sondakika.com
Son Dakika

Aile ve avukatlardan çağrı: Özcan Aksu devlet gözetiminde yaşamını yitirdi, ölümü aydınlatılsın

Ortak basın metnini okuyan ÖHD üyesi avukat Mehmet Şirin Şahin, sürecin başından itibaren ciddi bir bilgi kirliliği ve şeffaflıktan uzak bir yaklaşımla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

Fotoğraf: Bianet

İstanbul’da gözaltına alındıktan ve tutuklanarak cezaevine gönderildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Özcan Aksu’nun ölümüyle ilgili hak örgütleri ve ailesi ortak bir basın açıklaması düzenledi.

Beyoğlu’ndaki İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde toplantıya; Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İHD, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) temsilcileri ile Aksu’nun yakınları katıldı.

Ortak basın metnini okuyan ÖHD üyesi avukat Mehmet Şirin Şahin, sürecin başından itibaren ciddi bir bilgi kirliliği ve şeffaflıktan uzak bir yaklaşımla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

Açıklamada yer alan bilgilere göre Özcan Aksu, 22 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da sivil polisler tarafından gözaltına alındı ve yaklaşık 24 saat süren işlemlerin ardından 23 Haziran’da tutuklandı. Gözaltı ve tutuklama sürecinde ailenin günlerce doğru bilgilendirilmediğini belirten avukatlar; yakınlarının önce Metris’e, ardından Silivri Cezaevi’ne yönlendirilerek bilgilere erişimlerinin zorlaştırıldığını vurguladı.

Kamu makamlarının, Aksu’nun hastaneye sevki sırasında kaçmaya teşebbüs ettiği ve görevli memura mukavemet gösterdiği yönündeki iddialarına tepki gösterilen açıklamada, bu iddiaların hangi somut olaya dayandığı, olayın nerede gerçekleştiği, kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığı ve iddiaları doğrulayan resmi belgelerin neler olduğu hususlarının tamamen karanlıkta bırakıldığı ifade edildi. Avukatlar, hukuk devletinde hiçbir iddianın tek başına maddi gerçeğin yerine geçemeyeceğini hatırlatarak devletin gözetimi altındaki her birey için kamu makamlarının somut delil sunma yükümlülüğü olduğunu belirtti.

Ailenin Aksu ile ilk kez 26 Haziran 2026’da Marmara (Silivri) 2 Nolu Ceza İnfaz Kurumu'nda görüşebildiği aktarılan açıklamada, karşılaşılan ağır tablo detaylandırıldı. Görüşmede Aksu'nun yüzünde yoğun darp izleri, göz çevresinde morluk ve şişlikler, kaşında dikişler, ensesinde kan izleri ve kollarında yoğun ödem tespit edildiği kaydedildi. Bununla birlikte Aksu’nun yürümekte ve konuşmakta zorlandığı, bulunduğu yeri ve zamanı algılayamadığı, ailesini tanımakta dahi güçlük çektiği ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu belirtildi.

Açıklamada, böylesine ağır bir tabloya ve bilincinin kapalı olmasına rağmen Aksu’nun hücre tipi koğuşta tutulmasının infaz hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğu vurgulandı. Devletin, gözetimi altındaki bireylerin yaşam hakkını ve beden bütünlüğünü korumakla yükümlü olduğu hatırlatılarak, bu durumdaki bir mahpusun sosyal temastan yoksun hücrede tutulmasının izah edilmesi gerektiği ifade edildi. Aksu’nun farklı kurum ve hastaneler arasında sevk edildiği bilgisi verilmişse de bu sevklerin gerekçelerine ilişkin hiçbir resmi açıklama yapılmadığı ve 5 Temmuz 2026 tarihinde ölüm haberinin aileye ulaştığı aktarıldı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu

Özcan Aksu ailesi vekilleri, ölümün tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların yargılanması talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını duyurdu. Başvuruda; Aksu'nun vücudundaki darp izlerinin nasıl oluştuğu, dikişlerin ve yaralanmaların sebebi, kaçma iddiasını doğrulayan kamera kayıtlarının varlığı ve kamu görevlileri hakkında adli/idari bir inceleme başlatılıp başlatılmadığı sorularının yanıtlanması istendi.

Avukatlar, soruşturmanın etkili yürütülebilmesi için savcılığa ve yetkili makamlara şu çağrıları yaptı:

  • Deliller derhal koruma altına alınmalı: Emniyet nezarethane kayıtları, Metris ve Marmara Cezaevleri giriş-çıkış, koğuş, revir ile sevk araçlarına (ring ve ambulans) ait tüm kamera görüntüleri, hastane kayıtları ve dijital deliller vakit kaybetmeksizin muhafaza edilmelidir.
  • Bağımsız inceleme yapılmalı: Aksu’nun vücudundaki ağır darp ve fiziksel yaralanmaların nedeni bağımsız adli tıp uzmanlarınca ayrıntılı şekilde incelenmeli, yaralanmalar ile ölüm arasındaki illiyet bağı bilimsel yöntemlerle ortaya konulmalıdır.
  • Tüm sorumluların ifadesi alınmalı: Süreçte görev alan kolluk kuvvetleri, infaz koruma memurları, cezaevi idaresi, sağlık çalışanları ve olaya tanıklık etmiş olabilecek mahpusların ifadelerine gecikmeksizin başvurulmalıdır.

Açıklama, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bağımsız bir soruşturma yürütmesi, Adalet Bakanlığı’nın şeffaflığı sağlaması ve tüm insan hakları örgütleri ile baroların dosyaya sahip çıkması yönündeki adalet çağrısıyla tamamlandı.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü