sondakika.com
Son Dakika

Bakan Bayraktar: 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TRT Haber özel röportajında gündeme dair soruları yanıtladı. Bakan Bayraktar, Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak" dedi.

Fotoğraf: TRT Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TRT Haber özel röportajında gündeme dair soruları yanıtlıyor.

Bakan Bayraktar, "NATO Zirvesi'nin ardından sizin bir Irak ziyaretiniz oldu. Ardından da Irak Başbakanı Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanımızla görüştü ve hepimizin de sonradan bilgisini aldığımız o tarihi bir anlaşma, Kerkük petrollerine ilişkin anlaşma imzalandı. Bazı detaylara hakimiz ama siz de "kazan-kazan" dediniz bunun için. Ne kazanacak Türkiye tam olarak bundan?" sorusu üzerine şu yanıtı verdi:

"Şimdi tabii Irak'la olan özellikle geçen hafta yoğunlaşan ve anlaşma imzalarıyla artık hukuken de anlam kazanan bir ilişkiler serisi yaşadık geçtiğimiz hafta. Dediğiniz gibi Temmuz ayı aslında çok yoğun geçti Irak'la ilişkiler açısından. Bu tabii çok kritik bir dönemde gerçekleşen bir ziyaretti ve bir çalışma oldu. Çünkü dünya çok büyük bir kriz yaşıyor şu anda. Kriz ve bu çatışma süreci sürekli hale gelmiş durumda malumunuz; işte Hürmüz Boğazı ile ilgili konuştuğumuz konuda, onun dışında Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Yani öyle bir dünya "yeni normal"e gidiyor ki Gülçin Hanım, bir sürekli çatışma halini görüyoruz. Ve baktığınız zaman bu yeni dönemde ikinci dikkat çeken husus, enerji altyapılarının temel hedef olduğunu görüyoruz. Yani bugün işte Karadeniz'de, Akdeniz'de son dönemde Mısır LNG tesislerine olan saldırı, Hazar'da yaşananlar, işte Hürmüz zaten çok önemli bir çatışma alanı durumunda. Dolayısıyla böyle bir kritik dönemde İran'la, Irak'la olan ilişkimiz ve Irak'la olan gerçekleştirdiğimiz bu anlaşmalar hakikaten çok önemli. Anlaşmaların özünde tabii Kerkük'le başlamak lazım, siz de ona değindiniz. Kerkük bizim üzerinde yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığımız bir konu aslında. Bunu kamuoyuna tabii ki deklare edemedik çünkü çok ciddi bir çalışma arkasında var. Nihayet imzalar atılınca bunu ilan etme durumuna geldik ama çok uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir projeydi.

Tabii ki aslında büyük resme baktığınızda Türkiye olarak biz şunu yapmaya çalışıyoruz: Türkiye'nin mutlak surette enerjideki dışa bağımlılığını düşürmemiz lazım ve bunun için bütün Türkiye'deki kaynaklarımızı; yenilenebilir enerji başta olmak üzere, doğalgaz kaynakları, petrol kaynakları, maden kaynaklarını devreye almaya çalışıyoruz. Ama bunun yanı sıra Türkiye'de edindiğimiz bu tecrübeyi, bu kabiliyeti de yurt dışında projelerde aramayla alakalı yeni bir faza geçmiş durumdaydık. Ben aslında geçtiğimiz programda, yılbaşında sizinle yaptığımız programda burada birkaç bunun aslında mesajını vermiştim. Hatta o programda şunu söylediğimi hatırlıyorum: Türkiye petrollerini 1 milyon varil günde üretim yapacak bir şirkete dönüştürmek; bunun bir kısmını Türkiye'de ama bir kısmını mutlaka dışarıda üretilebilecek bir hale getirmeye çalışıyoruz. Aslında Irak ve Kerkük anlaşması bunun bir parçası, bir yansıması. Ama bunun dışında da şeyler var; özellikle petrol boru hattı anlaşmaları ve bundan sonrası için konuştuğumuz konular hakikaten Irak'la Türkiye'yi stratejik anlamda birbirine bağlayacak çok önemli adımlar. Tabii iki ülkeye çok faydası var yapacağımız projelerin ama bunun ötesinde aslında bütün bölgeye ve küresel anlamda da enerji piyasalarına katkı sağlayacak projelerden bahsediyoruz.

"Bir takvim var mı?"

"750 bin varillik bir kapasiteden, günlük kapasiteden bahsediyoruz ama bunun günlük kapasiteye kademeli olarak geleceğini söylediniz. Bir takvim var mı?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi 750 bin varil aslında konular böyle biraz iç içe geçmiş durumda, onun için biraz daha anlatmakta fayda var. Öncelikle Kerkük anlaşmasına çok kısa değineyim. Kerkük, İngiliz petrol şirketinin yaklaşık 100 yıldır petrol ürettiği bir yer. Biz de bir anlamda aslında 100 sene sonra neredeyse Kerkük'te bu petrol sahalarına bir anlamda ortak oluyoruz. Orada bir tane Amerikalı ortağımız var. Yani İngiltere, Amerika, Türkiye üçlüsünün ortak olduğu çok büyük bir petrol rezervine sahip. Yaklaşık şu anda tahminler 3 milyar varillik bir petrol rezervinden bahsediyoruz. Hani bunu bugünkü rakamlara dönersek 250 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Günlük üretiminin 1.2 milyon varillere çıkabileceği bir potansiyel var ve hani dünyanın en iyi şirketleriyle Türkiye Petrolleri burada ortak bir şekilde bu faaliyeti yürütecek.

Ama bunun dışında bizim Irak'la geliştirmeye çalıştığımız enerjide birçok proje var. Bunlardan bir tanesi; diyoruz ki biz Silopi'den, Habur'dan Basra'ya kadar uzanacak bir petrol boru hattı inşa edelim. Aslında şu anda Irak-Türkiye boru hattı ve bu bahsettiğiniz 750 bin varillik anlaşma, şu anda Silopi'ye gelecek Irak petrolünün yaklaşık 750 bin varilin Ceyhan'a akması, oradan bir kısmının Türkiye'deki rafinerilere ama diğer kısmının da dünya piyasalarına açılmasıyla alakalı. Buradaki bizim hattımızın kapasitesi 1,5 milyon varil ve bu ta 1970'lerden beri inşa edilen ve bizim o günden bugüne kadar çalışır vaziyette tuttuğumuz iki tane boru hattı, 650 kilometre Silopi-Ceyhan arası. Ama ilk orijinalde bu hat dizayn edilirken Kerkük'e kadar uzanan ve Kerkük petrollerini Türkiye'ye götürmesi hedeflenen bir boru hattıydı. Şimdi gelinen noktada biz diyoruz ki aslında Hürmüz krizi bize şunu söyledi, herkese şunu söyledi: Mutlaka alternatif güzergahlara, alternatif rotalara ihtiyacı var dünyanın. Yani bütün petrolünüzü siz, Irak için söylüyorum ve Körfez'deki birçok ülke için söylüyorum, işte Hürmüz'den geçerek dünya piyasalarına götürürseniz orada olabilecek şu anda bir çatışma ortamı var, yarın Allah korusun bir kaza olabilir, başka bir şey olabilir; dolayısıyla alternatif ve çeşitlendirme çok önem arz ediyor. Biz şu anda alternatiflerden bir tanesi, konuştuğumuz projelerden, evet, şu anda bu 750 bin varili mevcut hatlarımızdan taşıyabiliriz. Biz mevcut hatlarımızdan 1,5 milyon varil taşıyabiliriz aslında ve diyoruz ki bunu miktarını da artırabiliriz, yani 2-2,5 milyon varillere çıkabiliriz ve boru hattını da Basra'ya kadar uzatalım; gerek Irak'ın üretimi bir kısım üretimini veya Kuveyt, Körfez ülkelerinden "Bu hattı ben kullanmak istiyorum ya, petrolümün tamamı Hürmüz'den geçmesin burada başımıza ne geleceği belli değil" diyenleri de bu güzergahtan biz dünya piyasalarına açabiliriz diyoruz.

Şu anda 20 milyon varillik bir petrol akışının olduğu bir coğrafya Hürmüz ve şu anda burada bir çatışma ortamı var. Yine biraz önce konuşmamın başında ifade ettiğim gibi burası şu anda enerji altyapısının hedef haline geldiği bir yer. Dolayısıyla burada bir alternatif güzergah, güvenli, istikrarlı bir güzergaha gelmesi herkes için kazanç. Bütün dünya için kazanç. Bugün işte şimdi biraz önce yayından önce sizinle de konuştuk, bir açıklama geliyor: "Efendim Hürmüz krizi aşılıyor, işte eli kulağında barış anlaşması" deniyor, petrol fiyatları aşağı geliyor. Tabii onun getirdiği riskler de var ama yani sonuçta dünya petrol piyasalarının dengeli olması için dünyaya bizim her gün 100-103 milyon varil günlük bir arzı sunmamız lazım. Öyle olursa daha dengeli fiyatlar... İşte herkes sonuçta daha ucuz enerji istiyor. O anlamda bu boru hatları herkesin aslında kazanacağı bir denklemi oluşturuyor. Biz bunu tabii Irak özelinde söylüyorum, bu petrol boru hattından gelecek petrolü Ceyhan'da bir depolama projesine, orada belki bir rafineri, petrokimya projesine ortak bir şekilde ve buradan oluşturulabilecek gelirleri de Kalkınma Yolu'nu yani Fav Limanı'ndan işte bizim Ovacığa'a gelecek, Türkiye'ye gelecek ve oradan da Avrupa'ya gidecek bir Kalkınma Yolu projesinin finansmanı için ayırabileceğimize inanıyoruz. Dolayısıyla böyle çoklu bir şeyden bahsediyoruz.

Ama geçen hafta sürpriz gelişmelerden bir tanesi; Sayın Cumhurbaşkanımızla Irak Başbakanı'nın görüşmesi esnasında, heyetler arası görüşmede Türkiye'nin ihtiyacı olan bizim ülke olarak günde 1 milyon varil petrole ihtiyacımız var, ham petrole. Irak tarafı bu petrol tedarikini kendisinin sağlayabileceğini hani bu üretimi aslında yeterli bunun için ve bunun için niyetli olduğunu belirtti.

Yani şöyle bu petrolün tedariki ve taşınması tabii Türkiye'ye gelmesi ama bu bahsettiğimiz şey tamamen Türkiye'nin ihtiyacı için kullanılacak 1 milyon varilden bahsediyoruz. Dolayısıyla böyle bir teklifi Sayın Cumhurbaşkanımız da buna çok olumlu yaklaştılar. Hatta bana basın toplantısında dikkat etmişsinizdir "Artık farklı yerlerden petrol almamıza gerek yok, işte komşumuz Irak bunu tedarik edebilir" gibi bir talimat da buyurdular. Dolayısıyla şunu ifade etmek istiyorum: Bu da ayrı bir proje. Yani birçok proje aslında Irak'la konuşuldu, iç içe geçmiş durumda. Irak'ın ciddi bir elektrik ihtiyacı var, o elektrik ihtiyacının Türkiye üzerinden karşılanması... Yani bizim şu anda Irak'la 17 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmış durumdayız.

