Anadolu Ajansının (AA) "Asırlık Mektepler" dosya haberinin bu bölümünde, Darülmaarif'in kuruluşundan şehzadeler ve kız öğrencilerin eğitimine, Cumhuriyet dönemindeki dönüşümünden Cağaloğlu Anadolu Lisesi'ne uzanan köklü eğitim serüveni ele alındı.
Devletin değişen idari yapısına uygun, yeni bilgi ve becerilerle donatılmış memurlar yetiştirme ihtiyacından doğan Darülmaarif, Osmanlı'nın geleneksel eğitim anlayışından modern eğitim sistemine geçişinin sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Tanzimat'ın getirdiği yeni anlayış doğrultusunda kurulan okulda, dönemin klasik medrese eğitiminden farklı olarak daha ileri seviyede öğretim yöntemleri ve çağdaş ders programları uygulanmaya başlandı.
Osmanlı eğitim kurumlarında uzun yıllar okutulan klasik müfredata aritmetik, geometri, felsefe, astronomi ve coğrafya gibi dersler eklendi. Böylece okulda yalnızca memur yetiştirilmesi değil, ileride açılması planlanan darülfünuna (üniversite) öğrenci hazırlanması da hedeflendi.
Darülmaarif'in bulunduğu Cağaloğlu'ndaki Sultan II. Mahmud Türbesi'nin yanında ilk etapta bir medrese yapılması düşünüldü ancak çevrede benzer yapıların bulunması nedeniyle bu fikirden vazgeçildi.
Bunun üzerine Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmialem Valide Sultan, aynı noktada modern mimariye sahip kagir bir okul binası inşa ettirdi. Tarihi bina, padişah ve devlet ricalinin katıldığı törende, dönemin sadrazamı Mustafa Reşid Paşa'nın konuşmasının ardından 21 Mart 1850'de eğitim öğretime açıldı.
İlk öğrencileri arasında şehzadeler vardı
Darülmaarif'in kuruluşunda önemli rol oynayan isimlerden dönemin Mekatib-i Umumiyye Nazırı Kemal Efendi, modern eğitim anlayışına uygun programların hazırlanmasında görev aldı ve okulun ilk müdürü oldu.
Kuruluşunun ilk döneminde Mekteb-i Ali ve Valide Mektebi adlarıyla anılan kurum, kısa süre sonra Darülmaarif adını aldı.
Okulun ilk öğrencileri arasında Sultan Abdülmecid'in çocukları Sultan 5. Murat ile Fatma Sultan da yer aldı. Sultan Abdülmecid'in çocuklarını ilk gün bizzat okula getirerek diğer öğrencilerle aynı eğitim ortamında yetiştirilmelerini istemesi, kuruma verdiği önemi ortaya koydu.
Açıldığı dönemde yaklaşık 250-260 öğrencisi bulunan okulda, ilerleyen yıllarda kontenjan 180 kişiyle sınırlandırıldı ve giriş sınavı uygulamasına geçildi.
Vakıf desteğiyle modern eğitim altyapısı kuruldu
Bezmialem Valide Sultan, okulun faaliyetlerini sürdürebilmesi için vakıf gelirleri tahsis etti. Öğretmen, memur ve hizmetlilerin maaşlarının bu gelirlerden karşılanmasını şart koşan Valide Sultan, okul bünyesinde litografya matbaası kurdurarak ders kitaplarının basılmasını da sağladı.
Ayrıca çoğu kendi şahsi koleksiyonundan oluşan 546 cilt değerli eseri okul kütüphanesine vakfetti. Bu eserler bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde muhafaza ediliyor.
Okul binasının üst katında ise padişah için ayrılan özel bir hünkar dairesi bulunuyor.
Osmanlı yükseköğretiminin çekirdeğine dönüştü
Darülmaarif'in eğitim tarihindeki önemini artıran gelişmelerden biri de Encümen-i Daniş'in burada faaliyet göstermesi oldu. Osmanlı'nın ilk modern bilim kurulu niteliğindeki Encümen-i Daniş'in açılışı, Sultan Abdülmecid'in katıldığı törenle 1851'de bu binada gerçekleştirildi.
Zamanla akademik seviyesi yükseltilen okul, Osmanlı'nın yükseköğretim kurumlarına öğrenci hazırlayan merkezlerden biri haline geldi.
1873'te ilk mülki idadi sınıflarının Darülmaarif bünyesinde açılmasıyla bina fiilen idadi statüsüne geçti. Böylece aynı yapı içinde farklı eğitim kademeleri bir arada faaliyet göstermeye başladı.
2. Abdülhamid döneminde yapının bir bölümü önce Mekteb-i Mülkiye'ye, ardından Darülfünun-ı Şahane'nin bazı sınıflarına tahsis edildi.
1911'de "İnas İdadisi" adıyla faaliyet gösteren okul, ilerleyen yıllarda "İnas Sultanisi", "Sultan Selçuk Sultanisi" ve "Bezmialem Sultanisi" adlarını aldı.
Cumhuriyet döneminde ise "İstanbul Kız Lisesi" adıyla eğitim hayatına devam etti. 1933-1934 eğitim öğretim yılında Cağaloğlu'ndaki tarihi binaya yerleşen İstanbul Kız Lisesi, 1959-1960 öğretim yılında ise yatılı öğrenci kabul etmeye başladı.
Tarihi kurum, 1980'li yıllarda yeni bir dönüşüm geçirdi. 1983-1984 eğitim öğretim yılında Almanca eğitim veren Anadolu lisesi statüsüne kavuşan okul, "Cağaloğlu Anadolu Lisesi" adını alarak karma eğitime geçti.
Cağaloğlu Anadolu Lisesi, bu statüdeki ilk mezunlarını 1989-1990 eğitim öğretim yılında verdi.
İki asra yaklaşan geçmişiyle tarihi yapı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte eğitimde modernleşme ve toplumsal dönüşümün tanıklarından biri olmayı sürdürüyor. Bir dönem şehzadelerin ve memur adaylarının, daha sonra kız öğrencilerin eğitim gördüğü bina, bugün Cağaloğlu Anadolu Lisesi öğrencilerini ağırlıyor.
"Bu okula hizmet etmekten gurur duyuyoruz"
Okul Müdürü Gökhan Karataş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulun 1850'de Sultan Abdülmecid döneminde ilk sivil lise olarak eğitim hayatına başladığını, Batı mimarisi tarzında inşa edilen binanın o tarihten bu yana eğitim kurumu olarak kullanıldığını söyledi.
Yaklaşık 176 yıldır binanın birçok öğrenciyi ağırladığını ve mezun ettiğini belirten Karataş, "O günden beri eğitim yuvası olarak hizmet veren binamız ilk başlarda Kız Lisesi yani 'İnas İdadisi' adı altında hizmet verip, 1983'teki karma eğitime kadar bu şekilde devam etmiştir." dedi.
Karataş, karma eğitimle okulda hem erkeklerin hem kızların öğrenim göreceği şekilde, hazırlık sınıfı dahil 5 senelik bir eğitim-öğretim programı uygulanmaya başladığını, 1983'te okulun bölgenin isminde de etkilenilerek "Cağaloğlu Anadolu Lisesi" ismini aldığını anlattı.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan bu eğitim çınarında binlerce mezun verdiklerini ve vermeye devam ettiklerini kaydeden Karataş, şöyle konuştu:
"Okulumuzda şu an 740 civarı öğrenci öğrenim görüyor. Hazırlık, 9,10,11 ve 12 kademelerinde öğrencilerimiz mevcut. Yaklaşık 60 öğretmenle bu hizmeti veriyoruz. Almanya'da da geçerli olan, Almanya hükümeti ile Türkiye'miz arasında imzalanan protokol çerçevesinde öğrencilerimiz bir diploma daha alıyorlar. Bu diplomalarla isterlerse Almanya'da veya Almanca lisanı olan farklı bir ülkede veya Türkiye'nin saygın üniversitelerinde öğrenim görme hakkı elde ediyorlar. Türkiye'deki üniversiteye yerleştirme sınavlarında da okulumuz iyi bir başarıya sahip. Boğaziçi'nde, İTÜ'de, Yıldız Teknik'te ve adını sayamadığımız nice güzel üniversitemizde öğrencilerimiz buradan mezun olduktan sonra öğrenim görüp hayatlarını devam ettiriyorlar. Biz de gurur duyuyoruz hepsiyle."
Yüksek tavanların ve kapıların bulunduğu bir binada derse girmenin kendileri için çok büyük bir onur olduğunu dile getiren Karataş, "Osmanlı'dan günümüze yadigar olan bu eserde hizmet etmek bizim için çok büyük bir şeref. Okulumuzun hem fiziki imkanlarından dolayı hem de Osmanlı'dan aldığı güçten dolayı, geleneklerinden dolayı çok mutluyuz. Bu okula hizmet etmekten gurur duyuyoruz." ifadelerini kullandı.