sondakika.com
Son Dakika

Avrupa’nın en iyi barları belli oldu: Zirvede Budapeşte yer alıyor

Budapeşte’nin ünlü 'ruin bar'larından yüzyıllık Belçika meyhanelerine ve sıra dışı mekânlara uzanan bu barlar, yeni bir sıralamaya göre şatafat yerine atmosferi, karakteri ve yerel kültürü ön plana çıkarıyor.

Fotoğraf: Euronews

Bir şehrin simge yapıları, müzeleri ve anıtları kentin tarihi ve kültürü hakkında önemli ipuçları sunabilir. Ancak bir şehrin gündelik yaşamını ve ruhunu tanımak için en iyi başlangıç noktalarından biri, yerel barlar olabilir.Yüzyıllık publardan kendine özgü atmosferleriyle öne çıkan barlara kadar Avrupa’nın farklı kentlerindeki içki mekânları, klasik gezi rehberlerinde yer almayan bir yerel hayat kesiti sunuyor.Avrupa genelindeki bar ve publar hakkında değerlendirmeler yayımlayan bağımsız internet sitesi European Bar Guide, kıtanın en iyi 100 barını sıraladığı yıllık listesini açıkladı.Rehber, değerlendirmesinde mekânların “yaptıkları işi ne kadar iyi yaptığına” odaklanıyor. Bunun yanı sıra gösteri, atmosfer, sosyal ortam, ilginç gelenekler, yerel kültür ile içkilerin kalitesi ve çeşitliliği de dikkate alınıyor.European Bar Guide, bir barın bazı eksikliklerinin başka özellikleriyle telafi edilebileceğini de belirtiyor.

Bu yaklaşım, listenin diğer benzer sıralamalardan ayrılmasını sağlıyor. Şatafat ve lüks, değerlendirmede başlıca kriterler arasında yer almıyor.Bu nedenle Budapeşte’nin ilk “ruin bar”ı olarak bilinen Szimpla Kert’in listenin zirvesinde yer alması şaşırtıcı değil.Sıralamaya göre Avrupa’nın en iyi 10 barı şöyle.Avrupa’nın en iyi 10 barıSzimpla Kert, Budapeşte, MacaristanMacaristan’ın başkenti Budapeşte, terk edilmiş veya harap durumdaki binaların içinde kurulan “ruin bar”larıyla tanınıyor. 2002’de kapılarını açan Szimpla Kert ise bu türün ilk örneği olarak kabul ediliyor.Terk edilmiş bir fabrikanın içinde yer alan bar, European Bar Guide’ın değerlendirmesine göre ziyaretçilerine “başka bir boyuta açılan bir portal”dan geçiyormuş hissi veriyor.Graffitiyle kaplı odalar, birbiriyle uyumsuz mobilyalar, peri ışıkları ve birbirinden farklı nesnelerle dolu mekânlar, bitkilerle çevrili bir avlunun etrafında sıralanıyor.

Bu sıra dışı atmosfer, Szimpla Kert’i klasik bar deneyimlerinden ayırıyor.Hafta boyunca ziyaretçiler, geleneksel Macar meyve rakısı pálinka’yı yudumlarken nargile içebiliyor. Bunun için dönüştürülmüş bir otomobilin içine oturmak ya da ikiye bölünmüş bir küveti kullanmak mümkün.Pazar günleri ise mekânın atmosferi farklı bir karakter kazanıyor. Yerel üreticiler barı peynir, ekmek, bal ve çeşitli Macar lezzetleriyle dolduruyor.

Pazar etkinliklerine çoğu zaman canlı film gösterimleri ve müzik de eşlik ediyor.Retsins Lucifernum, Bruges, BelçikaBelçika, geniş bira çeşitliliğiyle öne çıkarken Avrupa’nın en iyi 100 barı listesinde ilk 10’a tam beş mekânla giriyor. İkinci sırada yer alan Retsins Lucifernum için European Bar Guide, Bruges kentindeki barı “tamamen başka bir dünyaya yolculuk” olarak tanımlıyor ve mekânın “kesinlikle kaçırılmaması gerektiğini” belirtiyor.Sıra dışı bar, aslında yerel bir ünlü olan Don “Willy” Retsin’in evi. Retsin, kapıda kendisini “uşak” olarak tanıtıyor ve vampir olduğunu iddia ediyor.Bodrum kattaki bar ve avluya açılan bahçe, antikalar, gotik sanat eserleri ve çeşitli koleksiyon parçalarıyla adeta doldurulmuş durumda.Yalnızca 20 kişinin oturabildiği mekânda yer bulmak kolay değil.