O anlaşmayı imzaladık. Bir yıllık bir anlaşma, onu daha tabii uzatmak ve dediğim gibi daha büyütmek istiyoruz esas itibarıyla. Bütün bu anlaşmalarla beraber Irak'la Türkiye'nin ticaret hacmi çok kısa bir süre içerisinde iki katına çıkabilir. Yani biz 30-35 milyar dolarlara yıllık ticaret hacminde ulaşabilecek bir potansiyelden bahsediyoruz burada. Dolayısıyla ümit ediyorum yeni Irak yönetimiyle, Sayın Başbakanla o da çok bu konuda istekli, işte elektrik hatlarından bahsediyorum, şu anda Irak'ın çok ciddi bir elektrik problemi var. Altyapı sorunları var ama biz buna kısa vadede, orta vadeli ve uzun vadeli çözümleri de kendilerine sunduk. Bunlardan bir tanesi şu anda elektrik ihracatı yapıyoruz, burada miktarın artırılmasını Sayın Başbakan Sayın Cumhurbaşkanımızdan rica ettiler. Dolayısıyla çok yoğun bir ilişki projelerin olduğu, ilişkilerimizin daha iyiye gideceği bir sürece doğru inşallah gidiyoruz.

"Yani bütün yollar aslında Türkiye'ye çıkıyor"

"Şimdi boru hatlarından bahsettik, Kerkük zaten başlı başına sıcak bir başlık, elektrik var. Farklı bir iş birliği alanı da bunlar dışında gündemde mi Irak'la?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar şu cevabı verdi:

"Konularımızdan bir tanesi örneğin gaz. Doğal gaz ilk etapta Irak ihtiyacı için konuştuğumuz projelerden bir tanesi ki Irak'taki doğal gaz santrallerine gaz ihtiyacı var ki elektrik üretilebilsin. Dolayısıyla belki ilk etapta Türkiye'nin altyapısını kullanarak, Türkiye'deki doğal gazı kullanarak bunun bir kısmını Irak'a ihraç etmeyi konuşuyoruz şu anda.

Ama daha büyük projemiz aslında bu Basra'ya uzatmayı düşündüğümüz petrol boru hattına, elektrik iletim hatlarının yanına bir doğal gaz boru hattı yapıp belki ilerde Katar doğal gazını, Körfez'de üretilecek doğal gazı artık ters akışla bu sefer Irak üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa'ya gitmesiyle alakalı da büyük bir projeyi de konuşuyoruz. Tabii alternatif güzergah olarak Katar gazı Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden de Türkiye'ye gelebilir. Yani bütün yollar aslında Türkiye'ye çıkıyor. Türkiye'nin çok güçlü bir altyapısı olması, yani gazlaştırma tesislerimiz, depolama tesislerimiz, boru hatlarımız... Türkiye'de bakın 20 bin kilometrenin üzerinde yüksek basınçlı boru hattımız var, çelik hatlarımız var; 20 bin kilometre. 220 bin kilometre doğal gaz hatlarımız var şehirlerimizde, vatandaşlarımızın evlerine, iş yerlerine doğal gaz götürmek için. Dolayısıyla bu altyapı aynı zamanda bu işte bahsettiğimiz bağlantısallığı sağlayan, bu projeleri hayata geçirmemize yardımcı olan en önemli unsurlar.

Yani şöyle Ceyhan tabii şu anda zaten aslında önemli bir rolü var. Biliyorsunuz Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından şu anda ham petrol akışı devam ediyor. Bütün yıla baktığınızda ortalama 550-600 bin varil günde bir petrol akışı var Ceyhan'a ve Ceyhan üzerinden de dünyaya bu petrol açılıyor. Onun yanı sıra bu düşündüğümüz projelerle, yani Irak-Türkiye boru hattı, işte 750 bin varilden anlaşmasını yaptık; onu biz 1,5'a hatta 2-2,5 milyon varile götürmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla bunların bir kısmı Ceyhan üzerinden dünyaya ticareti yapılacak, bir kısmı da dediğim gibi Türkiye'deki rafinerilere ve Türkiye'de kurulabilecek petrokimya tesislerine pekala hammadde sağlayabilecek.

"Stratejinin neticelerini de yavaş yavaş almaya başladık"

"TPAO ile devam edelim. Sadece siz biraz önce altını çizdiniz, bu konuştuğumuz başlıklarla sınırlı değil. 1 milyon varil eşdeğeri hidrokarbon üreten bir şirket olma hedefinde. Bazı anlaşmaları da zaten gördük. İlk derin deniz sondajında durum ne? Ben Somali ile beraber sormuş olayım ama başka hedefler de var muhakkak." sorusunu Bakan Bayraktar şu şekilde cevapladı:

"Şimdi yine şunu ifade etmem lazım. Türkiye bu özellikle 2016'daki Milli Enerji ve Maden Politikasıyla yeni bir faza geçti petrol ve doğal gaz aramacılanda. Ve malumunuz işte kendi gemileriyle, kendi ekipmanıyla denizlerde petrol arayan, doğal gaz arayan bir ülke olacağız hedefini ortaya koydu o zaman. Onun dışında özellikle Türkiye'de karalarda gidilmedik hiçbir yer bırakmayacağız, her yerde arayacağız hedefini ortaya koydu. Ve bunların da çok kısa bir zaman içerisinde, yani petrol sektörü açısından söyleyeyim çok kısa bir süre içerisinde biz neticelerini almaya başladık. Yani 2016 bu stratejinin ortaya konduğu yıl. Gemilerimizin, ilk geminin 2017 yılı Temmuz ayında ben Norveç'e gidip pazarlığını yaptım o zaman müsteşar yardımcısıydım. 2017 yıl sonunda ilk Fatih gemimiz Türkiye'ye geldi.

