sondakika.com
Son Dakika

Başaran'a, Gökay'a özgürlük

"Başaran Aksu ve Gökay Çakır, işçilerin hakları için mücadele ederken sayısız kez gözaltına alındılar. Her gözaltı sonrasında geri çekilmediler, “Yorulduk.” demediler."

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Epeydir unutulmuş bir sendikacılık pratiğini yeniden hatırlattılar.

Makam odalarından değil; işçilerin arasında, sokakta, yolda, parkta, meydanda ısrarla, pes etmeden sendikacılık yaptılar.

Hak arayan işçilerle yan yana, omuz omuza, geceler ve günler boyunca, güneşin ve yağmurun altında oldular.

İşçinin sesinin duyulmadığı yerde ses oldular.

Yeri geldi, ülke gündemini belirlediler.

Kimi zaman verilen sözler tutulmadığında yeniden düştüler yollara.

Başaran Aksu ve Gökay Çakır, işçilerin hakları için mücadele ederken sayısız kez gözaltına alındılar. Her gözaltı sonrasında geri çekilmediler, “Yorulduk.” demediler.

Çünkü onların sendikacılık anlayışında mücadele, bir meslek ya da bir iş değildi. İşçinin ekmeği, onuru ve geleceği için verilmesi gereken soylu bir kavgaydı.

Koca koca sendikaların sustuğu, mücadele etmek yerine yasak savma anlayışıyla hareket ettiği zamanlarda onlar, işçilerin kavgasını büyüttüler.

Gündüzleri yine işçilerin yanında oldular.

Bazen bir pankartın arkasında, bazen bir fabrikanın önünde, bazen bir yol kenarında…

Bazen sarı baretlerini vura vura haklarını istediler.

Sendikacılık yapmak, hak aramak, bunda ısrar etmek suç mu?

İşçilerin taleplerini dile getirmek suç mu?

Onlar her defasında madencilerin yanında durdular.

Haklarını isteyen emekçilerle birlikte yürüdüler.

Sendikacının görevi, işçiyi, emekçiyi savunmak değil midir zaten.

Geri adım atmadılar. Kararları, direnen işçilerle birlikte aldılar.

Bu nedenle onların mücadelesi yalnızca iki kişinin hikâyesinden ibaret değildir.

Bugün onları tutuklayarak mücadele alanından uzaklaştırabileceklerini düşünenler, belki de en önemli şeyi gözden kaçırıyorlar:

Mücadele, yalnızca mücadele edenlerden ibaret değildir.

Onlarla birlikte yürüyen, direnen madenciler vefalıdır.

Onlardan cesaret alan emekçiler yaşadıklarını unutmaz.

Buzu kıranların, yolu açanların ardından yürüyenler mutlaka çıkacaktır.

Ve mücadelenin seyir defteri, yolu açanları unutmaz.

Tarih de unutmaz. Ötesi gururla not eder.

Bugün Başaran Aksu ve Gökay Çakır dört duvar arasında olabilir.

Ama onların mücadelesi dört duvar arasına sığmaz.

Tam da bu nedenle bugün yapılması gereken, Başaran ve Gökay’ın mücadelesini daha fazla sahiplenmektir.

İşçilerin, emekçilerin, sendikacıların hak arama mücadelesini kriminalize etmeye çalışanlara inat, onların yanında daha güçlü durmalıyız.

Çünkü bugün mesele yalnızca Başaran ve Gökay değildir.

Mesele, emeğin ve alın terinin değersizleştirilmesine karşı söz söyleyebilmektir.

Ve yarın başka işçiler, başka emekçiler haklarını aradığında, “Başaran ve Gökay gibi sendikacılar da var.” denilmesidir.

Başaran’ın özgürlüğü, Gökay’ın özgürlüğü yalnızca onların özgürlüğü değildir.

Bu, işçinin mücadele hakkının özgürlüğüdür.

O yüzden bugün daha yüksek sesle söylemeliyiz:

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü