sondakika.com
Son Dakika

Almanya: Zorunlu askerliğin ardından "zorunlu sivil hizmet" sıraya girdi

Almanya'nın savaş hazırlıkları, zorunlu askerliğin yanı sıra "zorunlu sivil hizmet"i (Zivildienst) de yeniden toplum gündemine taşıdı. Federal hükümet yeni yasalara yönelirken, sosyal kuruluşlardan barış hareketine, Katoliklerden antimilitarist sola uzanan geniş toplumsal muhalefet barıştan yola…

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius'un hazırladığı, ihtiyaç halinde zorunlu askerliği de devreye sokabilecek yeni askerlik hizmeti yasası 1 Ocak'ta yürürlüğe girdi. Bu yeni askere alma modeli, öncelikle gönüllü başvurularla Bundeswehr'in personel açığını kapatmayı hedefliyor. Ancak gönüllü sayısının yetersiz kalması halinde Federal Meclis kararıyla zorunlu askerlik yeniden yürürlüğe girebilecek.

"Zorunlu Sivil Hizmet" heyulası yeniden kol geziyor

Böyle bir durumda, Almanya Anayasası uyarınca vicdani ret hakkını kullanan yükümlüler için Zivildienst, yani "zorunlu sivil hizmet", yeniden yürürlüğe girecek. Almanya'da zorunlu askerlik ve buna bağlı Zivildienst 2011 yılında askıya alınmıştı. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında değişen güvenlik politikaları, Federal Silahlı Kuvvetler'in (Bundeswehr) büyütülmesi ve NATO'nun yeni askei kuvvet hedefleri, hem zorunlu askerliği hem de onun anayasal tamamlayıcısı olan zorunlu sivil hizmeti yeniden siyasal ve toplumsal gündemin merkezine taşıdı.

Federal Aile Bakanlığı da bu olasılık kapsamında, hazırlık amacıyla daha önce Zivildienst ve Federal Gönüllü Hizmeti programlarında görev alan 23 büyük sosyal yardım kuruluşundan kapasite ve ihtiyaçlarını bildirmelerini istedi. Bakanlık, bunun yalnızca bir hazırlık çalışması olduğunu ve siyasi karar alınmadıkça sistemin yürürlüğe girmeyeceğini vurguladı.

1961'de yürürlüğe giren Zivildienst, vicdani retçilerin yaşlı bakım evleri, hastaneler, engelli kuruluşları, ambulans hizmetleri ve gençlik merkezlerinde kamu hizmeti yapmasına dayanıyordu.

2010'da yaklaşık 80 bin genç bu kapsamda görev yaptı. Zorunlu askerliğin 2011'de askıya alınmasına kadar geçen yarım yüzyılda yaklaşık 2,7 milyon kişi silahlı kuvvetlerde askerlik yerine sosyal hizmetlerde çalıştı. Daha sonraları oluşturulan Federal Gönüllü Hizmeti (Bundesfreiwilligendienst) ve Gönüllü Sosyal Yıl (FSJ) programları bu boşluğu gönüllülük esasına göre doldurmaya çalıştı.

Toplumsal kuruluşlar: Gönüllülük korunmalı

Hazırlık çalışması sosyal yardım kuruluşlarında temkinli karşılandı.

Almanya'nın bağımsız sosyal yardım kuruluşlarının çatı örgütü Paritätischer Gesamtverband ve Sosyal Yardım Derneği (SoVD), olası yeni sistemin gönüllü hizmet programlarının yerine geçirilmemesi gerektiğini savundu.

SoVD Genel Başkanı Michaela Engelmeier gönüllülüğün güçlendirilmesini istedi,

"Zorlamaya yönelmek yerine Federal Gönüllü Hizmet ve Gönüllü Sosyal Yıl güçlendirilmeli ve güvence altına alınmalıdır."

Hayır kurumu Caritas'ın başkanı Eva Maria Welskop-Deffaa ise yeni sistemin sosyal bakım alanındaki personel açığını kapatacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını belirtti.

"Bu yolla sosyal hizmetlerdeki personel sorunlarının çözülebileceğini söylemek, gerçekçi olmayan beklentiler yaratır."

Eski Paritätischer Genel Müdürü Ulrich Schneider de gönüllülük esasına dayanan bugünkü sistemin eski Zivildienst'in bıraktığı boşluğun önemli bölümünü doldurduğunu belirterek zorunlu modele dönüşü gerekli görmediğini söyledi.

Barış hareketi: "Zorunlu hizmet de militarizasyona dahil"

Almanya'nın en eski pasifist örgütlerinden Alman Barış Derneği-Birleşik Savaş Karşıtları (DFG-VK) ise tartışmayı yalnızca askerlik değil, devletin zorunlu emek yükümlülüklerini genişletmesi açısından da değerlendiriyor.

Örgüt, vicdani ret hakkının anayasal güvence altında olduğunu vurgulayarak zorunlu hizmet uygulamalarına karşı hukuki desteğini sürdüreceğini açıkladı. DFG-VK Sözcüsü Marius Pletsch ise hükümetin son düzenlemelerinin "Bundeswehr'in personel hedeflerine git gide daha çok devlet zoruyla ulaşılmak istendiğini gösterdiğini" söyledi.

Katolik çevreler: Barış hizmeti ikinci plana itilemez

Almanya'daki Katolik barış çevreleri de askerî hizmetin toplumsal olarak üstün bir görev gibi sunulmasına itiraz ediyor.

Mainz Piskoposu ve Pax Christi Almanya Başkanı Peter Kohlgraf yeniden silahlanma tartışmasının tek boyutlu yürütüldüğünü savundu:

"Askerlik hizmetinin sivil ya da barış hizmetinden daha değerliymiş gibi sunulması sorunlu bir gelişmedir." "Saf askerî bakış artık çatışma çözümünde gerekçelendirilmek zorunda değilmiş gibi davranılıyor."

Katolik Kilisesi'nin yeni ruhani lideri Papa XIV. Leo da, bir ABD yurttaşı olarak İran Savaşı'nın meşruiyetini sorguladığı günlerde 2026 Dünya Barış Günü mesajında "silahsız ve silahsızlandıran barış" çağrısı yaparak, devletlerin savaşa hazırlığı olağan bir siyaset haline getirmemesi gerektiğini vurgulamıştı.

Kadın örgütleri: "Eşitlik, zorunlu hizmetle başlamaz"

Almanya Kadın Konseyi, kadınlar için zorunlu askerliğe karşı çıkarak mevcut yasal düzenlemenin korunmasını istedi. Konseyin yaklaşımına göre kadınların askerî ya da sivil zorunlu hizmete dahil edilmesi, bakım emeği, ücret eşitsizliği ve siyasal temsil gibi mevcut eşitsizlikleri ortadan kaldırmıyor; tersine kadınların üzerine yeni bir yük bindiriyor.

Kadın hareketi içindeki eleştirel sesler de “eşit yükümlülük” söyleminin, kadınların ev içi ve toplumsal bakım emeğinde hâlâ eşitsiz sorumluluk taşıdığı gerçeğini görünmezleştirdiğini savunuyor.

Sendikalar: Gençler ucuz işgücü olarak kullanılamaz

Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve bağlı gençlik örgütleri, askerî ya da sivil bütün zorunlu hizmet modellerine karşı çıkıyor. DGB-Jugend Köln, gençlerin “bedava açık kapatmak" için kullanılmasına itiraz ederek bakım, eğitim ve diğer kamu hizmetlerindeki personel açığının daha iyi ücret, daha iyi çalışma koşulları ve kalıcı kamu finansmanıyla giderilmesini istedi.

DGB Köln Bölge Öğrenci Temsilciliği Sözcüsü Layla Iman Oufkir bu tasarılara "Gençlik ihtiyaç duyulduğunda sefer edilebilecek bir kaynak değidir" diyerek karşı çıkıyor

DGB Köln Gençlik Örgütü Başkanı Lars Kadelka da bu tasavvuru kabul edilemez buluyor:

"Genç insanların zorunlu hizmete zorlanması kabul edilemez; onlara mesleki gelişim ve toplumsal katılım için gerçek fırsatlar sunulmalıdır."

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası GEW de yalnız zorunlu askerliğe değil, zorunlu ikame hizmetlerine de karşı olduğunu açıkladı. GEW Başkanı Maike Finnern, “Zorunlu hizmetler gençlerin karar özgürlüğüne ağır bir müdahaledir. Yalnızca gönüllülük doğrultusunda ilerlenmesini istiyoruz” dedi.

Finnern sendikanın, toplumun daha fazla militarize edilmesine karşı çıktığını, gönüllü sosyal hizmetlerin ise yeterli finansman ve sosyal güvenceyle güçlendirilmesi gerektiğini savundu.

DGB’nin 2026 kongresinde kabul ettiği "Savaşa hazır olmaktansa barışa yetkin olmak" (“Friedensfähig statt kriegstüchtig”) çizgisi, sendikal hareketin güvenliği yalnız askerî hazırlıkla değil, barış, diplomasi ve sosyal güvenlikle ilişkilendirdiğini açıkça ifade ediyor. DGB, 1 Eylül Barış Günü çağrısında temel tutumunu “Savaş: Bir daha asla savaş” diye özetlemişti.

Die Linke: "Bakım açığı zorunlu çalışmayla kapatılamaz"

Sol Parti (Die Linke) ise antimilitarist tutumu gereği zorunlu askerliğin yanı sıra zorunlu sivil hizmete de ilkesel olarak karşı çıkıyor.

Parti, 2025 Kongresi'nde kabul ettiği kararda bu yaklaşımını kategorik olarak ifade etmişti:

"Zorunlu askerliğin yeniden yürürlüğe konulmasına ve her türlü zorunlu hizmet uygulamasına karşıyız."

Die Linke'ye göre bakım sektöründeki personel açığı zorunlu emekle değil, daha iyi ücretlerle, daha iyi çalışma koşulları ve kamusal yatırımlarla giderilmeli.

Bilgi kutusu |Almanya kamuoyu ne düşünüyor?

Araştırmalar zorunlu hizmet tartışmasında kuşaklar arasında belirgin bir ayrışma olduğunu gösteriyor.

►ARD-DeutschlandTrend (2025): Katılımcıların yüzde 55'i kadınlar ve erkekler için askerlik ile sivil hizmet arasında seçim yapılabilen ortak bir zorunlu hizmet modelini destekliyor. Yüzde 23 ise mevcut gönüllü sistemi korumak taraftarı.

► Freiburg Üniversitesi (2026): Genel zorunlu hizmete destek yüzde 48 düzeyinde. Ancak 18-30 yaş grubunda, yani bu tasavvurun gerçekleşmesi halinde bilfiil çalışacak olanlar arasında, bu oran yalnızca yüzde 25. En yüksek destek ise 50 yaşın üzerindeki kuşaklardan geliyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü