Saksonya-Anhalt Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılan Almanya İçin Alternatif’in (AfD) eyalet seçimlerinde yüzde 43,8 oyla birinci parti çıkması, Almanya’daki Türkiyeliler ve aşırı sağın hedef aldığı diğer toplumsal kesimlerde kaygıyla karşılandı.
Almanya Türk Toplumu (TGD), özellikle göçmenler, Müslümanlar, Yahudiler, LGBTİ+’lar ve aşırı sağın hedef aldığı diğer gruplar için daha güçlü ve kalıcı güvenlik önlemleri alınmasını istedi.
TGD Eş BaşkanıMehtap Çağlar, seçim sonucunun yalnızca siyasi oranlardan ibaret olmadığını belirterek birçok insanın kendi güvenliğini sorguladığını söyledi: “İnsanlar çocuklarının okula korkmadan gidip gidemeyeceğini, sokakta güvende olup olmadıklarını ve bu ülkede kendilerini hâlâ ait hissedip hissedemeyeceklerini düşünüyor.”
Diğer Eş Başkan Gökay Sofuoğlu da federal hükümet ile Saksonya-Anhalt yönetimine, ırkçı, antisemitik, Müslüman ve LGBTİ+ karşıtı saldırıların mağdurlarına yönelik danışmanlık, koruma ve önleme hizmetlerini güçlendirme çağrısı yaptı. Sofuoğlu, siyasi tehditlerin şiddete dönüşmesinin beklenmemesi, mağdurların başvurabileceği güvenilir kurumlara yeterli kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.
“Bizi istemeyenler aslında bize ihtiyaç duyacak”
TGD, aşırı sağın dışlayıcı politikalarının Saksonya-Anhalt’ın ekonomik ve demografik geleceğini de tehdit edeceğine dikkat çekti. Eyalette önümüzdeki on yılda yaklaşık 200 bin kişilik işgücü açığı oluşmasının beklendiğini belirtti.
Çağlar, insanların kökenleri, inançları veya cinsel kimlikleri nedeniyle kendilerini güvende hissetmemelerinin eyaletin kendisine zarar vereceğini söyledi:
“İnsanları ülkeden veya toplumdan uzaklaştırmak Saksonya-Anhalt’ın kendisine zarar verir. Ailelerimiz, işimiz, dostluklarımız ve evimiz burada. Bizi istemeyenler aslında bize ihtiyaç duyacak. Her şeyden önce devletin anayasal görevi bizi korumaktır.”
TGD ayrıca Saksonya-Anhalt’taki demokratik partilere AfD ile işbirliği ve siyasi tavizlere karşı oluşturulan “yangın duvarını” koruma çağrısı yaptı.
Mülteci örgütü: İnsan hakları pazarlık konusu olamaz
Kaygıya kapılanlar, yalnızca Türkiyeliler değil. Seçimden 11 gün önce Magdeburg’da işletme sahibi yaklaşık 160 göçmen, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı bir günlük dükkân kapatma eylemi yapmıştı.
Saksonya-Anhalt Mülteciler Konseyi’nden Saaeid Saaeid, seçimden sonra uzun yıllardır eyalette yaşayan göçmenlerin bile burada kalıp kalmamayı sorguladıklarını söyledi. Saaeid, “Henüz nasıl bir hükümet kurulacağını bilmiyoruz ama bu sonuçların şimdiden nasıl bir korku yarattığını biliyoruz” dedi.
Konsey, tehdit altındaki insanları desteklemeye devam edeceğini açıklarken, Saaeid, “İnsan hakları siyasetin pazarlık konusu haline getirilemez” diye konuştu.
Yahudi toplumu: “Burası bizim ülkemiz”
Saksonya-Anhalt Yahudi Cemaatleri Eyalet Birliği de demokratik temel değerlerin ve azınlıkların kararlılıkla korunmasını, güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesini ve toplumsal çeşitliliğin açıkça savunulmasını istedi.
Yahudilerin Saksonya-Anhalt’ta bin yılı aşkın bir geçmişi bulunduğunu hatırlatan Birlik, “Burası bizim ülkemiz; Yahudi ailelerin kuşaklar boyunca yaşadığı, çocuklarımızın ülkesi” dedi.
