Yeni göreve gelen ve yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz. Tabii sevindirici bir tarafı da var. Bu Yüksek Askerî Şûra ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki kadın general sayısı artıyor.
Bu da son derece sevindirici. Burada bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının, Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyet'in bir kazanımı olarak değerlendirilmesi açısından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her zamanki gibi başarılar diliyoruz.2 YILLIK SÜRECİN EN ÖNEMLİ AŞAMASINA GELİNMİŞ OLDUCumhurbaşkanımız, Terörsüz Türkiye konusunda şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, ortaya konulması gereken tavırlar, kullanılacak üslup ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler.
Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar. Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu. Tabii bir hususu özellikle belirtmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin, biricik vatanımızın bulunduğu coğrafya son derece büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafya.
Sadece çok uzun değil, 300 yıllık bir tarihe bile baksak, 100 yıllık tarihimize baksak, son 50 yılımıza baksak karşı karşıya olduğumuz tehditler, başka ülkelerin belki 5-10 kat sürede ve daha düşük yoğunlukta karşı karşıya kaldığı tehditlerle eşdeğerdir. Terörsüz Türkiye'ye çok emek verildi.Dolayısıyla ülkemiz hem bulunduğu konum bakımından hem de diğer nitelikleri bakımından çok yüksek ve yoğun tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Tüm bunların arkasında tabii birtakım siyasi projeler de var.
Ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastetmeye çalışan girişimler var. Bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti, bütün unsurlarıyla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi. Bugüne kadar her türlü darbe girişiminden tutun da birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey, kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakârlıklarıyla engellendi.
Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Mekânları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz.
Tabii şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine de buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi'nden en içten saygılarımızı ve hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim. Tabii Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci için gerçekten çok emek sarf edildi.
Kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yani yüzlerce kere toplanmışızdır.
Sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar bütün arkadaşlarımızla birlikte kurduğumuz heyetle çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık. Tabii esasında Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi, etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde, yakın bölgemizde emperyalistlerin ve siyonistlerin hangi kirli planları, bölgeyi parçalamaya dönük ve bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde, Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü devlet aklının bugün siyasette, Meclis'te ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının, milletimizin değerlerinin, irfanının ve basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı.Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri hep birlikte değerlendirdiğimizde, özellikle son 10 yıla odaklandığımızda göreceğimiz şey şudur. Kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir.
Kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan bu tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir. Biliyorsunuz Arap Baharı'ndan başlayarak bu dalgalara karşı Türkiye, bu dalgaların geldiğini görerek çok büyük çalışmalar yaptı.
Bunların uzun bir tarihi var. Zaman zaman size bahsediyorum. Ama o zaman da mesela Arap Baharı zamanında halkların bazı ülkelerdeki meşru tepkilerini, o devletlerin kurumlarını yok edecek ve o devletlerin devlet kapasitesini ortadan kaldıracak şekilde yönlendirdiler.
O zaman da biz uyarımızı yapmıştık. Bölgede buna karşı yeni bir kardeşlik siyaseti atağı başlatmıştık. Onun sabote edilmesi için de çeşitli güçler, büyük güçler devreye girmişti.
İstihbarat örgütleri doğrudan vekâlet savaşlarını terör örgütleri yoluyla devreye sokmuştu.İşte Türkiye'nin, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge diyerek ortaya koyduğu bu irade ve ortaya çıkan bu çerçeve, aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet besleyen emperyalist ve siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti, bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur.Dolayısıyla Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge nedir diye tek cümleyle tanımlayacak olsak, bu bölgemizde herkes için, Türk için, Kürt için, Arap için, Sünni için, Alevi için, Şii için ve diğer herkes için kötü niyet besleyenlere, bu kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilmiş bir cevaptır diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü.
Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır. Günün sonunda meselenin öznesi, meselenin iradesini tecelli ettiren yegâne makam vatandaşlarımızın tamamıdır. Bu güven esasına, bu iradeye, bu tecrübeye ve tarihin içinden süzülen büyük irfana yaslanarak bütün bu süreç yürütülmüştür.
Tabii bu bahsettiğim emperyalist ve siyonist projeler, Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Sünni'nin, Alevi'nin, Şii'nin, Nusayri'nin, Dürzi'nin, Keldani'nin ve Ezidi'nin birbiriyle yumruklarıyla konuşmasını istiyor. Dini ve etnik temelde bölünmüş birtakım parçacıklar, birtakım cemaatçikler hâline gelmesini ve birbirlerine yumruklarıyla hitap etmelerini istiyor. İşte bizim yürüttüğümüz bütün bu süreç, birilerinin terör örgütlerini kendileri için vekâlet unsuru olarak kullanmalarını devreden çıkararak, bizi yumruk yumruğa getirmek isteyenlere karşı, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Ezidi ve Keldani olmak üzere yakın bölgemizdeki bütün halkların yumruk yumruğa değil, kol kola yürüyeceği bir tarihi ve geleceği inşa etmektir.Geçmişte nasıl ki bu bölgelerde kol kola, el ele medeniyetin en güzel örneklerini vermişsek, beraber yaşamanın en güzel örneklerini ortaya koymuşsak, bundan sonrasında da bizi yumruk yumruğa getirmek isteyen, karşı karşıya getirmek isteyen emperyalist ve siyonist projelere karşı kol kola yürüyen, geleceğe el ele tutuşarak, kol kola girerek hep beraber yön vermeye çalışan bir iradeyi inşa etme olarak düşünmemiz lazım.
Yani meseleye geniş bir kadrajdan baktığımızda, çok daha yüksek bir perspektiften baktığımızda, biraz daha yukarıdan baktığımızda meselenin aslında çok daha büyük ufuklara ulaşacağını hep birlikte rahatlıkla görebiliriz. Bizi yumruk yumruğa getirmeye, karşı karşıya getirmeye ve bölge halklarını birbirine düşürmeye çalışanlara karşı kol kola yürüme irademizi, el ele yürüme irademizi ve omuz omuza kendi geleceğimizi inşa etme irademizi bir kere daha ortaya koymuş oluyoruz.Terör örgütleri birer yüktür. Bu da son derece doğaldır.
Demokratik ülkeler bunu daha çok yaşarlar. Terörün gündemden çıkması ile birlikte yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yeni iklim demokrasinin ölçeğini büyütecektir.
Türkiye barışta çok daha yüksek performans gösterecek.Geleceğimiz açısından yepyeni bir sayfanın açılmasına imkan verecektir. Kardeş halkların arasına giren terör örgütlerin kalkması için yeni bir dalga oluşturacaktır. Terör tehditinin ortadan kalkması ile birlikte demokrasinin ölçeğini büyütecek iklim herkesi sarıp sarmalayacaktır.
Bugün atılan adım bir başlangıç olacaktır. Silahın şiddetin olmadığı medeni bir toplum hayatının var olmasını hedefliyoruz. 2. aşamada demokrasimizin üzerinde bu yük kalktığında demokrasimiz için büyük adınlar atılması mümkün olacaktır.Şimdi geçen seneyi hatırlayınız.
Geçen yılbaşı, Suriye'deki olaylarla yıla girmiştik. Bölge ve dünya çok büyük bir altüst oluş yaşamıştı. Aylarca bu konuyu konuştuk.
Bu yılbaşına Venezuela'daki olaylarla girdik. Şimdi de Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a saldırısıyla ortaya çıkan artçı depremler ve Hürmüz eksenli bu kaosla devam ediyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı kaçıncı yılına girdi.
Hâlen devam ediyor. Gazze'deki soykırımı Batı Şeria'ya ve Lübnan'a taşımaya çalışıyor Netanyahu ve onun yanındaki soykırım şebekesi. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kırılganlıklar Latin Amerika'ya yansımak üzere.
Latin Amerika'da yepyeni birtakım çatışma alanlarının oluşabileceğine dair maalesef istenmeyen gündemler ortaya çıkıyor. Uzak Doğu'ya gittiğimiz zaman orada başka gerilimler var. Şimdi bunun içerisinde tecrübesi olan bir devlet, türedi olmayan bir devlet, dünyanın parçalanmaya doğru gittiği bir noktada hukuk içerisinde, hakkaniyet içerisinde ve ilkeler çerçevesinde buna bütünleşmeyle cevap verir.
