sondakika.com
Son Dakika

Bölücülükten vazgeçmeyenler

Öcalan’la yürütülen “terörsüz Türkiye” müzakerelerinde çerçeve yasanın çıkarılması aşaması geride kaldı. Konunun ulusal ve uluslararası düzeyde tartışmaları sürüyor.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Öcalan’la yürütülen “terörsüz Türkiye” müzakerelerinde çerçeve yasanın çıkarılması aşaması geride kaldı. Konunun ulusal ve uluslararası düzeyde tartışmaları sürüyor. Ortadoğu’daki güçlü küresel belirleyici ABD ile örtüşen bir yaklaşıma yönelen Cumhur iktidarı, konuya daha çok siyaset üstü yaklaşmak zorunda.

En azından bundan sonrası için... Çünkü sürecin olumlu yansımaları olduğu gibi olumsuz yansımaları da olabilir. Türkiye’nin yaşadığı bölge her an tetikte olunmasını zorunlu kılıyor, dikkatsizliklerin ağır bedellere yol açtığı yaşananlardan biliniyor.

Terör örgütünün Türkiye dışındaki yapılanmalarının bulundukları ülke ile birleşmeye yönelmesi olumlu bir gelişmedir. Ülke güvenliği açısından bu önem tartışılamaz. Ancak Türkiye’yi yönetenlerin “Her şey bitti” yaklaşımına girmemeleri gerekiyor.

Bu yaklaşımımızı verilere dayandırarak anlatalım. Gazetecilik ustalarımızdan Uğur Mumcu, Kürt sorunu hakkında değerlendirme yaparken “Kürt sorunu yalnızca bir iç sorun olarak görülemez. Batı bunu kendi çıkarları açısından mutlaka kullanmıştır, kullanacaktır” saptamasını yapmıştır.

Evet, bu yaklaşım akıldan çıkarılmamalıdır. Batılı ülkeler çoğu zaman Türkiye’yi yıpratmak için, bazen de “cezalandırıcı eylemlerle” mesaj vermek için terör örgütleriyle temasını sürdürmüştür. Peki, şu an için Batılı açık kaynaklarda durum nedir?

Ortadoğu’yla geçmişten gelen bağlantıları bulunan Fransa, Macron düzeyinde Suriye’deki gelişmeleri desteklediğini açıkladı. Anlaşılan ABD’nin bölgede “terör örgütlerini kapatma” yönündeki politikasına Batı’dan bir itiraz yok. Aslında böyle bir itiraz zaten beklenmiyordu.

Bu yaklaşıma göre Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah’ın yanı sıra PKK de kapatılacak. Hamas ve Hizbullah’ın silah bırakması yönündeki girişimleri de anımsayın lütfen. Buraya kadar tamam.

Şimdi konunun diğer boyutlarına bakalım. Cumhur iktidarı yöneticileri Öcalan ile yoğun görüşmeleri sürdürürken Avrupa’dan alınan ekonomik destekle 2024, 2025 ve 2026 yıllarında üç kitap yayımlandı. Kitapların adları şöyle: - “Güvenlik Gölgesinde Hukuk, Kürt illerinde çocuk ve gençlere yönelik yaşam hakkı ihlalleri (2000-2015)” - “Adalet Olmadıkça Barış da Olmaz, Kürt illerinde çocuk ve gençlere yönelik yaşam hakkı ihlalleri 2000-2015” - “Değişen Yasa Değişmeyen Baskı: 1980’den bugüne terörle mücadele mevzuatı” Yayınların kapsamı, Kürt sorununa ilişkin gelişmelerin yanı sıra FETÖ ve Gezi Parkı eylemlerini de içeriyor.

Bu yayınlara ilişkin bizim bir önyargımız olamaz. İsteyen istediği araştırmayı yapar, sonuçlarını yayımlar. Ancak güvenlik bürokrasisi, diplomasi ve ülkeyi yöneten siyasi yapı buna nasıl yaklaşır onu merak ediyoruz?

Bir diğer konu Öcalan’ın görüşme tutanakları olduğu söylenen metinlerin yayılmasıyla uç verdi. Ne kadarı gerçek bilmiyoruz, tutanaklar Avrupa’daki PKK dışı Kürt gruplar tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bu süreç, Türkiye ile önümüzdeki dönemde çıkarları çatışacak bazı Batılı ülkelerin Kürt ayrılıkçılığını kendileri açısından yedekleme arayışında olabilecekleri şüphesini de açıkça ortaya koydu.

Bunun için açık kaynaklara bakmak yeter de artar bile. Silahların susması, Türk için de Kürt için de mutlu bir tablo. Bu amaç uğrunda Türkiye’yi bölmekten vazgeçenler olabilir.

Ama Türkiye’deki bölücülüğün bitmesini istemeyenlerin varlığından da haberdar olmak lazım. Yetmez, geleceğe uzanan önlemleri düşünen aklı da oluşturmak gerek. Umarız, Atatürk ’ün partisini sonunda “iktidarın güvenli limanına” yanaştıran mevcut CHP yönetimi de bu konulardan haberdardır.

Çerçeve yasaya oy vermek şüphesiz tarih önünde herkese sorumluluk yüklüyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü