sondakika.com
Son Dakika

Ankara-Viyana hattında yakınlaşma: Stocker'ın Türkiye ziyareti

Stocker'ın ziyareti, tam üyelik müzakerelerindeki siyasi durgunluğa rağmen Viyana ile Ankara arasında çıkara dayalı fonksiyonel bir ortaklığın güçlendiğini ortaya koyuyor.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Kazım Keskin, Avusturya Başbakanı Christian Stocker'ın 10 Ağustos'ta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretini ve ikili ilişkilerin seyrini AA Analiz için kaleme aldı.

Avusturya Başbakanı Christian Stocker'ın 10 Ağustos'ta Ankara'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde son dönemde öne çıkan "askıya alınmış üyelik, işleyen ortaklık" formülünün en net yansıması oldu. Ankara tam üyelik perspektifini korurken, Viyana yönetimi AB bağlamlı siyasi tıkanıklığı paranteze alarak ekonomi, güvenlik, enerji ve göç başlıklarında pragmatik bir işbirliği modeli izliyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, 29 Nisan 2026'da Viyana'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı ortak basın toplantısında Türkiye'yi güvenlik politikası açısından "vazgeçilmez bir ortak" olarak nitelendirmiş ve 2018'den bu yana süregelen müzakere tıkanıklığından duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti. Bu, yalnızca hükümet başkanının değil, Avusturya hükümetinin genelinin benimsediği bir çizgidir.

Ne var ki hükümet söylemi olumlu seyrederken kamuoyu tam tersi yönde hareket ediyor; son üç yıldır anketlerde liderliği bırakmayan ve son ankette yüzde 38'le hükümetin koalisyon ortaklarına fark atan aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisinin (FPÖ) Türkiye'nin AB üyeliğine karşıtlığı biliniyor. Dolayısıyla bu adımların tam üyelik karşıtı tavrı değiştirdiğini söylemek için vakit henüz erken.

Görüşmede hangi başlıklar öne çıktı?

Stocker'a Ankara ziyareti kapsamında Sosyal Demokrat Partili (SPÖ) Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Peter Hanke ve Viyana Ticaret Odası (WKÖ) Başkan Yardımcısı Wolfgang Hesoun eşlik etti. Heyetin bileşimi, Viyana'nın siyasi başlığı öteleyip ekonomi, altyapı ve jeopolitik eksenli bir çıkar temelli işbirliğini öne çıkarmak istediğini gösteriyor.

Nitekim iki ülke ilişkilerinin politik seyri ne olursa olsun ekonomik ilişkilerdeki yüksek düzeyli işbirliği seyrini koruyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Stocker'ın basın toplantısı da bu tabloyu güncel rakamlarla teyit etti. İkili ticaret hacminin 5 milyar dolar hedefine taşınması amaçlanırken Türkiye'de faaliyet gösteren Avusturya firması sayısının bini, doğrudan yatırımların ise 11 milyar doları aştığı açıklandı. İlişkileri kurumsal zeminde derinleştirmek amacıyla mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizması yerine bir Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi kurulması önerildi. Taraflar yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma, demir yolları ve savunma sanayisini öncelikli işbirliği alanları olarak belirledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki potansiyel pozitif gündeme de vurgu yaparak Gümrük Birliği'nin güncellenmesini ve vize serbestisi diyaloğunun ilerletilmesini AB'nin atması gereken, tarafların ortak menfaatine olan adımlar olarak tanımladı. Bu çerçeve, "askıya alınmış üyelik" formülünün özünü bir kez daha görünür kıldı. Türkiye, tam üyelik başlığı siyasi olarak donmuşken üyeliğin fiili bileşenlerinden bazılarının -gümrük birliği güncellemesi, vize kolaylığı- ayrı ayrı ilerletilmesini istiyor.

