildirmişti.

Bu haber üzerine İstanbul Valisi’ne Avrupa şimal (kuzey) memleketlerinden birinde nüfusu beşyüz binden fazla şehirlerin emniyet müdürleri arasında yapılan bir kongreye iştirak etmek maksadıyle, Vekâlet’ten ve bağlı bulunduğu umum müdürlükten talimat almak üzere Ankara’ya hareket etmiş bulunan emniyet müdürünün trende ve ilk istasyonda buldurularak derhal yoldan geri dönmesi ve herhangi bir nümayişe meydan vermeyecek şekilde hadiseyle bizzat alâkalanması hususundaki emrimin kendisine tebliğ edilmesini ve o zamana kadar da vali olarak duruma müdahale ve bu hareket devam ediyorsa önlenmesini, suçlular hakkında derhal muameleye tevessül edilmesini bildirdim.

Bilâhare yine telefonda aldığım malûmata nazaran İstanbul Emniyet Müdürü Alaettin Eriş’e bu emrim trenin Hereke istasyonuna geldiği sırada tebliğ edilmiş ve o da derhal bulabildiği bir kamyonla İstanbul’a dönmüştür. Bu sırada İstanbul Valisi, Hürriyet Gazetesi yakınında biriken topluluğun tarafından dağıtılmış olduğunu ve tecemmuat (toplanma) kanununa aykırı hareket edenler hakkında İstanbul Müddeiumumisi (savcısı) Hicabi Dinç’in takibata tevessül ettiğini, herhangi bir taşkınlığa meydan verilmemiş olduğunu bana bildirmişti.

Kendisinin Kıbrıs mevzuunda şahsıma intikal ettirmiş olduğu meselelerden birincisi budur ve 6-7 Eylül hadisesinden dört buçuk ay evvele ait ve onunla herhangi bir irtibatı mevcut değildir.

Muttali olduğumuz anda da lüzumlu hassasiyeti göstererek ikinci hatırladığım mevzu Kıbrıs meselesi münasebetiyle Milli Türk Talebe Birliği’nin, Patrik Athenagoras’ı lokallerine davet ederek onunla yapmak istedikleri bir münazara teşebbüsü ve İstanbul matbuatının bu mesele üzerindeki neşriyatına mütealliktir. Vali’nin Athenagoras’ın evvelce yapmış olduğu muhtelif ziyaretleri iade maksadıyle, Patrikhane’ye gitmiş ve ısrar üzerine yemekte kalmış olduğunu, bu ziyareti sırasında devlet ve hükümet reislerini ilzam edecek mahiyette hiç bir beyanda bulunmadığını, sadece bir nezaket vecibesini yerine getirmiş olduğunu, bazı mehafilin (çevrelerin) ve gazetelerin bunu istismarı karşısında hadiseyi yine matbuat yoluyla tavzih ettiğini (açığa kavuşturduğunu), Milli Türk Talebe Birliği Reisi’ni makamına davet ederek bu gibi siyasî teşebbüslerden tevakki etmelerini (sakınmalarını) kendisine bildirildiğini ve ondan da bilmukabele teminat aldığını, kilise bülteninde neşredilen ve vak’aya uymayan hususların tashih edilmesi için Patrikhane nezdinde teşebbüste bulunduğunu bana bildirdi. Bu hadise de hatırladığıma göre 1955 senesinin Temmuz ayı sonuna tesadüf etmektedir. İstanbul Valisi’nin Kıbrıs mes’elesi hakkında şifahî olarak bana intikal ettirdiği haberler bunlardır.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

3 kaynak

Gündem haberleri

Tümü