Şimdi şuraya gelmek istiyorum: Çok kısa bir süre içerisinde; 2020 yılı Türkiye'nin Karadeniz'de Sakarya Doğal Gaz keşfini yaptığı yıl. 2021 yılı Gabar keşfi. Yani o stratejinin neticelerini de yavaş yavaş almaya başladık. Bunlar bir taraftan da bizim Türkiye'de daha güçlü bir temele sahip olmamızı; daha ayakları yere sağlam basan, daha iddialı, daha kendine özgüveni artmış bir Türkiye Petrolleri ve bir bakış açısına sahip olmamıza sebebiyet verdi. Onun için de bunun gücüyle, tabii çok güçlü bir siyasi iradeyle biz şimdi işte Somali'den bahsediyorsunuz... Irak Kerkük'te 100 yıl sonra Türkiye Kerkük'e giriyor. Dolayısıyla biz şimdi artık Pakistan'da... yine aslında geçen hafta böyle çok haber olmadı ama Bulgaristan'da bir, Karadeniz'de Bulgaristan'ın offshore'unda denizlerinde bir sahada yüzde 33'lük bir pay aldık. Orada arama yapacağız, doğal gaz araması yapacağız. Ve dünyanın muhtelif yerlerinde, Afrika'da yani yakın zamanda yeni anlaşmaları inşallah duyuracağız.

Ben özellikle bu yıl başında Türkiye Petrolleri'nin ülke dışında, yani enerji diplomasimizi kullanarak ülke dışında çok farklı projelerde ortaklıklar yoluyla veya münferit projelerde yer alacağını ifade etmiştim. İşte Somali bunlardan bir tanesi. Somali'de tek başımıza yürüyoruz, operatörlüğünü biz yapıyoruz. Şimdi Çağrı Bey gemimiz orada sondaj yapıyor. Şu anda sondajda neredeyiz derseniz, bizim 3.450 metrelik su derinliği olan bu deniz sahasında yaklaşık 4.000 metrelere geldik. Yani deniz tabanından sonra 500-600 metrelere ulaşmış durumdayız. Sondajımız devam ediyor. Yani bu sondaj 7.000 metrelere kadar gidebilir.


İlk kuyu için bir zamanlama sorulması üzerine Bakan Bayraktar şunları söyledi:

"Önümüzdeki haftaları görmemiz lazım. Yani çok kolay bir operasyon olmadığını söyleyebilirim. Çok zor bir operasyon, deniz şartları farklı. Ama gemilerimizin kabiliyeti çok yüksek. Dolayısıyla ekibimiz çok tecrübe kazandı. Yani Karadeniz'de biz onlarca kuyu açtık. Karadeniz de kolay bir deniz değil. Yani orada da 2.100 metre su derinliğinde çalışıyoruz. Bütün bunlarla beraber Somali'den inşallah hayırlı bir netice almayı hedefliyoruz.

Ama işte bu Kerkük, Kerkük'e girişimiz... Yakın zamanda ben malumunuz böyle iş imzalar atılmadan hiçbir şey açıklamıyorum. Ama biz bu yolda bakın yıl başında ben buradaki programa gelmeden önce Exxon'la bir anlaşma imzalamıştık. Bu programdan sonra Chevron, BP, Shell, Total'le, Fransız Total şirketiyle anlaşmalar imzaladık. Şimdi bu iş birliği anlaşmaları somut projelere dönüyor. Yani BP anlaşması Kerkük'te somut, net bir projeye, ticari bir projeye dönmüş durumda. Diğerleri de yavaş yavaş dönecek.

Ülke bazlı ortaklıklarla ilgili sorulan soruya Bakan Bayraktar, "Yani şöyle söyleyeyim, Afrika'dan başlayayım. Afrika'da Gine-Bissau, Angola, Liberya... Şimdilik şirketlerini söylemeyeyim, projeleri söylemeyeyim. Libya çok yoğun çalışıyoruz. Libya'da aslında iki tane saha almış durumdayız yine yabancı ortaklarımızla, biri denizde biri karada. Ama çok daha büyük bir proje üzerinde çalışıyoruz. İnşallah oradan bir netice aldıracağız. Onun dışında tabii Orta Asya; Kazakistan, Azerbaycan'da ilgilendiğimiz sahalar var. Irak ve şimdi Pakistan'da sahalar almıştık, orada çalışmaya başlıyoruz fiili olarak. Pakistan'da aslında biraz gecikmeli başlıyoruz, bu savaş bizim oradaki operasyonumuzu etkiledi. Siz Oruç Reis dediniz, Oruç Reis'in yeni görev yeri Pakistan bu arada, oraya gidecek. Yakın bir zamanda Bangladeş'te deniz sahalarıyla ilgili bir süreci başlatıyoruz. Dolayısıyla böyle yoğun bir çalışma içerisindeyiz. İnşallah hepsini böyle peyderpey hızlı bir şekilde hayata geçiririz" dedi.

"Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak"

"Sakarya'da üretim sürüyor, peki ne aşamada?" sorusuna Bakan Bayraktar şu cevabı verdi:

"Şimdi ya bu vurguladığınız şey çok önemli. Bizim yani siz bizim projelerimizi çok yakından takip ediyorsunuz. Sahadaki gelişmeleri de biliyorsunuz. Hakikaten bizim kendi mühendislerimizin, kendi çocuklarımızın bu projelerde yer alması ve bunları yapıyor olması bizi çok daha güçlü kıldı. Ve çok önemli bir özgüven kazandı Türk mühendisi bu anlamda. Petrol mühendislerimiz, jeologlarımız çok zor operasyonları yapar hale geldi. Bunu da biraz açık söyleyeyim, özellikle Akdeniz'de ilk sondajları yaptıktan sonra orada yabancı şirketlerin bizi bir anlamda terk etmesi siyasi saiklerle... Yani ticari olarak değil, hepsi olmak istedi ama farklı siyasi duruşlardan dolayı bizi bir anlamda terk ettiler ama hani "kötü komşu insanı ev sahibi yapar" ya, o misal biz kendi başımıza bu işleri yapmaya başladık. Çok önemli bir kabiliyet geliştirdik ve şimdi onu da dediğimiz gibi yurt dışında kullanılır hale geldik. Ama ve bu sayede de bize çok farklı teklifler... yani bu ortaklıkların arkasında biraz da o var. Yani sizin altyapınızı kullanmak istiyorlar. Efendim Bulgaristan'da Shell bizimle çalışmak istiyor.

Ama bizim hakikaten gözbebeğimiz Sakarya gaz sahası. Orada da bu sene daha önce de ifade etmiştik aslında, bu sene önemli bir zaman dilimi. Çünkü biz ilk üretimi gerçekleştirdik. Ağustos ayı 2023 itibarıyla karaya gazı getirdik. Nisan ayında, Nisan 2023'te Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla güzel bir tören, büyük bir orada gaz yakma töreni yapmıştık hatırlarsanız. Ve üretim Ağustos'ta hanelerle, ticarethanelerle yani şebekeyle buluştu. Ve bugün 4 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı, evin doğal gaz ihtiyacı şu anda Sakarya gaz sahasından geliyor. Şimdi hedefimiz ikinci fazda bu senenin sonunda bu rakamı 8 milyona çıkarmak.

Faz 2'de takvim net. 2026 sonunda biz üretimimizi Sakarya gaz sahasından iki katına, 20 milyon metreküpe çıkaracağız. Ama ben böyle çok metreküpler efendim şeyler konuşuyorum, variller konuşuyorum; insanımızın anlayacağı şekilde söyleyelim: Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak. Faz 2 bu senenin sonu itibarıyla... 2026 sonu itibarıyla... 2028'e geldiğimizde bu 16-17 milyon haneye çıkacak.

40 milyon metreküp evet, siz deyin 40 milyon metreküp; 40-45 milyon metrekübe ulaşmış olacağız günlük üretimimiz. Ama bu şu demek: 17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını kendi gazımızla kendi sahamızdan karşılar hale geleceğiz.

Ama bu sene bizim için çok önemli çünkü deniz üstünde bir üretim yapacağız bu sefer. İşte Osman Gazi Yüzer Üretim Platformumuz... Bizim hesaplarımız böyle eylül ayının sonu gibi Filyos'tan ayrılacak ve 20 yıl boyunca görev yapacağı Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'ndaki yere gidecek. Orada onu deniz tabanına sabitleyeceğiz, işte son işlemler yapılacak, testler yapılacak. Büyük bir gaz yakma testi yapılacak orada. Onlardan sonra da inşallah üretime başlayacağız.

"Gabar artıyor, bugün 83 bin 200 varile ulaşmış durumdayız"

"Gabar'ı da unutmamak gerekiyor, konuşmadan geçmeyelim. Bugün bir de "Terörsüz Türkiye" ile ilgili çok kritik bir adım atıldı ülkemiz için. Bu da enerjiden bağımsız değil. Şimdi aslında konuştuğumuz hiçbir başlıktan bağımsız değil; Irak'la olan ilişkiler, ekonomik iş birliği... Gabar'ı bir zamanlar terörle, anarşiyle anarken şimdi orada enerjiyi konuşuyor olmamız... Bunların hepsi birbiriyle ilişki içinde. Buradan Gabar'a gelmek istiyorum. Orada ne durumdayız? Ve tabii "Terörsüz Türkiye" sürecinde gelinen o kritik eşik itibarıyla enerji diplomasisini de etkileyecek aslında" sorusuna Bakan Bayraktar şu yanıtı verdi:

"Şimdi Gabar tabii Sakarya Gaz Sahası'ndan sonra, 2020'den sonra 2021'de bu sefer petrolde bizim için hepimizin iftihar vesilesi olan çok önemli bir proje. Ve yıllardır, milyonlarca yıldır belki o toprakların, dağların altındaki petrol aranmadığı için, aranamadığı için işte bölge malum terörle anılan bir bölge olduğu için... Ve o dağlar şimdi artık çok büyük bir ekonomik aktivitenin; binlerce insana, çoğunluğu o bölgenin, Şırnak'ın kendi evlatları olmak üzere büyük bir istihdam kapısı olan büyük bir projeye dönüştü. Ülkemiz için çok büyük bir ekonomik değer haline dönüştü. Ve oradaki keşif 2021 yılında yapıldıktan sonra... Ben bugün yani yeni rakamı acaba söyleyelim mi dedim, "Hele şu 85 bine gidelim" dedim ama... Yeni rakam şöyle; yani Gabar artıyor, bugün 83 bin 200 varile ulaşmış durumdayız. Aslında bu bir yeni bir rekor ama biz hani 85'i bulalım öyle anlatalım diye düşünmüştük. 83 bin 200 varil günlük üretime ulaştık. Her gün yeni bir rekor kırıyoruz Gabar'da. Yeni keşifler yapıyoruz, dolayısıyla üretimimizi artırmaya devam ediyoruz. Gabar inşallah daha da büyüyecek, biz buna inanıyoruz ama bize hakikaten hem ekonomik anlamda hem bölgeye katkı anlamda çok önemli bir yönü var.

