sondakika.com
Son Dakika

Bilirkişi iş cinayetinde ölen Aydın Zorlu’yu kusurlu buldu, avukatı itiraz etti

Avukat Yılmaz, raporun kendi tespitleriyle çeliştiğini belirterek yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını ve soruşturmanın genişletilmesini talep etti.

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

İstanbul Bahçelievler’de bulunan Benesta İnşaat şantiyesinde çalışan Aydın Zorlu, 25 Haziran 2026’da havalandırma boşluğunun demir mazgallarla kapatılması sırasında yaklaşık 14 metre yükseklikten beton zemine düşerek yaşamını yitirdi.

Zorlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, taşeron Ultaş firmasının sahibi Ulaş Şahin asli kusurlu, Benesta İnşaat şantiye şefi ve proje müdürü Volkan Gök ile asıl işverenin iş güvenliği uzmanı Kerim Bekir Akgül ise tali kusurlu bulundu.

Bilirkişi ayrıca Zorlu’yu, emniyet kemerini kullanmadığı ve kemer verilmediği durumda çalışmayı reddetmediği gerekçesiyle tali kusurlu değerlendirdi.

Ancak Zorlu ailesinin avukatı Bedrettin Yılmaz, 19 Ağustos'ta bilirkişi raporuna itiraz etti.

“Oİşçinin kemer takmamasına indirgenemez”

Yılmaz'ın Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği itiraz dilekçesinde bilirkişi raporunun maddi tespitlerinin, raporda yapılan kusur dağılımından çok daha ağır bir işveren ve işveren vekili sorumluluğuna işaret ettiğini belirttildi.

Avukat Yılmaz bianet’e verdiği bilgiye göre raporun mevcut haliyle hükme esas alınamayacağını belirterek yeni ve uzman bir bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmasını talep etti.

İtiraz dilekçesinde, olay yerinde yaklaşık 14 metrelik düşme yüksekliği bulunduğu, havalandırma boşluğunun çevresinde düşmeyi önleyici başka bir güvenlik tedbirinin olmadığı, yaşam ağı bulunmadığı ve mevcut yaşam hattının bir ucunun boşta olduğu vurgulandı.

Dilekçede ayrıca işe özgü risk analizinin, acil durum planının ve saha gözetim kayıtlarının bulunmadığı; işe özgü işbaşı veya tezgâh başı eğitimlerinin de belgelendirilmediği belirtildi.

“Yaşam hattı kaza günü kullanılabilir miydi?”

İtirazın en önemli başlıklarından biri ise yaşam hattının durumu oldu.

Bilirkişi raporunda, olaydan bir gün sonra yapılan keşifte yaşam hattının bulunduğunun tespit edildiği ancak olay yeri inceleme raporunda ve olay sonrası fotoğraflarda hattın bir ucunun aşağıda ve boşta olduğunun görüldüğü belirtilmişti.

Yılmaz, bu durumun soruşturmanın merkezinde olması gerektiğini belirterek şu soruların yanıtlanmasını istedi: Yaşam hattı kaza sırasında gerçekten mevcut ve kullanılabilir miydi? Zorlu’nun emniyet kemerini bağlayabileceği güvenli bir ankraj noktası var mıydı? Halat kaza öncesinde mi kurulmuştu, yoksa olaydan sonra mı düzenlenmişti?

Avukat Yılmaz, bianet’e yaptığı değerlendirmede, işçinin kişisel koruyucu ekipmanının teslim edilmiş olmasının işverenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını belirtti.

Ayrıca Yılmaz, “emniyet kemeri verilmişti” yaklaşımının yeterli olmadığını belirtti. Raporda işin yapılış biçiminin “mühendislik açısından uygun olmadığı” tespitine dikkat çekti, çalışma sisteminin baştan itibaren güvenli şekilde kurulmadığını söyledi.

“Bilirkişi raporu kendi içinde çelişkili”

Yılmaz, Zorlu’ya verilen tali kusurun da raporun diğer tespitleriyle çeliştiğini savundu.

Avukat Yılmaz, bilirkişinin aynı raporda risk analizi, işe özgü eğitim, saha gözetimi ve yaşam ağı bulunmadığını; yaşam hattının kaza sırasında kullanılabilir durumda olduğunun ortaya konulamadığını ve işin yapılış biçiminin mühendislik açısından uygun olmadığını tespit ettiğini belirtti.

Buna rağmen Zorlu’nun yalnızca “emniyet kemerini takmadığı” varsayımı üzerinden tali kusurlu bulunmasının bilimsel ve teknik açıdan yeterli olmadığını söyledi.

“Asıl işverenin sorumluluğu tali kusurla geçiştirilemez”

Avukat Yılmaz, bilirkişi raporunun kendi tespitlerine göre yaşam hattı ve yaşam ağının kurulmasının öncelikle asıl işverenin sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Ayrıca, şantiye şefi Volkan Gök ile iş güvenliği uzmanı Kerim Bekir Akgül’ün sorumluluklarının yalnızca tali kusur olarak değerlendirilmesini de eleştirdi.

Taşeron firmanın iş güvenliği uzmanı da araştırılsın

Bilirkişi raporunda Ultaş firması bünyesinde iş güvenliği uzmanı görevlendirildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı belirtilmişti.

Yılmaz’ Ultaş’ın olay tarihinde görev yapan iş güvenliği uzmanının kim olduğunun tespit edilmesini ve bu kişinin soruşturmaya dahil edilmesi talep etti.

Ayrıca Benesta İnşaat ve Ultaş’ın risk değerlendirmeleri, saha denetim tutanakları, onaylı tespit ve öneri defterleri, yüksekte çalışma formları, yaşam hattına ilişkin teknik belgeler ve WhatsApp yazışmalarının soruşturma dosyasına alınması istedi.

Ailenin avukatı, mevcut raporun tek bir A sınıfı iş güvenliği uzmanı tarafından hazırlandığına dikkat çekerek, yeni raporun farklı uzmanlık alanlarından oluşan bir heyet tarafından hazırlanmasını istedi.

Bu kapsamda inşaat mühendisi, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve gerektiğinde yüksekte çalışma ile ankraj/yaşam hattı sistemleri konusunda uzman kişilerden oluşan en az üç kişilik yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesi talep edildi.

“Olası kastla öldürme kapsamında değerlendirilmeli”

Yılmaz, 14 metre yükseklikte, altında beton zemin bulunan bir havalandırma boşluğunda yaşam ağı kurulmadan, risk analizi yapılmadan, işe özgü eğitim ve saha gözetimi olmadan çalışma yaptırılmasının basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Şöyle dedi:

"TCK’nin 21/2. ve 83. maddeleri kapsamında olası kastla ve ihmali davranışla kasten öldürme olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Savcılığın bu değerlendirmeyi kabul etmemesi halinde ise en azından bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Ayrıca soruşturmanın ilerlemesinin adli tıp raporunu bekliyoruz."

Aydın Zurlu'nun ailesi de bianet'e şöyle dedi:

"Bizim tek istediğimiz, bu olayın tüm yönleriyle araştırılması ve varsa sorumluların ortaya çıkarılmasıdır.

Bugüne kadar ana firmanın ailemizle herhangi bir iletişime geçmemesi de bizim açımızdan ayrıca düşündürücüdür.

Her geçen gün yeni projelerde, yeni bölgelerde yüzlerce bina yükselirken, şirketler faaliyetlerine devam ediyor. Ancak bizim ailemiz bir evladını, bir eş eşini, iki küçük çocuk ise babasını kaybetti.

69gün geçmesine rağmen, sorumluluğu ve ihmali bulunabilecek kişiler hakkında neden hâlâ etkin bir hukuki süreç yürütülmediğini soruyoruz.

Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz.
Kimse hakkında peşinen suçlu ilan edilmesini de istemiyoruz.

Biz adalet, şeffaf ve tarafsız bir soruşturma istiyoruz.

Abim Aydın Zurlu’nun ölümünde ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan kişi ve şirketlerin tespit edilmesini; hukukun gerektirdiği şekilde soruşturulmasını ve sorumluların adalet önünde hesap vermesini istiyoruz."

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü