sondakika.com
Son Dakika

Ayşe İrem: "Önce şu sağlanmayan adaletin cenazesini kaldıralım"

"Murat Can'ın yaşadığı şeyin bir iş cinayeti, bir trafik cinayeti olduğunu düşünüyoruz." diyor kurye Murat Can Pekeroğlu'nun kuzeni Ayşe İrem. Yasını adalete ertelemiş durumda.

Fotoğraf: Bianet

Kurye Hakları Derneği raporlarına göre son beş yılda en az 265 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti. Sadece 2026'nın ilk altı ayında bu sayı en az 22'ye ulaştı. Ölümlerin ardından açılan davalarda sıkça karşılaşılan "bilinçli taksir" kapsamındaki cezalar ise kamuoyunda giderek güçlenen bir cezasızlık algısı yaratıyor.

2025’te en az 44 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti, 4’ü çocuk

Batuhan Karabulut, 17 Mart Salı günü saat 18.10 sıralarında TEM Otoyolu Eyüpsultan-5. Levent mevkiinde, aynı istikamette seyreden başka araçlara çarptıktan sonra kullandığı motosiklete arkadan çarpan bir otomobil sonucu hayatını kaybetti. Sürücü Uğur S. 1.43 promil alkollüydü.

Murat Can Pekeroğlu ise 23 Kasım 2025 akşamı, bir sipariş teslimatına giderken, Denizli Siteler Mahallesi Tokat Caddesi'nde, kendi şeridinde ilerlerken karşı şeritten gelip ani dönüş yapan bir sürücünün aracı tarafından 12,5 metre sürüklenerek hayattan koptu.

Batuhan'ın davası 16 Eylül'de, Murat Can'ın davası ise 22 Eylül'de görülecek. İki duruşma öncesinde, Batuhan Karabulut'un ablası Bahar Karabulut ve Murat Can Pekeroğlu kuzeni Ayşe İrem ile konuştuk.

“Kurye Aileleri Adalet Arıyor” başlıklı bu iki röportajlık seride Bahar Karabulut'un röportajını dün (14 Eylül) yayımlamıştık. Sıra Ayşe İrem'de:

Bize Murat Can'ı anlatır mısın? Nasıl biriydi, ne severdi, onu düşününce aklına ilk ne geliyor?

Murat Can denilince akla ilk gelen şey gülmek. Bence Murat Can'ı tanıyan herkese sorsanız, aynı cevabı alırsınız. Çünkü onun olduğu yerde gülümsememek, kahkaha atmamak neredeyse mümkün değildi.

Murat Can 25 yaşındaydı. Üniversite mezunuydu; Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri bölümünü bitirmişti. Ancak mezun olduktan sonra kendi alanında iş bulamadı. Görüştüğü yerlerde ya tecrübe şartıyla karşılaştı ya da başka gerekçelerle işe alınmadı. Aslında onun yaşadığı, bugün Türkiye'de işsiz kalan pek çok gencin yaşadığı ortak bir gerçekti.

Eğitimini aldığı alanda iş bulamayınca farklı mesleklerde çalışmak için iş aramaya başladı ve sonunda kurye olmaya karar verdi. Kurye olmasının en önemli nedeni, kazancının iyi olduğunu düşünmesiydi. Tabii işe başlamadan önce bunun gerçeği tam olarak yansıtmadığını bilmiyordu.

Kurye olduktan sonra işin ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu gördü. Can güvenliği yoktu, kazancı da anlatıldığı kadar yüksek değildi. Üstelik kendi adına şirket kuruluyordu ve bunun üzerinden sürekli vergi ödüyordu. Murat Can'ı kaybettikten sonra bile onun adına vergi ödemeye devam ettik.

Bir süre sonra kuryelik yapmak da istememeye başladı. "Aralık ayında bırakacağım," diyordu. Ama Aralık ayını göremedi Murat Can.

Yaklaşık iki yıldır direksiyon salladığı, bildiği bir sokakta hayatını kaybetti.

Murat Can'ın bir hayali vardı. Para biriktirip yurt dışına gitmek ve kendisine orada bir gelecek kurabilmek istiyordu. Çünkü Türkiye'de genç bir insan olarak geleceğine dair umutları tükenmek üzereydi. Ama bu, vatanını sevmediği anlamına gelmiyordu. Tam tersine; ülkesini, ailesini, hayvanları ve sevdiklerini çok seven bir gençti.

Sadece emeğinin karşılığını alabileceği, güven içinde ve insanca yaşayabileceği bir gelecek istiyordu.

Aslında Murat Can'ın hikâyesi yalnızca bir gencin hikâyesi değil. Bugün iş bulmakta zorlanan, eğitim aldığı halde kendi alanında çalışamayan, geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda bırakılan binlerce gencin hikâyesi.