Ama sizin bahsettiğiniz yönüyle, bu haftanın yoğun gündemi aslında çok uzun bir zamandır bu "Terörsüz Türkiye"... Ve biz hep şunu söyledik: "Terörsüz Türkiye"nin böyle küçük bir kesiti; Türkiye terörden kurtulduğunda, terörü gündeminden çıkardığında ve o birliği, beraberliği, kardeşliği sağladığında nasıl bir potansiyeli hayata geçirecek... Onun küçük bir kesiti. Yani o bölge terörden temizlendi ve ondan sonra da biz oradaki bu çalışmalardan netice almaya başladık. Dediğim gibi sosyal etkisi, iktisadi etkisi, istihdam etkisi, bölgeye getirdiği etki muazzam. Biz her defasında oraya gittiğimizde insanlarda işte yeni umutlar, bizden beklentiler; "Bakanım buraya bir rafineri olacak mı? Yeni iş kapıları, yeni istihdam kapıları? İnşallah büyüdükçe oradaki üretimimiz arttıkça inşallah bunlara da elbette ki konuşturulabilir hale gelinecek."

"Krizlerden etkilenmemek için nasıl bir tablo çizdik kendimize bu krizlerden etkilenmemek üzere? Farklı planlarımız neler?" sorusuna Bakan Bayraktar, şu cevabı verdi:

"Evet. Şimdi biz aslında bu kriz tabii çok büyük bir kriz, çok büyük bir ekonomik kriz ve nerede duracağını da bilmediğimiz bir kriz. Yani işte bundan 3-4 hafta önce sanki barış ve ateşkes imzalanır noktadayken tekrar birtakım şeyler başladı, bunun getirdiği belirsizlikler... Ama ben bu "yeni normal"i, dünyadaki "yeni normal"i sürekli bir çatışma hali gibi yani inişli çıkışlı, bazen şiddeti artan bazen düşen ama... Yani bakın, 2022 Şubat Ukrayna-Rusya krizi... Fakat hani biz alıştık ama ben bundan 10 gün önce Rusya'daydım, Moskova'daydım. Ve Moskova'da akaryakıt istasyonlarında kuyrukları gördük. Rusya gibi enerji açısından zengin; işte hem üretimi hem ham petrol üretimi hem petrol ürünleri konusunda ihracatçı bir ülke, Türkiye'ye çok önemli ürün tedarik eden, önemli bir bizim ithalat yaptığımız ülkelerden bir tanesi... Ama orada şimdi ihracat yasakları var çünkü enerji altyapıları hedef alınmış durumda ve bunlar iç piyasalarını etkileyen bir hale geldi. Ama 4,5 sene oldu savaşın başladığı, çatışmaların başladığı günden bugüne kadar. 28 Şubat Hürmüz krizi başladı, neredeyse yarım seneye geliyoruz; yani uzun bir zaman oldu. Dolayısıyla hani nerede bitecek nerede duracak onu da ben kimsenin bildiğini çok fazla düşünmüyorum. Dolayısıyla inanılmaz bir belirsizlik, piyasalarda inanılmaz bir dalgalanma; bir gün petrol fiyatı %6 artıyor, öbür gün %4 düşüyor. Dolayısıyla buna göre adapte olmak hakikaten çok zor.

Bunların getirdiği belirsizlikler, riskler var. Ama Türkiye aslında uzun zamandır, çok uzun zamandır temel bir strateji belirledi kendisine; o da çeşitlendirme stratejisi, bahsettiğiniz gibi. Yani biz kaynak ülkelerimizi çeşitlendirmeye gayret ediyoruz, rotaları çeşitlendirmeye gayret ediyoruz. Bilmiyorum haritamız var mı burada ama biz çok uzun yıllar, ta 1980'lerden beri aslında Rusya'dan o zamanki adıyla Sovyetler Birliği'nden doğal gaz alıyoruz. Doğal gaz Türkiye'ye çok uzun zaman aslında "Batı Hattı" dediğimiz Ukrayna, Moldova, Romanya, Bulgaristan ve üzerinden transit olarak Türkiye'ye gelirdi. Mavi Akım vardı ondan sonra ama bu Batı Hattı tabii özellikle İstanbul'a gelmesi yani Trakya bölgesini beslemesi açısından çok önemliydi. Şimdi bakın bu hatla ilgili 2016 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız işte ağustos oldu neredeyse 10 sene oluyor ben de o heyet içerisindeydim, St. Petersburg'a gittik ve Türk Akım Boru Hattı Projesi ile alakalı iki ülke devlet başkanı ekiplerine talimatı verdiler, 9 Ağustos 2016'dan bahsediyorum darbeden hemen sonra. Ve biz çok yoğun bir şekilde çalışmaya başladık. Solda Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye giren hattan bahsediyorum. Ve biz doğal gazımızı oradan alıyorduk. Çalışmalara başladık ve çok kısa bir süre içerisinde, 2 aydan kısa bir süre içerisinde hükümetler arası anlaşmayı hazır hale getirdik. Yani çok yoğun bir müzakere süreci yaşadık ve Sayın Putin'in bir Türkiye ziyaretinde bu anlaşmayı imza altına aldık. 2,5-3 yıl içerisinde bu hat yapıldı; Türk Akım Boru Hattı.

Şimdi Karadeniz'den gelen iki hat var; birisi sizin bahsettiğiniz Mavi Akım, o daha önce yapılmıştı. Ama diğeri daha uzun olan, bizim Kıyıköy'e Trakya'ya gelen hat 2,5-3 yıl içerisinde yapıldı ve 2020 yılı Ocak ayında bu hattın açılışını yaptık büyük bir merasimle, büyük bir törenle. Ve biz artık batıdan yani o Bulgaristan-Ukrayna transitinden değil Karadeniz'in altından direkt olarak doğal gazımızı Rusya'dan alabilir hale geldik 2020 yılı başında.

Şöyle düşünün: 2022'de savaş ve çatışma başladı. Türkiye'nin o boru hattından ne kadar kesintisiz gaz alabildiğini onun seyircilerimize, işin uzmanlarının takdirine bırakıyorum. Ben size söyleyeyim, kesinlikle burada biz bir arz şoku, arz sıkıntısı yaşardık. Yani çünkü Ukrayna güzergahı şu anda işte Avrupa'ya giden akışlar kesilmiş durumda. Dolayısıyla tam tersine o hat artık Türkiye'nin ihracat rotası haline geldi.

Yani eskiden biz kuzeyden güneye doğru oradan doğal gaz alırken şimdi Türkiye üzerinden fazla oluşan doğal gaz artık Avrupa'ya, Bulgaristan'a diğer Güneydoğu Avrupa ülkelerine satılır hale geldi. Yani çeşitlendirme stratejimizin özü rotalar, kaynak ülkeler... İşte LNG anlaşmaları yaptık yurt dışıyla; Amerikalılarla, başka ülkelerle, Cezayir'le, Nijerya'yla... Dolayısıyla yoğun bir şekilde bu çeşitlendirme Türkiye'yi çok önemli bir konuma getirdi.

Bunu biz kendimiz için yaptık ama bu sayede, bu altyapı sayesinde şu anda birçok ülke bundan istifade edebilir. Enerjiyi üreten ülkeler, işte Irak'ı uzun uzun konuştuk; Irak ürettiği petrolü Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de dünya piyasalarına götürebilir. Doğal gaz üreten ülkeler yine Türkiye'ye bunu getirebilirler, Türkiye üzerinden Avrupa'ya götürebilirler. Türkiye üzerinden Irak'a, Suriye'ye... Şu anda Suriye'ye Türkiye üzerinden doğal gaz gidiyor. Azerbaycan'dan gelen doğal gaz Suriye'ye Türkiye üzerinden gidiyor. Dolayısıyla Türkiye bu anlamda bu altyapısıyla herkese aslında katkı sağlayan bir iş yaptı. Biz herkese şunu söylüyoruz: Türkiye ile yapılacak iş birliği herkes için aslında herkesin kazandığı bir denklemi oluşturabilir.

"Türkiye'nin bütün depoları, doğal gaz depoları dolu vaziyette"

"Tam Hürmüz kriziyle bağdaştırırsak; olası kesintiler, umarız olmaz, herhangi bir krizden tabii bir kâr elde etme amacıyla değil ama bizim ne kadar kendimizi sürdürebilecek, çevirebilecek enerjimiz depolandı?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar şunları söyledi:

"Şimdi burada tabii özellikle doğal gazdan bahsetmek lazım. Doğal gaz altyapımızda depolar şu anda yaklaşık 6.3 - 6.5 milyar metreküplere ulaştı depolama kapasitemiz. Dolayısıyla yani şöyle söyleyelim, herkes yine metreküplere dönmeyelim; böyle bir 45 günlük kışın, yani kışın en soğuk zamanında 45 gün boyunca hanelerimize, evlerimize yetecek kadar doğal gazı biz depolayabiliyoruz kendi depolarımızda. Hedefimiz bunu iki katına çıkarmak; yani 12-13 milyar metrekübe depolama kapasitemizi çıkarmak. Kışa girerken elbette her sene yaptığımız gibi ki bu sene kışı beklemeden şu anda Türkiye'nin bütün depoları, doğal gaz depoları dolu vaziyette. Elbette ki tüketimler şu anda yaz sezonunda fazla değil. Petrol ve petrol ürünleri tarafında da depoları her gün takip ediyoruz. Yani ben bu programa gelmeden önce işte Türkiye'nin ham petrol deposunda kaç günlük ham petrolümüz depolanmış durumda? Bunları da günübirlik takip ediyoruz. Elbette ki burada şu ana kadar hiçbir sıkıntı yaşamadık malumunuz Hürmüz'den dolayı. Ama çok yani yoğun bir çabanın içerisindeyiz. Hem enerji diplomasisi anlamında hem ticari ilişkileri, işte yaptığımız ziyaretlere baktığınızda aslında bütün hepsinin arkasında işte Irak, Moskova ziyaretimiz; bütün bunlarda beraber çalıştığımız ülkelerdeki durumları da görerek alternatifler nasıl oluşturabiliriz noktasında bir çaba içerisindeyiz. Hamdolsun bugüne kadar insanımıza bir sıkıntı yaşatmadık. Milletimiz herhangi bir arz kesintisiyle karşı karşıya kalmadı. Elbette ki küresel fiyatlardan hepimiz etkilendik yani petrol fiyatlarının, akaryakıt fiyatlarının; ki Hazine ve Maliye Bakanlığımız eşel mobil sistemiyle o vergi yükünü vatandaşlarımızın üzerinden aldı ama dünyada yaşanan bu dalgalanmadan elbette ki finansal olarak etkilendik. Ama arz güvenliğinde bugüne kadar bir sıkıntı yaşamadık. İnşallah bundan sonra da yaşatmamaya milletimize gayret edeceğiz.

