Çocuğun yüzüne bakmak gerekiyor. “Anne babalar elbette ki çocuklarının yüzlerine bakarlar” diyebilirsiniz. Ancak bundan çok emin değilim.
Galiba bazı anne babalar çocuklarının yüzlerine doğru dürüst bakmıyorlar. Bu kanıya çok acı bir bilgi edindikten sonra ulaştım. Bir süre önce bir ilimizde bir sucu dükkanının arkasında ses geçirmez bir oda oluşturmuş, iki yıl boyunca kendi yeğenleri de dahil mahallenin çocuklarına insanlık dışı bir şey yapmıştı.
İdam cezasına karşıyım, bu olaya da idam verilmemeli ancak vicdanım, indirimi olmayan müebbet hapis cezası verilmesinden, zanlının kravat takarak indirim almamasından ve kimyasal işleme tabi tutulmasından yana. Bu korkunç olayın hukuki boyutunun yanı sıra bence bizlere verdiği bir başka önemli mesaj var. O da şu: Bir çocuğa iki yıl boyunca böyle korkunç bir şey yapılır da anne babasının hiç haberi olmaz mı?
“Haberi olmayabilir çünkü ses geçirmez oda da yapacağını yapmıştır” diyebilirsiniz. Peki, bu anne babalar çocuklarının yüzlerine hiç mi bakmadılar? Böyle korkunç bir muameleye muhatap olan çocukların yüzlerinden elbette ki bir şeyler anlayabilirsiniz.
Anlaşılan onca ana baba çocuğunun yüzüne doğru dürüst bakmamış, ondaki tuhaflığı fark etmemiştir. Belki de çocuklarının allak bullak olan yüzleri gördüler ama çocuktur diyerek önemsemediler. Bu olayda sucu elbette ki suçludur ancak çocuklarının yüzlerinden uğradıkları felaketi anlayamayan anne babalar da suçludur.
Çocuğunuza sokakta bir motosiklet çarpsa, yere düşse, bir tarafı kırılmasa bile az sonra onu gördüğünüzde, az önce bir şeyler olduğunu anlarsınız. Bunun için onun yüzüne bakmanız gereklidir. Bu vahim olayda o kadar anne baba, o kadar zamanda demek ki çocuklarının yüzüne yeterince dikkatli bakmamıştır.
Bu bilginin üzerine lütfen paniğe kapılmayın, çocuğunuzu her mutsuz gördüğünüzde başına kötü bir şey geldiğini düşünmeyin, onu sorguya çekmeyin. Eğer yeterince dikkatli olursanız sıradan üzüntülerle sıra dışı felaketler arasındaki farkı algılayabilirsiniz. Önemli olan çocuklarımıza bakma alışkanlığını kazanmamızdır.
ANNEYE GÜVENLİ BAĞLANMA Çocuklarımıza sadece olumsuz durumlarını fark etmek için bakmamalıyız. Her zaman, özellikle annelerine güvenli bağlanmaları için de bakmalıyız. Kişisel gelişim alanında çalışan yazı yazan pek çok kişi var.
Bunların hepsi psikoloji alanında uzman değil, bazıları okuyucunun hoşuna gidecek şeyler söylemeye çalışıyor. Bunlardan birisi çocuğun anneye güvenli bağlanması için ilk iki yıl anneyle birlikte yatması gerektiğini söylüyor. Bu yanlıştır.
Bir defa kadının tek yaşantısı annelik değildir, kadın eşiyle ilişkiye de zaman ayırmalıdır. Sonra iki yıl annesiyle yatan çocuğu kendi yatağına nasıl göndereceksiniz? Tutun ki iki yılın sonunda kardeşi doğdu, anneden ayrılmak zorunda kalan çocuğun kardeş kıskançlığı artmaz mı?
Sonuç olarak çocukların iki yıl anneleriyle yatmaları güvenli bağlanmaya yol açmaz. Güvenli bağlanmanın yöntemi başkadır. Bebeğin annesine güvenli bağlanabilmesi için, özellikle ilk iki yıl içinde bebeğin tüm fiziksel ihtiyaçlarının anne (veya bakım veren kişi) tarafından sevgiyle giderilmesi, karnının doyurulması, altının temizlenmesi, soğuktan sıcaktan korunması gereklidir.
Ancak güvenli bağlanma için bu yeterli değildir. Annenin yumuşak bir sesle çocuğuyla konuşması, ona bir şeyler anlatması, kucağında ve beşiğinde sallamak dışında onun yüzüne bakması, özellikle gözlerine bakması gereklidir. Annesiyle göz teması kurması bebeğe bu dünyanın güvenilir bir yer olduğu duygusunu verir.
Güvenli bağlanma yeterli olmadığında güvensiz bağlanma ortaya çıkar. Bir annenin çocuğunu kalpten sevmesi yeterli değildir, bu sevginin davranışlarla, ses tonuyla, yüz ifadesiyle, gözlerle iletilmesi de gereklidir. Anneye güvenli bağlanan çocuk annesinin kısa süreli ayrılması karşısında büyük bir tepki göstermez.
Annelerine güvenli bağlanan çocukların ileri yaşlarda başka kişilere, eşlerine, kurumlara, ideolojilere de güvenli bağlanmaları söz konusudur. Annesine güvenli bağlanan bir erkek çocuğun ilerde kadın katili olmayacağına inanıyorum. Bu sözüme bakarak kadın katillerinin sadece annelerin yanlış yetiştirme tarzlarının ürünü olduğunu düşünmeyin lütfen.
Kadın katillerinin asıl sorumlusu erkek egemen toplumun erkekleridir. Anneler sadece güvenli bağlanmayı sağlayarak ve erkek çocuklarına gerektiğinde sınır koyarak erkek egemen düzenin yarattığı sakıncaları önleyebilirler. Yukarıda güvenli bağlanmadan söz ederken annelerin sorumluluğunun büyük olduğunu belirttim.
Konuyla ilgili bilimsel literatür de büyük ölçüde bu yönde. Fakat kanımca gerek bizde gerek Batı’da gerekse Uzakdoğu’da cinsiyet rolleri açısından kadın ile erkek arasında henüz tam bir eşitlik yok. Çocuk bakımı genelde annenin görevidir, baba ise arada bir yardım eder.
Bu toplum yapısı içinde çocukların güvenli bağlanmalarında kaçınılmaz olarak anneler ön plana çıkmaktadırlar. Yakın bir gelecekte çocukların güvenli bağlanmalarında babaların daha işlevsel olacaklarını düşünüyorum.