Murat Can yaşamak, çalışmak ve hayallerini gerçekleştirmek istiyordu. Ona layık görülen ise 25 yaşında, ekmek parası kazanmak için çıktığı yolda hayatını kaybetmek oldu. Bize layık görülen ise sosyal medyada adalet aramak.

Bir tarafta 25 yaşında toprağa giren bir genç var; diğer tarafta ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden bir fail.

Murat Can'ın annesi onu "güzel çocuğum" diye severdi. Bu, yalnızca görünüşüyle ilgili söylenmiş bir söz değildi. Murat Can'ın huyu da, karakteri de, kalbi de güzeldi.

Birileri onun hakkında kötü konuştuğunda biz tepki gösterirdik. O ise hep daha sakin davranır, "Onların düşüncesine de saygı duyun," derdi. İnsanlara karşı saygısını hiç kaybetmezdi.

Motoru çok seviyordu. Zaten ona alınan ilk taşıt da motor olmuştu. Motorunu dikkatli kullanırdı. Evden çıkmadan önce ilk yaptığı şey kaskını takmaktı. Motor kullanmanın gerektirdiği aksesuarları ve güvenlik ekipmanlarını eksiksiz kullanmaya özen gösterirdi.

İlk motorunu aldığında gece yarısı bir köpeğe çarpmıştı. O olaydan sonra o köpek için çok mücadele etti. Çünkü hayvanları gerçekten çok seviyordu. Yaşananlardan da çok etkilenmişti. Bir süre sonra motorunu sattı ve uzun bir süre motor kullanmadı.

Daha sonra kurye olmaya karar verdiğinde yeniden motor aldı. Çünkü hayatını kazanmak, çalışmak ve kendi ayakları üzerinde durmak zorundaydı.

Ailesi ve çevresi için ne ifade ediyordu? Evde, işte, arkadaşları arasında nasıl biri olarak hatırlanıyor?

Murat Can'ın ailesi ve arkadaşları için nasıl biri olduğunu tek bir kelimeyle anlatmak gerekirse, yine "gülmek" derdim.

O, bulunduğu ortama neşe getiren biriydi. Onu tanıyan insanların hafızasında büyük ihtimalle ilk olarak gülüşü, esprileri ve insanlarla kurduğu sıcak ilişki kalacak.

Ailesi için sadece bir evlat değildi; evin neşesiydi, güzel çocuğuydu. Arkadaşları için iyi bir dost, çevresindeki insanlar için saygılı ve güzel kalpli bir insandı.

Murat Can'ın ardından geriye sadece fotoğrafları, eşyaları ya da anıları kalmadı. Onu tanıyan herkesin hayatında bıraktığı bir boşluk kaldı.

Ve belki de en acı tarafı şu: Murat Can'ın hayatı boyunca yapmak istediği şeyler çok büyük şeyler değildi. Çalışmak, emeğinin karşılığını almak, ailesine destek olmak, sevdiği insanlarla ve hayvanlarla güzel bir hayat yaşamak ve kendisine bir gelecek kurmak istiyordu.

25 yaşında bir genç için bunların hiçbirinin fazla bir beklenti olduğunu düşünmüyorum.

Ama Murat Can'ın hayatı, bu kadar basit ve insani hayallerini gerçekleştiremeden yarım kaldı.

"Adli Tıp'ta beklerken sanığın serbest kaldığını öğrendik"

Murat Can'dan sonra aslında hepimizin hayatında büyük bir boşluk kaldı. Ben Murat Can'ı gasilhanede görmedim. Görmek istemedim. Ama yanına girenlere söylediğim tek şey şuydu: "Ona söyleyin, ablası adaleti için elinden geleni yapacak."

Çünkü biz Murat Can Adli Tıp'ta işlemler için beklerken sanığın serbest bırakıldığını öğrendik. 23 Kasım akşamı kaybettiğimiz çocuğun adaletini, 24 Kasım'da aramaya başladık.

Murat Can'ın annesi ilk günlerde şikâyetçi olmak istemiyordu. Çünkü Murat Can'ın sanığı da gençti ve inandığı din gereği kaza ve kader kavramlarına bakıyordu. Ancak üçüncü gün, karşı tarafın Murat Can hakkında iftiralar attığını gördükten sonra, "Şikâyetçiyim, sonuna kadar da uğraşacağım," dedi.

Sanık yalnızca 12 saat gözaltında kaldı. 25 yaşındaki bir gencin yaşamına karşılık 12 saat uygun görüldü. Bizim adalet mücadelemiz de o günden beri devam ediyor.

Bilirkişi raporumuz olaydan yedi gün sonra hazırlandı, sekizinci gün iddianame düzenlendi. Bilirkişi raporunda sanık yüzde 100 kusurlu bulundu. Ancak iddianamede hâlâ eksiklikler olduğunu düşünüyoruz. Örneğin kişinin doktor olmasına rağmen olay sırasında müdahale etmemesi iddianamede yer almıyor.