Almanya Yahudileri Merkez Konseyi BaşkanıJosef Schuster seçim sonucundan “kişisel olarak dehşete düştüğünü” söyledi. Halle’de yaşayan Yahudi aktivist Igor Matviyets ise ortaya çıkan durumu “ürkütücü bir belirsizlik hali” olarak tanımladı; toplumsal hafıza, din özgürlüğü ve başkalarının acısıyla dayanışma konusundaki uzlaşmanın aşınmasından kaygı duyduğunu belirtti.
Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, göçmenler ve çocuklarının yanı sıra Yahudilerin, Müslümanların, LGBTİ+’ların ve engellilerin de seçim sonucundan özellikle kaygı duyduklarını söyledi. Ataman, azınlıklara ve farklı düşünenlere yönelik kampanyaların ayrımcılığa veya doğrudan şiddete dönüşmesinden korkulduğunu belirtti.
Sosyal Birlik VdK Başkanı Verena Bentele ile örgütün Saksonya-Anhalt Başkanı Lutz Schütte-Krietsch ise AfD’nin okullarda kapsayıcı eğitime son verme vaadine dikkat çekerek bunu engelliler açısından “ilan edilmiş dışlama” olarak nitelendirdi.
Göçmen örgütleri: AfD’ye iktidar yolu açılmamalı
Almanya’daki göçmen örgütlerinin çatı yapılarından Göçmen Örgütleri Federal Konferansı(BKMO) diğer partilerden AfD ile koalisyon kurmamalarını, AfD’nin dışarıdan desteğine dayanmamalarını ve AfD oylarıyla çoğunluk oluşturmamalarını istedi.
BKMO Eş Başkanı Ehsan Djafari, seçim sonucunu “bütün Almanya demokrasisi için bir stres testi” olarak niteledi.
Doğu Almanya’daki göçmen örgütlerini bir araya getiren DaMOst yönetiminden Fouad Abdallah, seçim sonucuna toplumsal grupları birbirine karşı kışkırtarak veya insanları kökenleri, dinleri ve göç geçmişleri nedeniyle damgalayarak cevap verilmemesi gerektiğini söyledi.
DaMOst Başkanı Eter Hachmann da göçmenlerin Saksonya-Anhalt’ın artık doğal bir parçası olduğunu vurguladı: Göçmenlerin yalnızca siyasi tartışmaların konusu değil, siyasi kararların eşit katılımcıları olarak görülmelerini istedi.
AfD yabancılar ve engelliler için ne vaat ediyor?
▶︎AfD’nin Saksonya-Anhalt seçim programı göç politikasında “180 derecelik dönüş” ve bir “sınır dışı etme ve remigrasyon hamlesi” öngörüyor. Oturma hakkı bulunmayanların sınır dışı edilmesinin hızlandırılmasını isteyen parti, eyaletteki şirketlerin nitelikli işgücü açığını göç yoluyla kapatmak yerine otomasyon ve yapay zekâya yönelmesini savunuyor ve özellikle “kültürel olarak yabancı çevrelerden” gelecek işgücüne bağımlılığın azaltılmasını istiyor. AfD yönetimi, yasal olarak Almanya’da bulunan ve çalışan göçmenleri hedeflemediğini söylüyor; ancak parti içindeki bazı siyasetçiler Alman yurttaşlığı bulunan göçmen kökenlileri de kapsayabilecek daha geniş “remigrasyon” önerileri dile getiriyor.
▶︎AfD, engelli ve engelsiz çocukların birlikte eğitim gördüğü kapsayıcı eğitim sistemini “başarısız olmuş bir deney” olarak nitelendiriyor. Seçim programında engelsiz çocuklardan “normal yetenekli çocuklar” diye söz edilirken, engelli öğrencilerin sınıfta “dersin ilerlemesini yavaşlattığı” ileri sürülüyor. Parti, iktidara gelmesi halinde kapsayıcı eğitimi “derhal sona erdireceğini” ve engelli çocukların ayrı eğitim gördüğü özel okulları genişleteceğini vaat ediyor. AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund seçim tartışmasında partisinin kapsayıcı eğitimi kaldırmak istemediğini ve “her çocuğa ayrı ayrı bakacağını” söyledi; ancak MDR’nin doğruluk kontrolü bu açıklamanın AfD’nin yazılı seçim programıyla çeliştiğini saptadı.