Yüksek bir oyla kabul edilen yasadan sonra biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul oluşturuldu. Bu kurul toplantısını yaptı ve birtakım alt komisyonlar belirledi. Bundan sonrasında da örgütün feshi ve tasfiyesi sürecini takip edecek.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu fesih ve tasfiye süreci tamamlandıktan sonra yasadan faydalanmak mümkün olacak.Silahsızlandırma kapsamında ilgili kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çerçevede Iraklı muhataplarıyla yoğun bir mesai içerisindeler. Türkiye süreci ve bölge süreci iç içe olduğu için, aslında tek bir tanımı ifade ettiği için tabii ki komşu ülkelerle, oradaki hükümetlerle ve muhataplarımızla bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.
Tabii bu başlık altında en önemli konulardan bir tanesi Suriye'deki durum.Suriye'deki durum, Suriye'nin Esad rejiminin karanlığından çıkmasından sonra daha da kritik bir hâl almıştı. Yukarıda SDG'nin oluşturduğu yapı, güneyde ayrılıkçı bir Dürzi yapılanması, çeşitli şekillerde ortaya çıkan etnik ya da dini provokasyonlar süreci daha önemli hâle getirmişti. Her zaman şunu söyledik.
Irak, İran, Suriye ve Avrupa için ayrı bir süreç olabilir. SDG'nin feshedilmesi gerektiğini ve silahlı unsurların, terörden arındırılarak ve Suriyeli olmayan unsurlardan arındırılmasını ifade etmiştik. Şu anda SDG feshedildi, oradaki entegrasyon sürecini takip etmeye devam ediyoruz.
Fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının sahada gerçekleşmesinin son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz. Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Nusayri, Ezidi hangi gruptan olursa olsun hepsinin geleceği için önemli süreçtir.Bunlar o sebeple etnik gruplar ya da dinî gruplar adına ayrılıkçılık peşinde koşanların, çalışanların, örgütlerinin adı ne olursa olsun, örgütlerinin savunduğu ideoloji ne olursa olsun ya da örgütlerinin ifade ettiği hedefler veya dayandıklarını iddia ettikleri sosyoloji ne olursa olsun, genelde Siyonizm'in bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiğini gördük.Kahraman gazilerimizin ve şehitlerimizin fedakârlıklarıyla, terör vasıtasıyla ülkemize verilmek istenen zararlar her zaman engellenmiştir. Türkiye birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini, ortak gelecek ve kader dünyasını her zaman korumuştur.
Korunmasının bundan sonrasında çok daha kıymetli olduğunu görüyoruz. Herkesin makul bir dil kullanması gerekir.Ama tabii ki kapsayıcı siyasetlerin ortaya konulması önemlidir. Yani dil sadece havada kalan, askıda kalan bir şey olmamalıdır.
Somut bir gerçekliği ifade etmelidir. Onun için ajandalar yerine daha büyük ufuklara bakabilmek, daha kapsayıcı bir gelecek ufku üzerine konuşabilmek önemlidir.Bir diğer konu da budur: Konuşulan şeyler geleceğin daha iyi olmasına mı hizmet ediyor? Yoksa birtakım kaldıraçlar vasıtasıyla yeni provokasyonların, toksik birtakım süreçlerin, yeni travmaların yaratılmasına mı yol açıyor?
Buna iyi bakmak gerekir.Kullanılan dilin, üretilen siyasetin, durulan yerin toplamda herkes için daha çok oksijen üretmesi lazım. Toksik yapılardan herkesi daha çok uzak tutması lazım.Dünyanın geçtiği bu dönem, bütün kurumların parçalandığı, paramparça olduğu, şimdiye kadar medeni dediğimiz bütün ilkelerin, prensiplerin, uluslararası hukuk normlarının darmadağın olduğu bir dönem.Rusya-Ukrayna arasındaki savaş, bir yıpratma mücadelesine dönmüştür. Bir döngü içerisinde, günlük taktiksel kazanımlarla iki tarafın da birbirini yoğun bir şekilde yıprattığı bir hâle gelmiştir.
Burada savaşın seyrini değiştirecek hiçbir şey olmamasına rağmen, taktiksel kazanımlar üzerinden bu yıpratma savaşı devam etmektedir.Savaş her bakımdan kötüdür. Yani birçok insanın karşılıklı olarak ölmüş olması, insan hayatının tehlikeye atılmış olması tabii ki en baştaki konudur. Onun dışında daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO ve Avrupa Birliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar, maalesef daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi, tabii ki Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hâle gelmiştir.Bu hususta Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınmasının da son derece reddedilmesi gereken bir durum olduğunu ifade ediyoruz.
Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi maalesef hedef alınmıştır. Bu savaş ortamında maalesef böyle bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz.
Bu konudaki hassasiyetlerimizi ve takibimizi en üst düzeyde devam ettiriyoruz.Ama bu döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak muhakkak surette artık bir sonuca varılması gerekmektedir.Tabii dünyanın da aynı anda birden çok bölgesinde savaşın olduğu bir dönemdeyiz. Tedarik zincirlerinden tutun da küresel barış ve bölgesel barış konularını doğrudan olumsuz etkileyen bir durum.Maalesef Amerika Birleşik Devletleri'nin ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemini kurulamadı. Haksız ve hakkaniyetsiz saldırının arkasından İslamabad Mutabakat Zaptı ortaya çıkmıştı.
Barış için bir umut olarak bu değerlendirilmişti ve düşünülmüştü. Ama şimdi barış için bir umut olan İslamabad Mutabakat Zaptı'nın Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sebebiyle tamamen işlevsiz kaldığını söylemek yanlış olmaz.İran'a dönük olarak daha çok ekonomik yaptırımın uygulanması, İran'daki rejimin İsrail'in ajandası çerçevesinde hedef alınmasının hiçbir sonuç getirmeyeceği de ortadadır. Daha uzun süreli bir savaş dünyanın her tarafını etkileyecek.
Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalı ve gergin durumun dünyaya daha yoğun sıçrayan sonuçları olacaktır.Sayın Cumhurbaşkanımız, savaşın başladığı andan itibaren tartışmanın daha derinleşmemesi, kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomatik trafiğini devam ettiriyor.Tabii bütün bir bölgeye baktığımızda Netanyahu hükümetidir.
Lübnan'da, İran'da ve diğer alanlarda ortaya çıkan bu tablo, Netanyahu hükümetinin saldırganlığı ve soykırımcı politikalarının neticesi olarak ortaya çıkmıştır.En son biliyorsunuz, yeni yerleşim yerleri ilan etmişlerdi. Fakat ilan ettikleri yeni yerleşim yerleri stratejik yerler. İki devletli çözümü tamamen imkânsız kılacak şekilde yeni yerleşim yerleri ortaya koyuyorlar.
Bunun ihalesini yapmaya hazırlanıyorlar.Tabii buna İngiltere ve Avrupa Birliği'nin çok güçlü bir şekilde karşı çıkması ve belki de ilk defa İsrail'in bu eylemlerinin etnik temizlik olarak onlar tarafından bu şekilde adlandırılması, vahşetin hangi boyutlara geldiğini göstermektedir.Sayın Cumhurbaşkanımız en güçlü sesi ortaya koyduğunda insanlık ittifakının şahsiyetli üyeleri benzer doğrultuda açıklamalar yapıyordu; fakat bazıları geri duruyordu. Sorun Türkiye-İsrail arasındaki gerilim değildir; sorun İsrail'in dünyanın tamamıyla arasında yaşadığı gerilimdir. Bölgenin tamamında yaşanan çatışmacı ve soykırımcı politikalardır.
Karşı karşıya olunan şey bütün uluslararası hukuk açısından, demokrasi, hukuk devleti açısından insanlığa ait kazanımların tehdit edildiği soykırımcı çeteyle karşı karşıya olduğumuzun adı konulmalıdır.Bunlara yerleşimci denmesi onu masumlaştıran bir şey. O yerleşimci değil bir hırsız. Filistin'in toprağını çalan hırsızdır.
Bu dilin muhakkak surette değişmesi lazım. Yerleşimci değil hırsız ve işgalci diye bir şey var. Cumhurbaşkanımızın BM kürsüsünde bunu defalarca ifade ettiği zamanlarda yeterince ses çıkmıyordu.
Artık AB ve İngiltere'den benzer doğrultuda açıklamalar yaptı. Sayın Cumhurbaşkanı BM'de İsrail işgal haritasını göstererek 'İsrail sınırları neresidir' diye sormuştu. Bugün İsrail'in sınırlarının neresi olduğunu bilen yok.
İsrail bu belirsizlikte hırsızlık politikasını sürdürmeye devam ediyor. İsrail'in kendi sınırlarını belli etmemesi bile Arz-ı Mevud, David Koridoru gibi ifadelerle işgal politikasını sürdürmeye çalışıyor. Bu bir ülkenin meselesi, iki ülkenin ya da sadece bölge ülkelerinin meselesi değildir.
Bütün insanların meselesi olarak ele alınmalıdır.Şimdi kendilerinin açıkça seçilmiş insanlar olduğunu ifade eden bakanları var. Filistinli kardeşlerimizin tırnak içinde gönüllü göçünden bahsediyorlar. Onların gönüllü göç dediği şey Gazze'yi Filistinlilerden arındırmaya dönük, vahşi politikanın estetize edilmesinden bir başka şeyin ifade edilmediğini biliyoruz.
Bütün uluslararası topluluğu şu açıdan uyarmak isteriz; Netanyahu ve şebekesinin İsrail'deki seçim yaklaştıkça daha saldırgan olacağı görülüyor. Bugün ya somut eylemlerle buna karşılık verilecek ya da kademe kademe herkesi içine çeken vahşet sarmalı büyüyerek yoluna devam edecek. Lübnan'dan Suriye'ye kadar vahşetin boyutlarını devam ettiriyor.
Bu saldırılar da istikrarsızlaştırma faaliyetinin devamıdır. Netanyahu hükümeti kaynaklı sorunlar herkesin önünde en ağır problem olarak duruyor.Mekke Anlaşması'nda şunu savunuyoruz, içinde olduğumuz güvenlik örgütlerine zıt ya da alternatif anlaşmaları yapmıyoruz. Bölgesel barış açısından daha pratik daha işlevsel sonuçlar doğurabilecek yaklaşımlar sergiliyoruz.
İlk toplantısı yapılan Mekke Anlaşması bölgedeki devletlerin, komşularımızın, kardeşlerimizin kendi iradeleriyle barışın korunmasına dönük bir inisiyatifin nasıl oluşturacağımıza dair mikro model ortaya çıkmıştır. İttifak bölgedeki bütün devletlere açık. Prensiplerin oluşması biraz daha zaman alacaktır.
Olgunlaştıkça bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bir yapı olarak görevine devam edecektir. Burada hedef bölge barışının sağlanması ve bölge barışını tehdit eden unsurların ortada kalmasıdır.OECD Türkiye'nin PISA başarısına övgü ifade ettiler. Milli Eğitim Bakanımızın, öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin topyekün olarak dünyada geriye giden konularda ileriye dönük olarak bu adımın atılmış olması son derece kıymetli.
Türkiye'deki öğrenci performansı üç alanda birden gelişim gösteren performanslardan bir tanesi. Matematik, okuma, fen alanlarında ortalama sonuçların artması son derece önemlidir. Kıymetli öğretmenlerimiz, sevgili öğrencilerimiz, Milli Eğitim Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanımız, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetlerimizin eğitim alanına yaptığı yatırımlar, destekler bu şekilde sonuçlarını vermeye devam ediyor.YÖK Başkanımız tarafından terörsüz Türkiye konusunda üniversitelerin üzerine düşeni yapması, katkı sağlamasına dönük olarak bir yazı gönderdi.
Bu tabii akademik hayatımızın bölgedeki büyük sorunlar sözkonusu iken gelecek vizyonuna katkı sağlaması, akademik hayatımızın buraya odaklanması son derece kıymetli yaklaşımdır.CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN-MANSUR YAVAŞ GÖRÜŞMESİDoğal bir görüşme. Sayın Cumhurbaşkanımızdan birçok belediye başkanı randevu talep etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız da kendi programlarının uygunluğuna bağlı olarak, kendi takdirleriyle zaman zaman bu randevuları vermektedir.
Geçmişte de oldu. Biliyorsunuz, bildiğim kadarıyla Ahlat dönüşü Sayın Yavaş, Sayın Cumhurbaşkanımızdan randevu talep ediyor. Cumhurbaşkanımızın takdiriyle de bu gerçekleşti.
Sayın Yavaş'ın yaptığı açıklamada da var. Ankara'nın sorunlarını, önümüzdeki dönemdeki yatırımları ifade etmişler. Sayın Cumhurbaşkanımız tabii belediye başkanlığından da geldiği için şehirleri daha ileriye götürecek projeler konusunda, şehirlerin altyapı sorunlarının çözülmesi konusunda, şehir hayatının standartlarının yükseltilmesine dönük birtakım projelerin hayata geçirilmesi konusunda çok hassastır.