Bu yakınlaşmanın arkasında Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzlemde kazandığı jeopolitik ağırlık büyük pay sahibidir. Suriye'deki gelişmeler, Ukrayna ve Orta Doğu'daki krizler karşısında Türkiye'nin üstlendiği arabulucu rolü ve çok yönlü denge unsuru konumu Avusturya tarafından da yakından takip ediliyor. Bu bağlamda Stocker, Rusya'nın Ukrayna'daki saldırılarının sonlandırılması konusunda Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel çabalarını takdir ettiklerini belirtti. Enerji alanında ise Avusturya'nın Rus gazına olan tarihi bağımlılığını azaltma stratejisi çerçevesinde Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden tedarikine ve Güney Gaz Koridoru'na büyük bir stratejik önem atfediyor.

Görüşmelerde gündeme gelen bir başka başlık da göç oldu. Bu alanda 2016 Türkiye-AB Mutabakatı hala ilişkilerin çerçevesini belirlemeye devam ediyor. Ancak AB'nin hazirandan bu yana yürürlükteki sığınma reformuyla "dışsallaştırma"ya ağırlık verdiği bu dönemde, Stocker'ın 2027'den itibaren öngördüğü AB dışı geri dönüş merkezleri için ortak arayışı sürüyor.

Stocker basın toplantısında, Türkiye'yi hem Avusturya hem de AB için güvenlik ve göç konusunda kilit bir ülke olarak tanımladı. Düzensiz göç, insan ticareti ve organize suçla mücadelede Türkiye'yle çok yakın bir işbirliği içinde olduklarını, Türkiye'nin on yılı aşkın süredir Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yapmasını takdire şayan bir tutum olarak gördüklerini ve üçüncü ülke vatandaşlarının geri kabulü konusundaki işbirliğinin son derece önemli olduğunu söyledi. Bugüne kadar önemli başarılar elde edildiğini ancak bunun yeterli olmadığını ekleyen Stocker, yeni bir göç krizinin ancak birlikte hareket ederek önlenebileceğini ve AB'nin geçmiş yıllardaki hatalarının tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı. Bu noktada Türkiye - Avusturya ilişkilerinde göç başlığının ana konulardan biri olmaya devam edeceğini söylemek mümkün.

Diaspora ikili ilişkilerde önemli bir başlık

Öte yandan iki ülke temsilcilerinin ziyaretlerinin arka planını her zaman şekillendiren bir gerçekliğin daha olduğunu vurgulamak gerekiyor. Avusturya'daki Türk diasporası ve Müslüman nüfus. 1964 İş Gücü Anlaşması'yla başlayan Türk göç dalgası bugün yaklaşık 400 bin kişilik bir topluluğa dönüştü. Stocker, 125 bine yakınının hala Türk vatandaşı olduğu bu topluluğun ülke ekonomisine, kültürüne ve toplumuna büyük katkı sağladığını vurgulayarak iyi bir entegrasyon ve saygıya dayalı birlikte yaşamın önemine işaret etti. Her ne kadar açıkça dillendirilmemiş olsa da içinde bulunduğumuz konjonktürde Türkiye'nin, sadece Avusturya'daki Türk diasporası tarafından değil, farklı uluslardan Müslümanlar tarafından da yakından takip edildiği bir gerçekliktir. Zira son yıllarda birçok Batılı ülkede olduğu gibi Avusturya'da da giderek artan İslamofobi ile mücadelenin baş aktörlerinden biri de Türkiye'dir.

Genel tablo itibarıyla Stocker'ın ziyareti, tam üyelik müzakerelerindeki siyasi durgunluğa rağmen Viyana ile Ankara arasında çıkara dayalı fonksiyonel bir ortaklığın güçlendiğini ortaya koyuyor. Ancak hükümet kanadındaki bu olumlu ve pragmatik yaklaşımın yanı sıra Avusturya kamuoyunda aşırı sağın güçlü konumu ve toplumsal gerilimler, bu dengeli ilişkinin gelecekteki seyri açısından aşılması gereken temel meydan okumalar olarak duruyor.

[Kazım Keskin, Avusturya ve Almanya iç siyaseti alanında uzmandır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Anadolu Ajansı sayfasına gidin.

www.aa.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü