Türkiye’ de bazı yasalar vardır. Yürürlükte olup yürümezler. Tay tay durup dururlar, o kadar!
2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu Md:63 bunlardan biri. Seçmen kütüğünde kayıtlı olup da “meşru mazereti” bulunmadan seçime katılmayan vatandaşın para cezasıyla cezalandırılmasını öngörür.. Yani devlet, vatandaşına kabaca şöyle diyor: - Demokrasiye katılacaksın.
Katılmazsan, cezanı keserim! Kesiyor mu? Orası ayrı ve derin mesele…
Aslında yasa maddesi son derece mantıklıdır. Vatandaşın sandığa gitmesini sağlamak üzere tersinden parasal bir teşvik bile sağlamıştır. - Oyunu kullan, paran cebinde kalsın! Ne var ki bizde bazı yasalar vatandaşın uyması için değil, mevzuat hazretlerinin görkemi içindir.
Resmî Gazete’de doğar, yürürlüğe girer; sonra ömrünü huzur içinde geçirmek üzere “mevzuat külliyatı” raflarında yerini alır. Kimse dokunmaz. Kimse kaldırmaz.
Kimse oralı olmaz. Madem “Türkiye Yüzyılı”ndayız, bu md:63'ü çağın ve enflasyonunu gereklerine göre tahkim etmek gerekmez mi? Örneğin adı değiştirilebilir: “Demokratik Katılımı Güçlendirme ve Cellada Aşkı Önleme Kanunu.” Birinci madde: Sandığa gitmeyen seçmene para cezası.
İkinci madde: Sandığa gidip oy vermeyen seçmene iki katı. Üçüncü madde: Sandığa gidip “Ben hiçbirini beğenmiyorum” diyene demokrasi semineri. Dördüncü madde: Seminere gitmeyen yeniden para cezası.
Böylelikle vatandaşın demokrasiyle ilişkisi tamamen gönüllülük esasına bağlanmış olur! İşte “cellada aşk” meselesinin müşkül tarafı da burada başlar. Demokrasiler, vatandaşın yalnız doğru tercihler yapma özgürlüğünün rejimi değildir.
Yanlış olduğunu düşündüğümüz tercihi yapabilmesinin de rejimidir. Bazen kendisini yoksullaştırdığı gün gibi ortada olanı destekler. Bazen de kendisini kurtarmaya talip olana: “Sen karışma, ben memnunum!” diyebilir.
Bu inadı kırmak için en etkili ceza mevzuata boş verip enflasyonu dörtnala kaldırmaktır. Belki de 2839 sayılı Kanun’un 63. maddesinin asıl güzelliği buradadır. Devlet yıllardır vatandaşına: “Sandığa gitmezsen seni cezalandırırım!” diyor.
Vatandaş da devlete: “Hadi bakalım!” çekiyor. ** Böylece yasa yürürlükte. Mevzuat raflarda örümcek bağlıyor. Ama oy vermeyene ceza fiile dönüşemiyor.
Tüm kötülüklerin anası enflasyon! Onun yüzünden dönüşemiyor. Rastlantıya bakınız ki Md.63'e göre ceza da “ON BİN TL Bu ceza bugünkü TL bakımından uygulanabilir bir ceza değil.
Ama beterin beteri var: (Yasanın dip notunda 1995 seçimleri için cezanın ayrıca 250.000 lira olarak güncellendiği de belirtiliyor. Sayın Mehmet Şimşek duymasın bu nottan da kendisine nema payı çıkarabilir). *** Malum olduğu üzere “celladına âşık olmak” uluslararası bir deyim. Kişinin kendisine zarar veren, zulmeden hatta hayatını tehdit eden kişi ya da sisteme karşı hayranlığını veya bağlanmasını ifade eden bir söz öbeği...
Rastlantıya bakınız ki. Eski CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr.
Nur Serter de bu aşkın dumanı üstünde encamını “Celladına Aşık Olmak” adlı kitabı da raflarda yerini aldı.. Aşık olma hikâyesi ama mum ışığında yemek, piyano konçertosu veya dans yok. Türkiye’ nin yakın tarihini, terörün bölge üzerindeki yıkıcı etkilerini, PKK yapılanmasını ve yaşanan toplumsal ve siyasi kırılmaları ayrıntıları ile değerlendiriyor.
Örgütün bölge halkına ve güvenlik güçlerine karşı gerçekleştirdiği eylemleri, kaçan örgüt üyelerinin (özellikle genç kadınların) itirafları ile tanık ve taraf oldukları hazin olayları , dahası PKK'nın örgüt içi dinamikleri ile Öcalan'ın söylemleri ile eylemlerindeki derin çelişkileri gözler önüne seriyor. *** Adalet Bakanımız 2028 yılında Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek müjdesi verdi Bugün eylülün üçüncü pazarı . Havalar serinliyor. Sandık ortada yok.
Ne olur ne olmaz.. Demokrasimizin üstüne bir hırka alalım.