İlk mahkeme Murat Can'ın doğum günü olan 14 Nisan 2026'da görüldü. Sanık mahkemede, bizim kabul etmediğimiz bir ifade verdi. Hızlı olmadığını, müdahale ettiğini, Murat Can'ın kaskının olmadığını ve ölümün bunun sonucunda gerçekleştiğini, Murat Can'a kendisinin çarpmadığını, Murat Can'ın daha önce düşerek aracının altına girdiğini söyledi. Yani kendisini aklayacak ifadeler kullandı.

14 Nisan bizim için zaten çok özel bir gündü. Normalde doğum gününü kutlamamız gereken çocuğun adaletini, adliye koridorlarında arıyorduk.

O gün sanığın ailesiyle de bir tartışma yaşandı. Bana dönüp "İnsanlık öldü mü?" diye sordular.

Ben bunu her yerde söylüyorum: Evet, insanlık öldü. Onu öldüren de sizin oğlunuzdu. Murat Can yerde can çekişirken, müdahale edebilecek bir konumda olduğu halde müdahale etmediğinde insanlık öldü.

14 Nisan'daki duruşmada sanığın tutuksuz yargılanmasının devamına, 6 Temmuz'da olay yerinde keşif yapılmasına ve bir sonraki duruşmanın 22 Eylül'de görülmesine karar verildi.

Keşif günü, "Yok" denilen kaskı da olay yerine götürdük. Hakim kaskı tanık olarak kabul etti ve dosyaya ekledi.

Keşif sonrasında hazırlanan yeni bilirkişi raporunda ise kusur oranı değişti. Sanığa 8/9, Murat Can'a ise 1/9 oranında kusur verildi. Murat Can'a verilen kusur da hız olarak belirtildi.

Ancak ortada Murat Can'ın hız yaptığına ilişkin bir hız tespiti yok. Sadece hızlı olduğu söyleniyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü Murat Can'ın ilerlediği şeritte, olay yerine 50 metre bile uzaklıkta olmayan bir kasis var. Motorunun yüksek bir motor gücü yok. Ayrıca olay günü hava yağmurlu. Murat Can'ın hız yaptığı söyleniyorsa, bunun teknik olarak tespit edilmesi gerekiyor.

"Rakamların arkasında sadece sayılar yok"

Bu süreçte en çok zorlandığın, en çok yıprandığın nokta ne oldu?

Bizi en çok yoran şey aslında adaletin peşinden koşmak zorunda kalmamız oldu.

Biz zaten bir evlat, bir kardeş, bir arkadaş kaybetmenin verdiği acıyla yorgunuz. Daha kaybımızın yasını tutamadan, ilk günden itibaren "Adalet" diye çırpınmaya başladık. İnsanlara, yetkililere sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.

Herkes bunlara "kaza" gözüyle bakıyor. Yetkililer "taksir" diyor, insanlar "kaza" diyor. Ama bizim yaşadığımız şeyin kaza ya da kader olduğuna inanmıyorum.

Birilerinin tercihleri ve sorumsuzlukları nedeniyle başka insanlar hayatını kaybediyorsa biz buna sadece "kaza" diyemeyiz. Murat Can'ın yaşadığı şeyin bir iş cinayeti, bir trafik cinayeti olduğunu düşünüyoruz. Ve bu olayın da taksir kavramının arkasına sığınılarak geçiştirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Cezasızlık algısı, ihmaller ve sorumsuzluk bu olayların önünü açıyor.

2025 yılında Türkiye'de trafik kazalarında binlerce insan hayatını kaybetti. Aynı yıl en az 44 moto kurye çalışırken yaşamını yitirdi. Bu rakamların arkasında sadece sayılar yok. Her birinin arkasında bir aile, bir anne, bir baba, bir kardeş, yarım kalmış hayaller var.

22 Eylül'de görülecek duruşma öncesinde kamuoyuna bir çağrın var mı?

Mahkememiz 22 Eylül'e ertelendi. Dokuz gün sonra duruşmamız var.

Buradan herkese sesleniyorum: Bizim verdiğimiz mücadele sadece Murat Can için değil.

Murat Can'ın katiline en ağır cezayı verseler bile Murat Can geri gelmeyecek. Biz geride kalan herkes için mücadele ediyoruz. İnsanlar çalışırken, trafikteyken, ekmek parası kazanmak için yola çıktıklarında öldürülmesinler diye mücadele ediyoruz.

Başka aileler aynı acıyı yaşamasın diye mücadele ediyoruz.

O yüzden bizleri yalnız bırakmayın. Tek bir kişinin çıkardığı sesle bazı şeyleri değiştirmek çok zor. Ama birlikte olursak o ses çok daha güçlü çıkar. Birlikte olursak bu mücadeleyi kazanabiliriz.

Bir yandan yas tutarken bir yandan adalet aramak nasıl bir duygu?

Biz aslında daha yasımızı tutmaya başlamadık.

Hani bir söz vardır, "Önce şu cenazeyi kaldıralım." Biz de aynısını yaşıyoruz. Önce şu sağlanmayan adaletin cenazesini kaldıralım, sonra yasımızı tutalım.

Ama yasımızı yaşayamadığımız her gün de ayrı bir yük biniyor kalbimize, omuzlarımıza.

O yüzden bir an önce adalet sağlansın istiyoruz. Çünkü biz artık yasımızı tutmak istiyoruz. Murat Can'ın ardından ağlamak, onu özlemek, onunla ilgili güzel şeyleri konuşmak istiyoruz. Ama şu anda bütün enerjimizi adalet mücadelesine harcıyoruz.

Kuryelerin günlük hayatta yaşadığı zorluklar konusunda neler fark ettin?

Aslında Murat Can bu işe başladığında kuryelerin yaşadığı zorlukları biliyorduk. Yoğun çalışma saatlerini, kar-kış, soğuk-sıcak demeden sürekli trafiğin içinde olmalarını, can güvenliklerinin olmayışını ve esnaf kurye modeli nedeniyle yaşadıkları maddi zorlukları görüyorduk.

Bu yüzden Murat Can'a bu işi yapmaması gerektiğini de söylüyorduk.

Ama genç bir insanın çalışması, kendi parasını kazanması ve kendi hayatını kurması gerekiyor. O da kendi geleceğini kurmaya çalışıyordu.

"Koruyamadıkları canların adaletini sağlamak zorundalar"

Kamuoyuna, benzer bir kayıp yaşamış ya da yaşayabilecek bütün kurye aileleri için ne söylemek istersin?

Hiçbir aile evladını işe gönderirken "Bugün geri gelmeyebilir" düşüncesiyle evinden uğurlamamalı.

Kuryeler de başka herkes gibi çalışarak hayatını kazanmak isteyen insanlar. Onların da eve sağ salim dönme hakkı var.

Biz Murat Can'ı kaybettik. Onu geri getiremeyiz. Ama başka Murat Can'lar ölmesin diye sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz.

Benzer bir kayıp yaşayan ailelere de şunu söylemek istiyorum: Yalnız değilsiniz. Bu mücadele çok ağır, çok yorucu. Bazen insan kendisini tek başına hissediyor. Ama yaşadığımız acının unutulmaması ve adaletin sağlanması için birlikte mücadele etmemiz gerekiyor.

Yetkililere iletmek istediğin bir talebin var mı?

Koruyamadığınız canların hesabını sorup adaletlerini sağlamak zorundasınız. Ama her şeyden önce, o insanları kaybetmeden önce korumak zorundasınız.

Bir insanın hayatını kaybetmesinden sonra adalet aramak zorunda kalmak istemiyoruz. İnsanlar ölmeden önce onların güvenliğini sağlayacak düzenlemeler yapılmasını istiyoruz.

Kuryelerin çalışma koşulları, trafik güvenliği, esnaf kurye modeli ve iş güvenliği konusunda gerçek anlamda önlem alınması gerekiyor.

Çünkü bir canı kaybettikten sonra verilen cezanın, o insanın hayatını geri getirme ihtimali yok.

Murat Can'ın anısının yaşatılması senin için ne anlama geliyor?

Murat Can'ın adının yaşatılması bizim için çok kıymetli.

Kendisi artık yok. Bedeni toprağa karışacak. Ama isminin unutulmasını istemiyoruz.

İnsanlar Murat Can kimdir, nasıl biridir, hayatını nasıl kaybetmiştir ve neden onun adını yaşatmak istiyoruz, bilsinler istiyoruz.

Denizli'de bir parka da Murat Can'ın adı verilebilir. Çünkü çocukları çok severdi. Güzel çocuğumuzun adının güzel bir parkta, güzel çocuklar tarafından bilinmesi bizi çok mutlu eder.

Hayatını kaybettiği sokağa da adı verilebilir.

Biz ayrıca Murat Can için bir orman yaptırmak istiyoruz. Kendisinin nefesi çok kısaydı. Ama bizim yapacağımız o ormanın insanlara nefes olmasını istiyoruz.

Murat Can yaşayamadı belki ama onun adı yaşasın. Onun hikâyesi anlatılsın. İnsanlar onu tanısın ve onun başına gelenlerin başka insanların başına gelmemesi için bir şeyler değişsin.

Bizim için Murat Can'ın adını yaşatmanın en anlamlı yolu bu.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü