CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında hazırlanan ve 'çerçeve yasa' olarak da bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmeleri sırasında söz aldı. Salıcı, konuşmasında Kürt meselesinin silahlardan arındırılması, demokratik siyasetin alanının genişletilmesi ve sürecin demokratikleşme adımlarıyla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasına Sırrı Süreyya Önder’i anarak başlayan Salıcı, “Bugünü görmek en çok onun hakkıydı” dedi. Bölgedeki savaş ve siyasi kırılmalara değinen Salıcı, çocuklarının “şiddetin, savaşın uğramadığı bir Türkiye’de” büyümesini istediğini söyledi.
Ortadoğu’da sınırların ve güç dengelerinin değiştiğini belirten Salıcı, dış müdahalelere karşı toplumsal barışın ve Meclis’in önemine dikkat çekti:
“Bu müdahaleleri püskürtmenin yolu toplumsal barıştır; milletin birbirine şüphe dolu gözlerle bakmamasıdır; Meclisin milletin ortak iradesini güçlü biçimde taşımasıdır.”
Meclis’teki sürecin Kürt meselesinin bütünüyle çözümü anlamına gelmediğini söyleyen Salıcı, “Biz bugün Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihî bir adım atıyoruz. Silahın olduğu yerde sözün bir anlamı kalır mı? Biz bugün sözü başlatıyoruz” dedi.
SHP’nin 1989 tarihli Kürt raporunu hatırlatan Salıcı, CHP geleneğinin demokratik çözümün adresi olarak uzun süredir Meclis’i gösterdiğini söyledi. Geçmişte bu yaklaşım nedeniyle partilerine yönelik “terörle işbirliği” suçlamaları yapıldığını belirten Salıcı, iktidar sıralarına seslenerek, “Madem barışın kapısını açıyoruz, sizce de Türkiye’ye bir özür borcunuz yok mu?” diye sordu.
“Demokratik siyaset genişledikçe şiddetin alanı daralacak”
Türkiye’nin uzun yıllar birçok meselesini güvenlik ekseninde ele aldığını söyleyen Salıcı, sürecin başarısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
Sürecin gerçek başarısı, silahların kaç adet teslim edildiğiyle değil siyasetin ne kadar genişlediğiyle ölçülmelidir. Demokratik siyasetin alanı genişledikçe şiddet alanı daralacaktır.
Sürecin bölgesel gelişmelerle başlamış olabileceğini ancak geleceğinin yalnızca güvenlik koşullarına bağlanmaması gerektiğini belirten Salıcı, “Jeopolitik gelişmeler değişken ve dalgalıdır. Demokratik siyaset ise kalıcıdır” dedi. Sürecin devlet politikasına dönüşmesini de bu açıdan “kıymetli ve anlamlı” olarak niteledi.
‘Çerçeve yasa’ teklifine Meclis’te hangi parti nasıl oy verecek?
Salıcı, silahların devreden çıkmasıyla demokratikleşmenin önündeki gerekçelerin de ortadan kalkması gerektiğini söyledi:
Artık demokratikleşme zamanıdır. Bizi, Komisyonumuzun raporuna, ‘Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ diye yazdırmak zorunda bırakan zihniyeti değiştirme zamanıdır. Kayyum uygulamalarına veda etme zamanıdır.
Gazeteciler, sanatçılar ve komedyenler için ifade özgürlüğü çağrısı yapan Salıcı, demokratikleşmenin yalnızca seçimler ve kuvvetler ayrılığıyla sınırlı düşünülemeyeceğini belirtti. Eşit yurttaşlığın güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Salıcı, “Bir yurttaş kendi kimliği nedeniyle eksik muamele gördüğünü düşünüyorsa cumhuriyet henüz tamamlanmamıştır” dedi.
Demirtaş ve Mızraklı'dan 'çerçeve yasa' açıklaması: 'El ele geleceğe yürümek zorundayız'
Konuşmasının sonunda ortak yaşam ve eşit yurttaşlık vurgusu yapan Salıcı şöyle konuştu:
Biz güçlü devlet istiyoruz ama yurttaşlarının korktuğu değil, yurttaşına güven veren güçlü bir devlet istiyoruz. Biz büyük bir devlet istiyoruz ama yurttaşına büyüklenen değil, yurttaşını büyüten bir devlet istiyoruz.
Salıcı, “Gelin, hep beraber güvenliği demokrasiyle, devleti yurttaşla, cumhuriyeti özgürlüklerle güçlendirelim” sözleriyle konuşmasını tamamladı.