sondakika.com
Son Dakika

Ağla güzel yurdum

Sevgili okurlarım, artık yerlisi olmaya başladığım Gölcük Belediyesi’ne bağlı Değirmendere’nin deniz kıyısındaki çınar ağaçlarının püfür püfür estiği, çocukların neşeyle oyun oynadığı, yaşlıların derin anılara daldığı Çınarlı Meydan’da; bütün bunları seyreden Gölcük depreminde çoğunu denizin aldı…

Fotoğraf: Cumhuriyet

Sevgili okurlarım, artık yerlisi olmaya başladığım Gölcük Belediyesi’ne bağlı Değirmendere’nin deniz kıyısındaki çınar ağaçlarının püfür püfür estiği, çocukların neşeyle oyun oynadığı, yaşlıların derin anılara daldığı Çınarlı Meydan’da; bütün bunları seyreden Gölcük depreminde çoğunu denizin aldığı, kurtulanların ise meydanın müdavimi olduğu ahşap heykeller vardır. Çünkü bir zamanlar Değirmendere bir belediyeydi ve heykel tutkunu Ertuğrul Akalın başkan ve cıva gibi her yere yetişen eşi Nur , pek çok akademisyen Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu başlattılar. Yıl 1997.

Meydana çadırlar kuruldu, dünyanın her yerinden heykeltıraşlar geldi ve Değirmendere halkı onları bir ay boyunca izledi. O günlerden bana da on yaşındaki ayakkabı boyacısı Bilal’ in “Ben de oyarım” diye başladığı balık heykeli kaldı. Arada kesintiler oldu ama Gölcük Belediyesi bu kıymetli sempozyuma sahip çıktı.

Bu yıl 29’uncusu yapıldı. Sırbistan’dan, İran’dan, Çin’den misafir heykeltıraşlar vardı. Ve nihayet günlerdir izlediğim İranlı heykeltıraş Hedayat Sahraei ’nin “Kaval Çalan Çoban” heykeli kavalını çalmaya başladı.

Durup onu dinledim ve eşlik ettim: Ağla güzel yurdum, Bütün tersanelerine girildi, bütün limanlarına el kondu. Derelerin boğuldu. Bütün madenlerine el kondu.

Bütün ormanlarına el kondu. Doğmuş ve doğacak yavrularının geleceğine el kondu. Genç kızlarının, genç erkeklerinin en haklı rüyalarına el kondu.

Kadınlarının, kadınlıklarını yaşamalarına el kondu. Erkeklerin horon tepmelerine el kondu. Bütün türkülerin kara bir çarşafla kapatıldı.

Bütün şarkılarının sesi kısıldı. Bütün denizlerinin bereketine el kondu. Bütün masallarına, söylencelerine el kondu.

Mangal sefalarına, kaldırılan kadehlerine el kondu. Sürüsünü otlatan çobanın sürüsünü kurtlar kaptı. Marangozların elleri köreldi.

Küçücük kızlarının ırzına geçildi. Bebeler sessizce ölümü bekler oldular. Baharda açan bademlere ölüm suyu yürüdü.

Çamlar boyunlarını büker oldular. Zeytin ağaçları kesilirken incecik ağladılar. Gök maviyi unuttu.

Ağla güzel yurdum, Ey vakitsiz ve haksız ölümlerin ülkesi. En güzel hayallerine veda etmişsin, Ağla güzel yurdum, ağla Sen ki güzeller güzelisin Aşksın, sevdasın, hayatsın Mavinin en güzeli sensin Yeşilin en kuzgunu sensin Sen kırlangıçların yurdusun Masum serçelerin Mavi yunusların yurdu Bahar en çok sana yakışır Kış seninle güzel Sararmış yaprakların şiir yazdığı bir yurtsun sen Ağla güzel yurdum ağla...

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü