sondakika.com
Son Dakika

Çerçeve yasa ve artçı şokları

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı. Devlet Bahçeli ’nin parlamentoda ortaya attığı, tarihsel ve uluslararası olarak dal budak salmış bu konuya aşina olduğumuzu sansak da hafta başı oylanan yasa tasarısı siyasi ortamımızın resmen içinden geçti. YASA TASARISI VE SİYASİ PARTİLERE ETKİSİ AKP-MHP ve DEM koalisyonu, gizli ortakları Kılıçdaroğlu ’nun da desteğiyle, 468 “Evet” oyuyla istediğini elde etmiş görünüyor.

İşin trajikomik yanı malum: Bu karara evet diyen milletvekillerinin, 2023’te oy toplarken halka “Bunlar teröristleri serbest bırakacaklar, Selo’yu dışarı çıkaracaklar, bunlar terör çevreleriyle omuz omuza” minvalinde propaganda yürütmüş olmaları! İlk bakışta YENİ Parti, bu oylamadan en büyük zararı görmüş siyasi oluşum. 91 milletvekilinin 54’ü “Hayır” oyu vermiş olsa da genel başkan Özgür Özel ve üç grup başkanı başta olmak üzere yönetim kadrosunun çoğunun “Evet” demesi Atatürkçü çevrelerde büyük hayal kırıklığı yarattı.

Kendimizi aldatmaya gerek yok; sert Özel karşıtı manşetler, köşe yazıları, sosyal medya tepkileri ortada. Doğar doğmaz zirveye yerleşmiş YENİ Parti’nin halk nezdindeki kredisi ciddi şekilde sarsıldı. Şehit annelerinin gözyaşları ve gencecik gazilerin acılarını geri ödemenin imkânı zaten yok.

Öte yandan partiye verilen maddi destek de hız kaybedecek; üye olmayı bekleyen yüz binlerce insan kararsızlıkla boğuşacak. Bir de şuradan bakalım: YENİ Parti milletvekillerinin yüzde 100’ü tasarıya karşı çıksaydı, Güneydoğu’da, Kürt kökenli vatandaşlar ve politize gençler arasında “Bu parti barışa karşı” diye nasıl bir eleştiri yağmuruna tutulacağını görebiliyoruz herhalde. İktidarın bunu cumhurbaşkanı seçimlerinde nasıl suiistimal edebileceğini de çok iyi biliyoruz.

Bu ortamda Özel’in herkesi tatmin etmesi mümkün değildi. Ama Kılıçdaroğlu ’nun partide pasifize ettiği tecrübeli ve ödünsüz Atatürkçü isimleri Özel’in de yönetim kadrolarına yeterince dahil etmemesi, son iki yılın kendisi açısından en büyük açığıdır. Butlancı CHP’de oylamaya katılan 29 milletvekilinin 27’sinin iktidar koalisyonuyla birlikte hareket etmesi bizi şaşırtmadı.

Kılıçdaroğlu’nun ana hesaplaşmasının Atatürkçü Cumhuriyet ile olduğunu son üç yılda daha iyi anladık. Peki bu durum Özel ve partisi için ne denli büyük bir sorun? Çok ciddi.

Roket gibi yükselen yeni siyasi oluşum şimdi acı gerçeklerle tanışacak. Özgür Özel, iktidara yürüyüşünün ilk perdesinin kapandığını ve artık tehlikeli biçimde fokurdayan kazanlara girdiğini görecek. YENİ PARTİ VE ÖZEL’İN YAŞADIĞI İÇSEL FIRTINALAR Özel’in topluma izah ettiği gerekçeleri var.

Siyasi mahkûmların serbest bırakılmasının önünde engel olmak, silahların sonsuza dek susacağı bir ortama karşı çıkmak istemiyor. SHP döneminden beri sosyal demokrasinin Kürt kökenli siyasetçilerle diyaloğunun önünde set oluşturmayı da göze alamayacağını düşünüyor. YENİ Parti’de bütün milletvekilleri ret oyu verseydi de sonuç değişmeyecekti.

Buna rağmen parti sanki ana sorumlu gibi sunuldu. “Hayır” oyu veren merkez sağ zaten kızgın, Atatürkçüler ağır hayal kırıklığını saklamıyor. İYİ Parti ise ulus-devlet mantığının yok edildiğini ve yasanın Sevr Antlaşması’nın tarihine denk getirilmesinin anlamlarını hatırlatıyor.

İYİ Parti milletvekili Ayyüce Türkeş ’in gerek komisyon masasında gerek Milli Meclis oturumundaki sözleri kolay yenilir yutulur lokmalar değil. “Barış istiyorum” diyen herkes kendine göre haklı. Fakat barış ne pahasına geldiği zaman değerli ve kalıcı olabilir?

Atatürkçülüğe göre barışa ulaşma yolu, Cumhuriyetin temel değerlerini hiçe sayan bu özensiz yaklaşım olamaz. Baykal ’ın son dönemlerinden bugüne CHP, ne yazık ki İkinci Cumhuriyetçi veya ılımlı İslamcı bakışların etkisinde kaldı ve Atatürk milliyetçiliğine mesafeli durdu. Erdoğan ’ın halktan bahsederken Türk-Kürt-Arap diye ayrımlardan söz etmesi, onlarca etnik kökenin karışımından oluşan Türk milletini elbette tatmin etmiyor.

Lazlar, Çerkesler, Arnavutlar, Abhazlar, Romanlar, Süryaniler, Museviler, Rumlar... Hepsi ayrı bir konfederasyon alternatifi mi arasın, dillerini Türkçenin yanı sıra resmi dil mi yapsın? Atatürk ’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir” sözleri, ülkeyi TürkKürt, Alevi-Sünni veya Arap diye bölmeye kalkanların mantığıyla tamamen ters düşüyor.

Pandora’nın kutusu böyle açılırsa yerel yönetimlere özerklik hattı üzerinden federasyona uzanmak isteyen talepler gelecektir. Ümit Özdağ ’ın “ Türk iye Yugoslavyalılaştırılmak veya Lübnanlaştırılmak isteniyor” sözü bu nedenle ciddi endişe yaratıyor. OLDUBİTTİNİN DEVAMINDA HANGİ SENARYOLAR VAR?

Bir tek şey kesin: Bu yasa oldubittiye getirildi. Komisyon tartışmaları yayınlanmadı, gizlendi. Birçok milletvekili neyi oylayacağını son ana kadar ancak dedikodulardan duydu.

Oylamadan önce Sanatçılar Girişimi olarak “Cumhuriyetimizin temel değerleriyle; ülkemizin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, milletimizin ve halkın yüzlerce yıllık çözülmez kardeşliğiyle ilgili yaşamsal önemde bir konunun, itiraz edilmez barış kavramı sos olarak kullanılıp oldu bittiye getirilmek istenmesi kabul edilemez” şeklindeki itirazımızı yayınlamış, kararın milletin önünde tartışılması gerektiğini vurgulamıştık. Yapılması gereken, apar-topar çıkarılan bu yasanın netleştirilerek referanduma götürülmesidir. İki yıldır yazdığım gibi, bu yasa girişimi DEM milletvekillerinin desteğinin ve belki oylarının Erdoğan’ın yeniden, dördüncü kere aday olabilmesi ihtiyacından doğdu.

Yoksa şatafatlı “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” adındaki herhangi bir demokrasi arayışından değil! Bunu görmek için son üç yılda mahkemelerimizin ve cezaevlerimizin gündemine bakmak yeterli. Bu yasa ile iştahı açılan iktidar bloku şimdi de geçmiş referandumlarda yaptığı gibi sahte demokrasi vaatleriyle yeni bir anayasa hazırlamak istiyor.

Gerçekten merak ediyorum: Tek adam rejimi ile bu vaatlerin hayata geçtiğine inanan kaç fani nefes alıyor aramızda? Hangi demokrasi, hangi barış, hangi özgürlük? Son yıllarda delik deşik edilen anayasamızın bekçisi Anayasa Mahkemesi, bu yasanın anayasaya aykırı noktalarını deşifre edecek mi?

Bunu yüksek sesle dillendirecek mi? Böyle bir itirazı kim dinleyecek? Bu da ayrı bir merak konusu.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

4 kaynak

Gündem haberleri

Tümü