Berhan Şimşek ’i 90’ların sonunda, Strazburg’da Türk Sinema Günleri Şenliği ’nde tanıdım. Şenliğe Işıklar Sönmesin ve de Deniz Gezmiş ’i canlandırdığı Hoşça Kal Yarın filmlerinin tanıtımı için yönetmen Reis Çelik ’le katılmıştı. O yıllarda henüz diziler patlamamıştı.
Sinemanın bambaşka bir ağırlığı vardı. Strazburg ve de sınırın öte yanından akın eden “gurbetçiler” , her yıl yapılan bu heyecanlı buluşmaya katılmaya can atardı. Geleneksel olarak film gösterimlerinin ardından izleyiciler, yakın plan görme fırsatı elde ettikleri yönetmenler ve de aktörlerle sohbet eder, onları soru yağmuruna tutardı.
Sonra şenliğin konukları ile büyük bir masada yemekler yenir, etkinliği örgütleyen tarihi Odyssee sinemasının yöneticisi Faruk Günaltay ’ın keyifli ev sahipliğinde gece yarılarına dek sohbet uzardı. Ben o buluşmalardan Berhan Şimşek’i, “boşluğun cismi” olarak hatırlıyorum. Yakışıklı, şık ama bomboştu.
Jilet gibi takımlarına ve davudi sesine rağmen, hiçbir aurası, özgün enerjisi yoktu. Ettiği tek bir anlamlı kelamı anımsamıyorum. Genelgeçer söylemleri, kalıplardan, ezberden öteye gitmezdi.
O yıllarda tam... Berhan Şimşek’in nasıl olup da Minyeli Abdullah ’ın ardından “Deniz Gezmiş” i oynadığı tutkuyla tartışılmaktaydı. Sol, “Minyeli” yi oynamış bir aktörü hassaten damgalı addediyor, bu yüzden onu adeta “iki cihanda lekeli” sayıyordu.
Kendisine ilişkin hiçbir olumlu ve bariz bir izlenimim olmamasına rağmen bu tür tartışmayı basit buluyor, “Nasıl ya? Aktör dediğiniz her rolü oynar. Oyunla gerçek nasıl ayırt edilemez ki?” diyordum.
Cumhuriyet’te birlikte çalıştığımız İpek Çalışlar, hiç unutmam bana “Nilgün burası Hollywood değil. Minyeli’yi oynayan, Deniz Gezmiş’i oynayamaz!” demişti. İpek, gitti ardından -heyhat!- “Yetmez ama evet” dedi ama bu konuda haklı çıktı.
DENİZ GEZMİŞ ‘KARTVİZİTİ’ Berhan Şimşek, Minyeli ve Deniz Gezmiş rollerini zira, bir aktörün oynayabileceği herhangi bir rol olarak değerlendirmedi. Deniz Gezmiş’ten kendisine bir “siyasi unvan ve kariyer” devşirdi. Yaşamıyla bedel ödemek pahasına fikirlerinin arkasında durmaktan caymayan bir büyük “cesaret ikonunu” , vasatın altındaki bir siyasetçinin yaşam boyu kendisine “koltuk değneği yapmasına” tanıklık ettik.
Bu başlı başına ilik dondurucu ve asla izin verilmemesi gereken bir şeydi. Berhan Şimşek, Deniz Gezmiş’i “siyasi ikbal” basamaklarında bir kartvizit gibi kullandı ve bunda başarılı oldu. Butlan CHP’sinde istifaya zorlandığı konumuna baktığımda, Şimşek’in, “Deniz Gezmiş kartıyla” ulaştığı son titrin şu olduğunu görüyorum: “CHP kültür ve sanat politikalarından sorumlu genel başkan yardımcısı.” Berhan Şimşek’in, Deniz Gezmiş mirasına göndermeler dışında, bir kültür, sanat faaliyeti hakkında kapsamlı bir fikir yürüttüğünü duyduysanız, masaya üç kez vurun.
İdam sehpasında can veren bir halk kahramanını, pervasızca araçsallaştıran ve bayrak edinen birine söylenecek her söz az gerçekte. Kendisini ikinci bir Deniz Gezmiş ya da Deniz Gezmiş sözcüsü olarak tanıtan Berhan Şimşek’i en son 9.5 yıllık kadın arkadaşını evire çevire dövdüğü haber videosunda izledim. Bir öfke patlamasıyla önce kadının kaval kemiğine hızla bir tekme atıyor, sonra ancak bir gangsterde görülebilecek bir atik tetik vahşetle, kadını tekme tokat sürükleyerek birlikte oturdukları evin içine tıkıyor.
Kadının ardından yalnız, “Bırak beni!” çığlıklarını duyuyoruz. İzlemesi bile kan dondurucu. YÜZYILLIK PARTİDE SON DURAK Böyle birine, butlan CHP’sinde “kültür ve sanat politikaları” teslim edilebilmiş.
Şanver, hem kadın hem de seçmen olarak CHP’lilerin maruz kaldığı toplu zorbalanmayı bire bir tasvir ediyordu. Berhan Şimşek skandalı, üç aylık butlan yönetimindeki skandallar zincirinin son halkası. Yazı “figüran skandalı” ile açtık.
Orada da keza “tıpış tıpış” şablonunda değerlendirilen seçmenlerle, “Yaşa var ol, senden büyüğü yok!” sloganları atmak için kullanılan “figüranlar” arasında gerçekte bir ayrım yapılmadığını görmüştük. Figüran skandalına sonrasında, “yalan beyanlar itirafı” ile gündeme gelen cast şirketinin “yerine getirilmeyen vaatlerle dolandırıldığı” skandalı eklemlendi. Ajans sahibi, “Bana, çık televizyona yalan söyle, ödeme sonra yapılacak, dendi.
İsteneni yaptım. Ama borcumu alamadım” itirafında bulundu. Örtbas için söylenen pervasız yalanların itirafı, tam bir ar damarı çatlaması örneği oldu.
Yaz sezonunu bu inanılmaz “figüran skandalı” ile açan butlan CHP’si, güze “Berhan Şimşek skandalı” ile merhaba diyor. Yüz yıllılk partinin düştüğü duruma bakın.