ABD’de 3 Kasım ara seçimlerine iki ay kala Cumhuriyetçi Parti, birkaç ay önce "kalesi" saydığı eyaletlerde bile mevzilerini korumaya çabalıyor.
Cook Political Report’un son değerlendirmesinde Alaska, Iowa, Maine, Michigan, Ohio ve Texas senato yarışlarının “başa baş” geçeceği; Georgia, Kuzey Carolina ve New Hampshire'da ise rekabet sürmekle birlikte ibrenin Demokratlara döndüğü görülüyor. Halen Cumhuriyetçiler Senato’da 53-47 çoğunluğa sahip; Demokratların çoğunluğu alması, net 4 sandalye kazanmalarına bakıyor.
Ancak Cumhuriyetçilerin açısından asıl sorunu seçim haritasının nasıl şekillenmekte olduğundan çok, ülke çapındaki siyasi hava; tek tek yarışlardan çok ülkenin genelinde esen rüzgâr.
Reuters/Ipsos’un 31 Ağustos’ta sonlandırdığı araştırmada Başkan Donald Trump’ın görev onayı yüzde 33’te kaldı; bu, Trump’ın siyasi kariyerinde gördüğü en düşük düzeylerden biri. Aynı araştırmayı yanıtlayan Demokratların yüzde 46’sı kasım seçimlerinde oy kullanmak için “çok istekli” olduklarını söylerken, Cumhuriyetçilerde bu oran yüzde 31’de kalıyor. Bağımsız seçmenlerde Demokrat adaylara yönelim, yüzde 36 iken Cumhuriyetçilere yüzde 22 olarak ölçüldü.
Seçmenin mutfağı Cumhuriyetçilerin önüne geçti
Reuters/Ipsos araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 71’i Trump’ın hayat pahalılığıyla mücadele performansını beğenmiyor; Cumhuriyetçi seçmenler arasında da bu oran yüzde 40’a yükselmiş durumda. Aynı araştırmalar, seçmenlerin yaklaşık 10 yıl sonra ilk kez ekonomi alanında Demokratlara Cumhuriyetçilerden daha fazla güven duyduğunu gösteriyor.
Bu memnuniyetsizlik sokağa da dolaysızca yansıyor. New Jersey’de oyunu Trump’a vermiş olan 68 yaşındaki Sheila Carney, market alışverişinden sonra konuştuğu Reuters’a, “Bu gerçek. [Trump] 'gerçek değil' dese de gerçek. Hiçbir şeyi ucuzlatmadı” diyor. Carney, artan giderleri nedeniyle emekliliğini ertelediğini söylüyor. Reuters’ın incelediği 26 temel gıda kategorisinde fiyatlar Trump’ın yeniden işbaşına geldiği döneminin ilk 19 ayında ortalama yüzde 3,4 arttı.
İran savaşı da ekonomik hoşnutsuzluğu artırıyor. Petrol fiyatlarında savaşın yol açtığı artış Cumhuriyetçilerin ekonomiye ilişkin söylemlerini boşa çıkarıyor. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yalnızca yüzde 36’sı savaşı desteklerken, artan benzin fiyatları ve savaş harcamaları Cumhuriyetçilerin ekonomik söylemlerini cılızlaştırıyor. Beyaz Saray'ın da seçim öncesinde İran cephesinde çatışmayı aşağı çekmek için çare aradığı bildiriliyor.
Trumpçılar, "kırmızı eyaletler"de bile savunmada
ABD'de Cumhuriyetçilerin genel olarak üstün oldukları eyaletlere "kırmızı" deniyor. Haritadaki en çarpıcı örnek daima "kırmızı" olan Texas. Demokrat aday James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton karşısında RealClearPolitics ortalamasında yaklaşık 2 puan önde gidiyor. Texas, 2024’te Cumhuriyetçilerin Senato yarışını 8,5 puan farkla kazandığı bir eyaletken, bugün “başa baş” eyaletler arasında gösteriliyor.
Cumhuriyetçileri derdi yalnızca anketler de değil. Talarico kampanyası için halktan 68,5 milyon doları aşkın kaynak toplarken, Paxton yaklaşık 9 milyon dolarda kaldı. Associated Press’e konuşan Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy, açıkça “Başkanın yardımına ihtiyacımız var” dedi ve Trump’ın Texas’a seçimler için 100–200 milyon dolar aktarmasını beklediklerini söyledi.
Kuzey Carolina’da eski Demokrat vali Roy Cooper Cumhuriyetçi Michael Whatley karşısındaki ortalama 8 puan kadar öne geçti. Alaska’da da eski Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Mary Peltola, Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan’ın yaklaşık 2 puan önünde gidiyor.