"Kuzey Kıbrıs'ın enerji ihtiyacını buradan karşılamak istiyoruz"

KKTC ile ilgili yapılan anlaşmanın sorulması üzerine Bakan Bayraktar şunları söyledi:

"Evet doğru. Yani kafamızda ilerleyen dönem için böyle bir hazırlık da var. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Şimdi bir, hani esas meselenin özünde adanın bir enerji problemi var. Kuzey Kıbrıs'a biz su götürerek, tatlı su götürerek aslında çok önemli bir proje, tarihi projeyi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirdik. 10-15 yıl oldu neredeyse, ben o açılış gününde oradaydım onu hatırlıyorum. Çok önemli bir şeydi yani adanın su ihtiyacının karşılanması Türkiye üzerinden. Deniz altından mühendisliği de çok önemli bir proje. Daha sonra adanın enerji problemine çözüm olabilmek adına geliştirdiğimiz iki proje var. Bunlardan bir tanesi adaya bir elektrik iletim hattı götürmek Türkiye üzerinden. Ve Türkiye'de üretilen elektriği, özellikle yenilenebilir enerjiden ürettiğimiz elektriği adaya götürmek ve adayı bu anlamda bir elektrikleşmeye kavuşturmak.

Bunun yanı sıra doğal gaz hattı projesi bahsettiğiniz proje. Bu projede hedeflerimizden bir tanesi yine adaya götüreceğimiz doğal gazdan elektrik üretmek ve adanın bütün elektrik ihtiyacını aslında orada üreteceğimiz, orada kurulacak ve mevcut olan santrallerin; şu anda sıvı yakıt kullanıyorlar. Bu santrallerin aslında doğal gaza dönmek suretiyle daha temiz bir yakıtla, daha uygun fiyatlı bir yakıtla adanın daha enerji ihtiyacını ortadan, arz güvenliğini sağlamak ve enerji ihtiyacını giderebilmek. Hedefimiz bu.

Ama bu doğal gaz boru hattını yaparken kapasitesini biraz yüksek yapmayı; önümüzdeki süreçte belki Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de bulacağı bir gaz kaynağını yine bu hattan bu sefer bahsettiğiniz gibi ters akışla yani adanın üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye'den de hemen her yere ulaştırabilme imkanımız olabileceğini... Belki Akdeniz'de bizim değil başkalarının bulduğu gazın belki ihtiyaç olursa bu hat üzerinden Avrupa'ya gitmesiyle alakalı... Çünkü ben şuna inanıyorum: Yaptığınız bu boru hattı projeleri, doğal gaz projeleri, elektrik iletim hattı projelerinin kesinlikle ticari anlamda geri dönüşleri tahminlerinizin ötesinde daha kısa sürebiliyor. Çünkü dediğim gibi bir krizler dünyasında yaşıyoruz. Ve bu krizler böyle anlarda çok önemli fırsatları size getiriyor. Dolayısıyla hani işin ticari boyutta bir şeyi var ama onun ötesinde de biz tabii adanın enerji ihtiyacını, özellikle Kuzey Kıbrıs'ın enerji ihtiyacını buradan karşılamak istiyoruz. Hatta 10 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Yardımcımızla adaya gittik ve o anlaşmayı orada Sayın Başbakanla imzaladılar. Ben oradaki konuşmamda Türkiye'de olduğu gibi şimdi biz yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz ülkemiz için. Burada elektrikleşmeyi işin merkezine koyalım diyoruz Türkiye'de. Bunu adada niye yapmayalım? Adada 350 bin tane araç var. Türkiye'de 35 milyona yakın araç var; yani bizim karşı karşıya olduğumuz durum çok daha zor bir durum ama 350 bin aracı belli bir dönem içerisinde tümünü elektrikliyle döndürebilirsiniz eğer adada yeterince elektrik üretirseniz. Ve ada hakikaten o zaman Kuzey Kıbrıs böyle zaten cennet gibi bir ada ama havası temiz; düşünsenize hiç mazotlu aracın olmadığı, tamamen elektrikli araçların olduğu bir elektrikleşmiş bir adaya dönüşebilir.

Dolayısıyla böyle bir hedefimiz de var aynı zamanda. İnşallah ümit ediyorum bu projeyi hayata geçirdiğimizde Kuzey Kıbrıs'ın enerji arz güvenliği sağlanır ve ilerde oluşabilecek bir doğal gaz kaynağı Akdeniz'de bu hat üzerinden kısa bir şekilde hızlı bir şekilde Türkiye'ye ve piyasalara ulaşabilir.

"Yıl sonunda test üretimine, ilk elektrik üretimine geçmeyi hedefliyoruz"

Akkuyu nükleer santrali ile ilgili sorulan soruya Bakan Bayraktar, "Şimdi Akkuyu'da özellikle birinci reaktör için çalışmalarımız son hızla devam ediyor. Birinci reaktörde şu anda geldiğimiz nokta şu: Yaklaşık 2 bin'e yakın test süreci var. Yani nükleerin zaten doğası gereği nükleer emniyetin ön planda olduğu, emniyet için de birçok testin yapılması gereken, zaruri olan ve uluslararası anlaşmalarla hepimizi bağlamış bir süreç. Dolayısıyla şu anda testler devam ediyor. Testlerde %15-20'lerde şu anda Akkuyu. Bunları tamamlayıp yıl sonunda test üretimine yani ilk elektrik üretimine geçmeyi hedefliyoruz. Hem Rus tarafının hem bizlerin bütün çabası bunun üzerine. Ama burada şunu söyleyeyim: Yani emniyetten hiçbir şekilde şey yapmadan, yani sarfınazar etmeden emniyeti önceliklendirerek ve sadece onu düşünerek bütün bunları yapıyoruz. Elbette ki elektriği bir an önce üretmek istiyoruz ama ilk reaktörde durum bu. İkinci, üçüncü ve dördüncü reaktörlerde de inşaat devam ediyor ama şu anda bütün bütün ekibin bütün yani hem Rus tarafının hem bizlerin bütün çabası bu ilk reaktörden Türkiye'nin 70 yıl boyunca yapmaya çalıştığı o ilk reaktörden elektrik üretme hedefine ulaşmak.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için TRT Haber sayfasına gidin.

www.trthaber.com · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü