Fenerbahçe’nin tarihi zaferinde baş mimar tartışmasız Başkan Aziz Yıldırım’dır. Kulüp tam 18 yıl bekledi Şampiyonlar Ligi’ne katılabilmek için. Yine kolay olmadı tabii ki de.
Ama oldu. Hak edilmiş bir kazanım. Futbolcuların hırsı, mücadelesi ve hepsinden ötesi Yıldırım’ın sihirli dokunuşu.
Fenerbahçe başkanı gerek kulüp gerekse takım içinde tepeden tırnağa her şeye müdahale etti ve kısa zaman dilimi içerisinde çok hızlı değişim rüzgârı gerçekleşti. Zamanında yapılan doğru transfer hamleleri eksik yerlerin olumlu yönde doldurulması, gitti gidecek denilen Ederson’un ‘Yıldırım’ iknayla çözüme kavuşturulması, en büyük eksiklik olarak adlandırdığımız santrfor bölgesine Vedat-Lukaku ikilisinin yerleştirilmesi, Skriniar’ın yanına Ake gibi bir yıldızın takviye güç olarak alınması, ilave olarak Semedo ve Brown’ın özgüvenleri, orta sahada Kante-Guendouzi oluşumuyla göz ardı edilemeyen yükseliş, Greenwood‘un iş bitirici rolü, Talisca’nın 7 maçta attığı 5 gol Asensio’nun asistleri ve bizim çocuklar; Mert Günok, Mert Müldür, Oğuz Aydın , İsmail Yüksek’in katkı payları bu tarihi zaferi getirdi. Teknik direktör İsmail Kartal’ı da es geçmeyeyim.
Fenerbahçe Kulübü’nde tarihe adını yazdıran teknik direktör olma unvanını elde etti. Kartal’ı yaptığı hatalarından dolayı eleştirdim hatta bu hatalarına devam edeceğini düşündüğümde Lyon rövanşından kazanma adına umudum hiç yoktu. O ne yaptı bu sefer; risk aldı orta sahayı kalabalık tutmadı hücumculara ağırlık verdi.
Başardı mı başardı. Biz her zaman doğru gördüklerimizi yazarız. İyiyken kötü, kötüyken iyi demeyiz.
Çok önemli bir engel aşıldı doğrudur. Ancak bunun arkasına kimse sığınmamalı. Rehavete kapılmamalılar.
İsmail Kartal derslerine daha fazla çalışmalı. 3 gün sonra Samsun deplasmanı var. Mücadelenin zorlu geçeceği belli.
Takım yorgun. Yine de kazanılması gereken bir 90 dakika. Gençlerbirliği yenilgisine ‘yol kazası’ demiştim.
Umarım ikinci bir kaza olmaz.