Ohio, Maine ve Michigan gibi eyaletlerde farklar daha dar; ancak bu eyaletlerin de aynı anda başa baş hale gelmesi Cumhuriyetçileri parayı ve alan örgütlenmelerini birden çok cepheye dağıtmaya zorluyor.
“Anketler yine yanılıyor” demek durumu örtmeye yetmeyecek
Cumhuriyetçiler anketlerin 2016 ve 2020’de de Trump’ın oylarını düşük gösterdiğini, 2026’da bazı yerlerde Demokratların sağladığı üstünlüğün de hata payı kapsamında olduğunu iddia ediyor.
Ancak uzmanların dikkat çektiği nokta seçim tahminlerinin ötesinde: Özel seçim sonuçları ve anketler arasındaki fark ne olursa olsun, bu veriler partinin gerçek ivmesini ölçüyor ve ve Cumhuriyetçilerin ivme kaybetmeleri bir tahmin değil, açık sonuç.
Brookings Institution’ın 2025 ve 2026’daki özel seçimler üzerine raporu Cumhuriyetçilerin tüm oylamalarda 2024’teki sonuçların gerisinde kaldığını; Demokratların ise kazandıkları her seçimde önceki oy oranlarını aştıklarını gösteriyor. Brookings, özel seçimlerdeki katılımın düşüklüğü dolayısıyla doğrudan kasım seçimlerine yansıtılamayacak olsa da, bu sonuçların, Cumhuriyetçi seçmenin doğruca Trump için oy istenmeyen bir seçime motive olup olmayacağı konusunda ciddi bir uyarı oluşturduğunu belirtiyor.
Cumhuriyetçilerin tutumu da halka ne derlerse desinler, gerçek bir kaygıya kapıldıklarını gösteriyor. Bu nedenle parti yaklaşan ara seçimler için ek hazırlık yapıyor.
Cunhuriyetçi Parti, hiç adeti olmadığı halde 9–10 Eylül’de Dallas’ta ilk kez bir ara seçim kongresi düzenleyecek. Reuters’a konuşan parti yöneticileri ve bağışçılar toplantıyı seçim yarışını yeniden harlamak için kritik önemde görüyor. Cumhuriyetçi Ulusal Komite sözcüsü Natalie Baldassarre, “Başkan Trump seçmeni aday başka birisi değilmiş gibi sandığa götürüyor” diyerek kongrenin partiye ivme kazandıracağını savunuyor. Ancak yarışın başabaş olduğu bölgelerdeki bazı Cumhuriyetçi adaylar, Trump’ın düşük görev onay oranının kendilerini de zayıflatabileceği kaygısıyla kongre fikrine mesafeli duruyor.
Cumhuriyetçilerin kozu para, Demokratlarınki siyasi rüzgâr
Cumhuriyetçiler henüz kaybetmiş değil. Trump’a bağlı MAGA Inc. temmuz sonunda kasasında 403 milyon doların üzerinde nakit olduğunu açıklamıştı; buna karşın şimdiye kadar kritik eyaletlerde çok az harcama yaptı. AP’nin haberine göre Cumhuriyetçi stratejistler, seçim yaklaştıkça televizyon reklamlarının pahalılaşması nedeniyle paranın devreye sokulmasındaki gecikmenin, etkisini azaltabileceğinden kaygılılar.
Partinin önümüzdeki iki ay için stratejisi az çok netleşmiş sayılır: Trump seçmenini sandığa taşımak, Demokratları “radikal sol” olarak yaftalamak ve ekonomi tartışmasının yerine göçü, vergileri ve kamu harcamalarını öne çıkarmak.
Dokratların stratejisi ise şu andaki avantajları koruyarak ileri taşımak: iktidara yönelik tepki, yüksek seçmen motivasyonu ve hayat pahalılığı.
Cumhuriyetçiler, anketlerin kendilerini birkaç puan eksik ölçtüğünü söylemekte haklı çıkabilseler bile bu tek başına, seçmen eğiliminin iktidar partisinin aleyhine döndüğü gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Yalnızca seçim anketleri değil, başkanın onay oranı, bağımsız seçmenlerin tercihleri, seçmen motivasyonu ve özel seçim sonuçları da, hepsi aynı istikameti gösteriyor.
3 Kasım ara seçimlerinin asıl sorusu Trump’ın oy pusulasında görünmediği bir seçimde Trump’ın oluşturduğu aşırı sağcı koalisyonun sandığa aynı güçle taşınıp taşınamayacağı olacak; seçim sonuçları, Cumhuriyetçilerin ülke çapındaki siyasi rüzgârın karşısında direnip direnemeyeceğini gösterecek.
Cumhuriyetçiler, paralarına güveniyor; Demokratlar ise şimdilik rüzgârın kendi yelkenlerini doldurduğuna.