Sıra dışı kokteylleri denemek ve bu sıra dışı atmosferi paylaşan diğer konuklarla sohbet etmek isteyenlerin önceden plan yapması gerekiyor.La Fleur en Papier Dore, Brüksel, BelçikaBrüksel’deki La Fleur en Papier Dore, koyu ahşap iç dekorasyonu ve sıcak aydınlatmasıyla öne çıkan geleneksel bir “brown cafe”. Samimi bir mahalle barı olan mekân; buzlu camlı pencereleri, vitrayları, ahşap kaplamaları, eski fayanslı zeminleri ve ortaçağ esintili sanat eserleriyle süslenmiş duvarlarıyla dikkat çekiyor.Bir dönem Rene Magritte ve Brüksel’in sürrealist çevresinin buluşma noktalarından biri olan La Fleur en Papier Dore, bugün yerel halkın yanı sıra kenti ziyaret eden gezginlerden oluşan kozmopolit bir kitleyi ağırlıyor.Mekânın Belçika biralarından oluşan menüsü makul fiyatlarıyla öne çıkarken, müzik ve yerel etkinlikler de barın sıcak ve yılların izlerini taşıyan atmosferini tamamlıyor.Goupil Le Fol, Brüksel, BelçikaBrüksel’in turistik rotalarının hemen dışında yer alan Goupil Le Fol, alçak tavanları, mum ışığıyla aydınlatılan iç mekânı ve plak, eski kitap, portre ve 1950’ler cazına ait objelerle dolu atmosferiyle dikkat çekiyor.Darlığıyla bilinen koridordan geçerek orijinal Wurlitzer müzik kutusunun yanından ilerlediğinizde, tavandan plakların sarktığı, duvarları kitaplarla kaplı ve yumuşak döşemeli odalara ulaşılıyor. Mekânın her köşesi, barın kendine özgü ve nostaljik atmosferini tamamlayan farklı objelerle dolu.Goupil Le Fol’da Belçika biralarından oluşan seçenek de oldukça güçlü.

Ancak barın asıl öne çıkan içecekleri, cassis ve konyak aromalarıyla hazırlanan meyve şarapları.Zlatna Ribica, Saraybosna, Bosna-HersekBosna Hersek’teki birçok barın Batı etkisi taşıdığını belirten rehbere göre, başkent Saraybosna’daki Zlatna Ribica ise ülkeyi özel kılan unsurlara gerçek bir saygı duruşu niteliğinde. “Altın balık” anlamına gelen Zlatna Ribica, sıra dışı atmosferiyle mutlaka görülmesi gereken mekânlar arasında gösteriliyor.Çılgın bir profesörün çalışma odasını andıran bar; antikalar, süslü abajurlar, cilalı büfeler ve kitaplarla tıka basa dolu. Dağınıklığı sokağa taşan mekânda neredeyse her köşe, yeni ve tuhaf bir ayrıntıyla karşılaşıyor.Mazgallı mobilyalardan, tuvalette savanda çiftleşen aslanları gösteren küçücük siyah-beyaz televizyona kadar her yüzey farklı bir sürpriz barındırıyor.Bu sıra dışı atmosferde bir kokteyl veya yerel bira eşliğinde dinlenmek, Avrupa’nın en ilginç ve alışılmadık barlarından birini deneyimleme fırsatı sunuyor.Papa Joe’s Jazz Lokal, Köln, Almanya Sıralamanın hazırlayıcıları Papa Joe’su “dünyanın en iyi caz barlarından biri” olarak nitelendiriyor.

Mekân aynı zamanda Almanya’nın en eski caz barlarından biri olarak biliniyor.Gösterişten uzak bar, tamamen eğlenceye odaklanan atmosferiyle öne çıkıyor. Sahneye bakan oturma düzeninin yanı sıra akşam programını duyuran bir skor tabelası ve barın arkasında enstrüman çalıyormuş gibi görünen mekanik kuklalar bulunuyor.Mekânın girişinin altında Roma döneminden kalma kalıntılar, barda ise bir kokteyl makinesi bile yer alıyor.Sıcak, gürültülü ve biraz da kaba saba atmosferiyle Papa Joe’s, ziyaretçileri daha içeri adım attıkları anda barın hareketli dünyasının içine çeken mekânlardan biri.t’Brugse Beertje, Bruges, Belçika Bruges’te listede daha önce başka bir bar yer alsa da sıralamanın hazırlayıcıları t’Brugse Beertje’yi kentin “en iyi pub’ı” olarak tanımlıyor.Sıcacık atmosferi ve ahşap panelleriyle öne çıkan bu “brown café”, Belçika biralarından oluşan oldukça geniş menüsüyle dikkat çekiyor. Neredeyse bir almanak büyüklüğündeki bira menüsünün yanı sıra barın üzerinde sıralanan ve ışıklar altında parlayan bardak rafları da mekânın karakteristik özellikleri arasında.Ziyaretçiler burada bir Flaman kırmızısı veya Oud Bruin birasını Gouda peyniri, et tabağı ya da diğer basit atıştırmalıklarla eşleştirebilir.

Son derece popüler olan bar, samimi ve hareketli atmosferiyle öne çıkıyor; yer bulmak için beklemek ise buna değer.Bar Marsella, BarselonaBar Marsella, son iki yüzyıl boyunca Ernest Hemingway’den Pablo Picasso’ya, Salvador Dalí’ye kadar pek çok ünlü ismi ağırladı.Bugün hâlâ aynı meşhur absenti sipariş edip mekânın harika bohem atmosferinde bir zamanlar ilham arayan sanatçı ve yazarları hayal edebilirsiniz.Barselona’nın Bar Marsella’sı sanki iki yüzyıldır neredeyse hiç değişmemiş gibi görünüyor – cazibesi de tam olarak burada yatıyor.Soluğu kesik cephesinin ardında çatlamış sıva duvarlar, koyu ahşap paneller, tozlu şişeler ve muhteşem biçimde çürüyen eski dünya havası gizleniyor.U Hrocha, Prag, ÇekyaSıralamada “geleneksel bir Çek meyhanesinin vücut bulmuş hâli” olarak tanımlanan U Hrocha, yani “su aygırı”, Prag’ın Mala Strana semtinde yer alan son derece eski usul bir “pivnice”. Beş ortak masası, dayanma payandaları ve küçücük barıyla dikkat çeken mekân, samimi ve otantik atmosferini koruyor.1994’te pub olarak açılan U Hrocha, geçmişi çok daha eskiye uzanıyormuş hissi veriyor. Uygun fiyatlı Çek biralarının sunulduğu mekân, kısa sürede yerel halkın yanı sıra ziyaretçilerin de uğrak noktalarından biri hâline geliyor.Samimi, geleneksel ve gösterişten uzak atmosferiyle U Hrocha, rehbere göre Çek pub kültürünün en iyi örneklerinden biri.Le Pot au Lait, Liège, BelçikaLe Pot au Lait, dekorasyonunun en az içkiler kadar çekici olduğu barlardan biri.Liège’in merkezindeki dar bir avlunun ardında saklanan, 19. yüzyıldan kalma bu eski ev; tuhaf sanat eserleri, çizgi goriller, karnaval sahneleri, ürkütücü doldurulmuş hayvanlar, graffiti ve dev bitkilerle dolu, harika derecede sürreal ve hafifçe ürpertici bir atmosfer yaratıyor.1970’lerde öğrenci buluşma noktası olarak yaşamına başlayan mekân, bugün ortak masaları, terası ve keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda garip köşesiyle sevilen bir yerel kurum hâline gelmiş durumda.Belçika biraları, hareketli bir kalabalık ve aynı anda hem bar hem sanat galerisi hem de lunapark hissi veren bir ortam sizi bekliyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Euronews sayfasına gidin.

tr.euronews.com · Haberi kaynağında oku

Dünya haberleri

Tümü