Bütün bu parçalanmanın peşine takılmaz. Şimdi biz burada bütün bunlara cevap verirken ne diyoruz. Hukuk devletinin imkânları diyoruz.
Yani meşruiyet alanı içerisinde attığımız adımlardan bahsediyoruz. Ne diyoruz. PKK/KCK terör örgütü bütün şube ve uzantılarıyla silahlarını bırakacak.
Bu teyit edilecek. Bu yasa, Millî Güvenlik Kurulu kararının alınmasından sonra devreye girecek. Bunu yönetecek bir kurul olacak.
Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yine bir izleme komisyonu bütün bu süreci takip edecek. Yani devlet, siyaset, devlet kurumları ve Yüce Meclis, bütün milleti temsil eden unsurlarıyla birlikte bütün bu sürecin yönetildiği bir tablonun içerisindeyiz. İki sene önce Ahlat'ta ortaya çıkan iç cepheyi güçlendirme ve iç bünyeyi sağlam tutma yaklaşımı nasıl ortaya çıktı.
Etrafımızda ve dünyada yaşanan kaoslara baktığınızda ülkelerin iç yapılarında çözülmeler olduğu net bir şekilde görüldü. İç yapılarındaki çözülmeler, yani demokrasinin artık toparlayıcı olmaması ve o ülkelerin değerlerinin ürettikleri refahın toplumsal yapıştırıcı olma kabiliyetini kaybetmesinin ardından bu durum uluslararası politikaya yansıdı ve kurallı düzen dönemi sona erdi. Gözden Kaçmasın Hangi suçlar kapsam dışı?
Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilecek: İşte Terörsüz Türkiye Yasa Teklifi'nin tüm detayları Haberi görüntüle Yasal zeminin oluşması son derece önemlidir. Silahların bırakılması şeklindeki yaklaşım destekleneceği bugün ortaya konuşmuştur. Tarihi bir yaklaşımdır.
Şimdiye kadar yürütülen yaklaşımlar dünyanın hiçbir yerine benzemiyor. Silahların bırakılmasına yönelik yasal güvence oluşturan tabloya ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet tarihi açısından dönüm noktası olarak terör örgütünün ortadan kalkması için sağlam bir zemin oluşturmaktadır.TÜRKİYE'NİN 3.
GÖZE İHTİYACI YOKYine bu süreçte yapılan tartışmalardan bir tanesi de dünyadaki farklı modeller gözetilerek bir üçüncü göz olması gerektiği şeklindeydi. Biz ısrarla buna karşı çıktık. Türkiye'nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur.
Üçüncü göz nerede gerekir. Üçüncü göz bazı ülkelerde iç savaş varsa, etnik ya da dini temelde çatışmalar yaşanıyorsa gerekir. Ya da bazı ülkelerde gerçekten birbirinden kompartımanlaşmış, ayrışmış bölgelerde yaşayan toplumlar vardır.
Oralarda böyle mekanizmalar gerçekleşir. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk ile Kürt'ün arasına üçüncü bir gözün girmesi dünyanın en saçma meselesi olur. Hiçbir üçüncü göze gerek yoktur.
Bütün bu sürece bakacak olan millî bir göz vardır. O millî göz de 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır. Türk, Kürt, Sünni, Alevi, adını saydığım, sayamadığım bütün etnik gruplardan, bütün mezhep gruplarından vatandaşlarımızdır.
Millî göz odur. Üçüncü göze gerek yoktur. Bu açıdan da bu süreç kendi içinde özgün bir süreçtir.
Kendi işimizi kendi irademizle, kendi sorunumuzu kendi irademizle çözebileceğimize dair net bir duruştur. Bu da bu açıdan dünyaya verilmiş bir mesajdır. Çok net bir şekilde de söyleyeyim.
Tek tek isim vermeyeceğim. Ülke ismi de vermeyeceğim, kişi ismi de vermeyeceğim. Pek çok ülkeden ya da dünyadaki benzer süreçlerde görev yapmış pek çok meşhur isim bu sürece dâhil olmak istedi.
Dediler ki biz üçüncü bir göz olarak bu sürece dâhil olalım. Bu sürecin kolaylaştırıcısı olalım. Verdiğimiz cevap nettir.
Böyle bir şeyi herhangi bir şekilde tartışma konusu olarak bile gündemimize almıyoruz. Böyle bir şeyi tartışmıyoruz bile. Üçüncü göz diye bir şey yoktur.
Sadece millî göz vardır. Millî göz de işte bahsettiğim gibi siyaset kurumu vardır, Meclis vardır, devletimizin kurumları vardır ve vatandaşlarımızın tamamı vardır. Onların gözü önünde, şeffaf bir biçimde her şey paylaşılarak gerçekleşmektedir.
Biz üçüncü göz olarak devreye girelim diyen birtakım uluslararası kurumlara, birtakım devletlere, bu konularda çalışmış birtakım sivil toplum örgütlerine ve kişilere verdiğimiz cevap budur. Size ihtiyacımız yok. Türkiye kendi meselesini çözecek iradeye ve vizyona sahiptir.Tabii şimdi bunun bu şekilde sahiplenilmesiyle birlikte komisyonda ve Genel Kurul'da bütün siyasi partiler hür iradeleriyle buradaki görüşlerini açıklayacaklardır.
Şimdiye kadar atılan imzalara baktığımızda, belki de böyle bir meselede Cumhuriyet tarihinin en yüksek mutabakatına ulaşılmış gözüküyor. Dolayısıyla bunun Meclis'ten çabuk geçeceğini ve bu meselenin bir an evvel çözüme kavuşması, adımların atılması için bu aşamanın hızlı şekilde tamamlanacağını değerlendiriyoruz. Bu bir irade beyanıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün dünyaya, dünyanın kaosa sürüklendiği bir dönemde, Biz her türlü meselemizi kendi imkân ve kabiliyetlerimizle ve kendi irademizle çözebiliriz. mesajını vermiştir. Burada tabii ki bu sürece destek veren siyasetçilerin oluşturduğu siyasi akıl, aynı zamanda devletimizin binlerce yıllık tecrübesi ve milletimizin kardeşlik değerleri yegâne göz ve yegâne pusula olarak bütün bu süreç boyunca, tıkanan ya da herhangi bir şekilde sarsılan durumlarda meselenin toparlanmasına güçlü bir zemin oluşturmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki yaklaşımına biz şahidiz.
Her MYK ve MKYK toplantısının kapalı bölümünde uzun değerlendirmeler yapar. Her toplantımızda Sayın Cumhurbaşkanımız Terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyetini ifade etmiştir. Terörsüz Türkiye konusunda Cumhur İttifakı'nın birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir.
Devlet kurumlarına talimatlarını vermiştir. Biz heyet olarak, yani Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız tarafından bu süreci yürütmekle görevlendirilmiş heyet olarak, sürecin her aşamasında kendilerine bilgi verdik. Talimatlarını aldık.
O talimatlar çerçevesinde sonraki adımlarımızı şekillendirdik. Dolayısıyla zatıdevletleri, bu sürecin olumlu bir şekilde işlemesi, provokasyonlara ya da sabotajlara karşı dirençli hâle gelmesi ve yolundan çıkmaması için gerçekten mesaisinin çok önemli bir bölümünü ayırdı. Heyetimizin kendisine arz ettiği konularda net talimatlarla yönlendirmelerde bulundu.
Gözden Kaçmasın Terörsüz Türkiye'de kritik gün | AK Parti'den açıklama: 360'a yakın imza ile teklifimizi arz ettik Haberi görüntüle Eleştiri herkesin hakkıdır. Siyasetçinin vizyonunun bittiği yerde cümleler agresifleşir. TBMM iki kere gazi olmuştur.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Bahçeli ile ihanet kelimesi yan yana gelmez. Vatan severlik bir araya gelir. Türkiye tahıl koridoruyla esasında Karadeniz'deki gerilimin azaltılması için alan açtı.
Cumhurbaşkanımızın talimatları bu sürecin her aşamasında alındı. Her konu da bilgilendirdik. Süreç bizzat Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla ilerlemiştir.
Vatandaşlarımız da bu stresin içinde yaşadı. Büyük bir beklenti var. Sakin bir şekilde yönetiyoruz.
Doğu ve Güney Doğu Bölgesinde huzur yoktur algısı gündemden çıkarılmalıdır. Türkiye bir bütündür.Bülten Abonelik Formu