sondakika.com
Son Dakika

BRICS gerçekten Batı'ya meydan okuyabilir mi?

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'deki BRICS Liderler Zirvesi öncesinde, bloğun yaklaşık 20 yıllık serüveni mercek altına alındı. Uzmanlara göre BRICS, henüz Batı'nın yerini alabilecek bütünlüklü bir ittifaka dönüşmüş değil. Ancak dünya ekonomisindeki ağırlığı ve Küresel Güney'e sunduğu alternatif…

Fotoğraf: Cumhuriyet

El Cezire'den Urooba Jamal 'ın analizine göre, 12-13 Eylül'de Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi 'de düzenlenecek BRICS Liderler Zirvesi , grubun Batı merkezli uluslararası düzene gerçekten alternatif oluşturup oluşturamadığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Brezilya , Rusya , Hindistan , Çin ve Güney Afrika 'nın oluşturduğu çekirdeğe son yıllarda İran , Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) , Suudi Arabistan , Mısır , Etiyopya ve Endonezya 'nın katılmasıyla genişleyen BRICS, dünya siyasetinde ve ekonomisinde çok daha büyük bir ağırlığa ulaştı. Ancak uzmanlara göre ekonomik büyüklük, henüz ortak siyasi güce dönüşmüş değil.

BATI'NIN YERİNİ ALMAK ZORUNDA DEĞİL Makalede öne çıkan değerlendirmelerden biri, BRICS'in başarısının Batı'nın yerini alıp alamadığı üzerinden ölçülmesinin yanıltıcı olabileceği. Sao Paulo Üniversitesi BRICS Çalışmaları Grubu 'ndan Octavio Oliveira ve Enzo Godinho 'ya göre grubun Birleşmiş Milletler gibi güçlü bir kurumsal yapıya sahip olmaması, önemini ortadan kaldırmıyor. Araştırmacılar, BRICS'in asıl değerinin Küresel Güney ülkelerinin seslerini duyurabilecekleri ve işbirliğinde Batı'yı devre dışı bırakabilecekleri bir platform oluşturmasında yattığını belirtiyor.

Carleton Üniversitesi 'nden Sean Burges da BRICS'in Batı liderliğindeki sistemi devralmaktan ziyade, üyelerine daha fazla hareket alanı sağlamaya çalıştığı görüşünde. Burges'a göre ülkeleri bir arada tutan iki temel unsur bulunuyor: Uluslararası ticaretten daha fazla ekonomik kazanç elde etmek ve Batı'nın demokrasi ile insan hakları konularındaki baskısından daha bağımsız hareket edebilmek. EKONOMİK DEV, SİYASİ GÜCÜ SINIRLI BRICS'in rakamları ise bloğun neden göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyuyor.

El Cezire'nin aktardığı verilere göre, 11 üyeli grup, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını, satın alma gücü paritesine göre küresel üretimin yüzde 40'ını, dünya petrol üretiminin yüzde 44'ünü ve küresel ticaretin yaklaşık dörtte birini temsil ediyor. IMF verilerine göre BRICS ekonomilerinin 2026'da yaklaşık yüzde 3,7 büyümesi beklenirken, G7 'de bu oran yaklaşık yüzde 1 seviyesinde. Ancak jeostratejik analist Imran Khalid 'e göre BRICS'in gerçek nüfuzu, büyüklüğünün düşündürdüğünden daha zayıf.

Bunun en önemli örneklerinden biri BRICS tarafından kurulan Yeni Kalkınma Bankası (NDB). Bankanın 2024 sonuna kadar onayladığı toplam finansman yaklaşık 39 milyar dolar seviyesinde kalırken, kurum finansmanının önemli bölümünü hâlâ dolar üzerinden sağlıyor. DOLAR HÂLÂ EN BÜYÜK ENGEL BRICS'in Batı'nın ekonomik hakimiyetine meydan okumasının önündeki en büyük yapısal engellerden biri de ABD dolarına bağımlılık.

Makalede görüşlerine yer verilen uzmanlara göre, dolarizasyonu azaltma yönündeki yoğun söyleme rağmen BRICS ülkeleri arasındaki ticaretin büyük bölümü hâlâ dolar üzerinden gerçekleştiriliyor ve üyelerin çoğu önemli miktarda dolar rezervi tutuyor. Çin yuanın kullanımını artırmaya çalışırken, Suudi Arabistan da farklı para birimleriyle ticaret seçeneğini gündeme getiriyor. Ancak analist Guy Burton 'a göre doların önümüzdeki on yıl içinde ciddi biçimde tahtından edilmesi beklenmiyor.

Khalid ise burada daha sessiz bir değişime dikkat çekiyor: Blok bir bütün olarak dolardan çıkmıyor; üyeler kendi dolar bağımlılıklarını ilişki ilişki azaltıyor. Ona göre bu süreç daha yavaş ilerliyor, ancak bir kez gerçekleştiğinde tersine çevrilmesi de daha zor oluyor. İRAN SAVAŞI NEYİ ORTAYA ÇIKARDI?

BRICS'in en büyük avantajlarından biri çok farklı ülkeleri aynı masada buluşturması. Ancak bu çeşitlilik aynı zamanda grubun en önemli zaaflarından biri. El Cezire'nin analizinde, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş bunun en açık örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Mayıs ayında düzenlenen BRICS dışişleri bakanları toplantısında üyeler ortak bir açıklama üzerinde anlaşamadı. Khalid'e göre İran, açıklamada ABD ve İsrail'in eylemlerinin açıkça isimlendirilmesini istedi, ancak BAE buna karşı çıktı. Sonuçta toplantı ortak bildiri yayımlanmadan sona erdi.

Burton bu durumu BRICS'in temel yapısal sınırı olarak görüyor. Ülkelerin birbirlerini savunmak zorunda oldukları bir ittifak mantığının bulunmadığını belirten Burton, BRICS'te 'birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için' anlayışı yok değerlendirmesinde bulunuyor. Burges ise sorunu daha açık biçimde özetliyor: Bütün üyeler daha fazla söz hakkı istiyor, ancak ne söylemeleri gerektiği konusunda kesinlikle anlaşamıyorlar.

BRICS'İN ASIL GÜCÜ NE? Makalede ortaya çıkan tabloya göre BRICS, ortak para birimi, ortak gümrük tarifesi veya karşılıklı savunma yükümlülüğü bulunan klasik bir jeopolitik ittifak değil. Buna karşılık Batılı kurumların dışında kalkınma finansmanı yaratması, üyeleri arasındaki ticareti kolaylaştırması ve Küresel Güney ülkelerine Washington ile Pekin arasında daha geniş hareket alanı sunması, grubun etkisini farklı bir noktaya taşıyor.

Imran Khalid'e göre BRICS 'in en önemli başarısı da tam burada yatıyor: Grup, Batı'nın yerine geçen yeni bir düzen kurmaktan çok, Batı'nın tek tek ülkelere ucuza baskı uygulama imkanına meydan okuyan bir yapıya dönüşüyor. Bu açıdan BRICS'in önündeki temel soru, Batı merkezli sistemi yıkıp yıkamayacağı değil; Batı'nın küresel sistemdeki hakimiyetini eskisi kadar kolay kullanıp kullanamayacağı olarak öne çıkıyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü