Yaklaşık 25 yıldır cezaevinde olan gazeteci-yazar Erdal Süsem, tutulduğu Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nden mektup gönderdi.
Süsem mektubunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay’ın lehine verdiği kararlara rağmen yeniden yargılandığı dosyada İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendisini tahliye etmediğini anlattı.
6 Ekim’de görülecek duruşması öncesinde basın emekçilerine ve kamuoyuna çağrıda bulundu.
Merhaba, Ben tutuklu-hükümlü gazetecilerden biriyim. 25. mahpus yılımı da yakında dolduracağım. Hâlâ mahpusum, hâlâ yargılanıyorum. Diğer dosyalarımdan beraat ettim. Bu dosyada da hukuken beraat etmem icap olduğu, AİHM’in, AYM’nin ve Yargıtay’ın lehime kararlarına rağmen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘içerde tutma’ ısrarından ötürü hâlâ mahpusum. Ben Eylül Sanat Edebiyat Dergisi’nin editörü ve yazarıydım. Yakın zamanda da, yıllardır yazıp bir kenarda tuttuğum romanlarımdan ‘Kusursuz Cinayet I / Gölgeler ve Suretler’i yayımladım. Yargılanma sürecimin geçmişi oldukça uzun. Burada yalnızca son yıllardaki gelişmeleri aktarmak istiyorum. AİHM, 23 Mayıs 2019’da, Türkiye’nin kabul ve taahhütlerine de atıf yaparak yargılamamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6/1. maddesinde güvence altına alınan ‘adil yargılanma hakkı’nın ihlal edildiğine hükmetti. Bu karar doğrultusunda 16 Temmuz 2019’da İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeniden yargılama talebinde bulundum. Mahkeme talebimi reddetti. Bunun üzerine AYM’ye başvurdum. AYM, 13 Eylül 2022’de AİHM’in lehime kararına da atıf yaparak, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan ‘adil yargılanma hakkı’mın ihlal edildiğine ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının zaruri olduğunda karar kıldı. Hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması, maddi gerçeğin araştırılması, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve savunmanın tanıkları sorgulayabilmesi gibi adil yargılamanın temel ilkelerini vurguladı. AYM kararının 7 Aralık 2022’de İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesiyle birinci yeniden yargılama süreci başladı. Ancak dört celselik bu süreçte, 12 Ağır Ceza Mahkemesi ‘adil yargılanma hakkı’mı yeniden ihlal etti. Hukuka aykırı elde edilen delilleri dosyada muhafaza etti. Tahkikat, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi taleplerimi reddetti. Duruşmalara bizzat katılma talebimi dahi karşılamadı. İddia edilen delillerin tamamının lehime olduğunu savunmama ve aleyhime yeni bir delil sunulmamasına rağmen önceki hüküm korundu. 21 Aralık 2023’te temyiz hakkımı kullandım. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 9 Nisan 2025’te AYM kararına da atıf yaparak hükmü esastan bozdu ve AYM gibi adil yargılamanın temel ilkelerine vurgu yaptı. Yargıtay ayrıca yeniden yargılamanın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 311/1-e maddesi kapsamında yürütülmesine hükmetti. Söz konusu madde, yeni olay veya yeni delillerin hükümlünün beraatini ya da daha hafif bir cezaya mahkûm edilmesini gerektirebilecek nitelikte olması hâlinde yeniden yargılama yolunu düzenliyor. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi ikinci yeniden yargılama sürecini başlatsa da AYM'nin lehe kararına direndiği gibi Yargıtay'ın kararına da direndi. Tahkikat, delillerin toplanması, tanıkların dinlenilmesi taleplerim reddedildi. Yaklaşık 25 yıldır haksız ve hukuka aykırı biçimde tutuluyorum. AİHM'in, AYM'nin ve Yargıtay'ın lehe kararları beraat etmem yönünde ama 12. Ağır Ceza Mahkemesi üst mahkemelerin kararlarını yerine getirmiyor. Mahkemenin adilâneliğinden ve tarafsızlığından bariz şüphe duyduğumdan reddi hakim talebinde bulundum. Talebim ciddi bir incelemeye tabi tutulmadan reddedildi. 25 yıldır mahpusum. Haksız ve hukuksuz biçimde tutulmaya devam ediyorum. 25 yıldır yorucu bir hukuk mücadelesi veriyorum. 6 Ekim 2026 tarihinde İstanbul (Çağlayan) 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmam var. Sizden, basın emekçilerinden ve demokratik kamuoyundan duyarlılık bekliyorum. Sevgilerimle,
Erdal Süsem neden hapis?
Erdal Süsem’in yaklaşık 25 yıldır devam eden yargı süreci, 1999’da Küçükyalı Polis Karakolu’nda görevli bir polis memurunun silahının gasp edilmesiyle başladı.
Polis, silahla hiç ilgisi olmayan bir şekilde Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği'ne (TİKB) yönelik bir operasyon düzenledi. Burada gözaltına alınan bir kişi polis ifadesinde, başka bir örgüt olan TKP(ML) ile bağlantılı olduğu öne sürülen kişiler arasında Süsem’in de adını verdi. İfade sahibi daha sonra savcılık ve hakimlikte bu ifadenin kendisine işkence altında imzalatıldığını, Süsem’i tanımadığını söyledi.
Süsem, 21 Mart 2000’de İstanbul Kartal’da gözaltına alındı. Silahı gasp edilen polis, yapılan teşhiste Süsem’in silahını alan kişi olmadığını söyledi. Süsem ise dört günlük gözaltı sırasında işkence gördüğünü ve polis ifadesinin kendisine işkence altında imzalatıldığını belirtti. Buna rağmen tutuklandı. İlk aşamada örgüt üyeliği soruşturmasında delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildi, daha sonra yeni bir savcı, kayıp silaha ilişkin ekspertiz raporuna dayanarak Süsem hakkında anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs suçlamasıyla dava açtı.
Kayıp silahla işlendiği ileri sürülen cinayetin görgü tanığı olan maktulün eşi duruşmada dinlenmedi ve Süsem’le yüzleştirilmedi. Tanığın tarif ettiği failin fiziksel özelliklerinin Süsem’le uyuşmadığı da savunmada dile getirildi. Buna rağmen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Aralık 2005’te Süsem’e müebbet hapis cezası verdi. Yargıtay kararı 2006’da usul eksiklikleri, 2008’de ise yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle bozdu; yerel mahkeme yeniden yaptığı yargılamalarda müebbet hapis kararında direndi.
Süsem, yargılama sürerken tahliye edildi ancak 2010’da editörlüğünü yaptığı Eylül Sanat Edebiyat dergisindeki yazılar ve çalışmaları gerekçe gösterilen başka bir soruşturma kapsamında yeniden tutuklandı. Bu soruşturmada dergi için mahkumlarla yaptığı görüşmeler, cezaevinden gönderilmiş “görüldü” mühürlü mektuplar ve kitaplığındaki kitaplar delil olarak gösterildi. Bu tarihten beri de hapis.