sondakika.com
Son Dakika

Dağdan inenler askere alınacak mı?

Atı alıyor, arabanın arkasına bağlıyorsun.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Atı alıyor, arabanın arkasına bağlıyorsun. Araba gitmiyor. Dönüp sana “Yanlış yapıyorsun” diye bakan atı kırbaçlıyorsun.

Süreç yasası “evet” ler eşliğinde geçti. Özellikle “yetmez ama” diyenleri merakla dinledim. Dakikalarca yasayı eleştirip yerden yere vurduktan sonra “galiba hayır” diyecekler sandım.

Öyle olmadı. Oysa adı üstünde Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bir devrimci fikirle doğdu.

Memaliki Osmaniye yerine ülkenin adı “Türkiye” . Olağanüstülüğü için “Büyük” . Hâkimiyetin kaynağını adına “Millet”.

İktidar yöntemi için “Meclis” . Yani egemenliğinin kaynağını tahttan değil milletin ta kendisinden alanlar hangi şart altında olursa olsun konuşarak millet adına yasa yapabileceklerini anlatıyordu. Öyle olması da doğal değil mi?

Düşünün işgal koşullarında bu Meclis, başkomutanını uzun uzun tartışıp oylama ile sınırlı süreyle seçti. ASKERLİK İŞİ DÜŞÜNÜLMEMİŞ Şimdi, kuruluşundan 106 yıl sonra... Önce bir komisyon kurup tam 197 gün çalıştılar.

Öcalan dahil 137 kişiyi dinlediler. 4 bin sayfadan fazla tutanak tuttular. “Hadi şimdi yasa yapalım” noktasına geldiklerinde ise...

Önce “bekleyin” , sonra “burada hazırlanmışı var siz sadece el kaldırın” dendi. Millet adına yasa yapmak üzere seçilmiş kişiler, yasaya katkı koymak dışında her şeyi yapıp sonunda beğenmedikleri yasaya “evet” dediler. Onlar sözüm ona “barış” için el kaldırırken bu sırada egemenliğin kaynağı olan millet, yani maaşını alamayan madenciler ve haklarından mahrum bırakılmış gaziler, birkaç kilometre ötede polisle cebelleşiyordu.

Hani ilk günah işlenince bütün günahlar meşrulaşır ya... PKK hakkında konuşurken bütün terör örgütleri hakkında konuşmaya başladık. İşin ilginci, hepsine karşı olmakla birlikte dinleyince “Haksız değilsin” demek zorunda kaldık.

Mesela bir başka örgüt hükümlüsü, “Kimseyi öldürmedim beni niye affetmiyorsunuz” dedi. “Haksızsın” diyemedik. HÜDA PAR’lılar, “Hizbullah yıllardır eylem yapmıyor, onları neden affetmiyorsunuz” dedi.

“Haksızsın” diyemedik. Son olarak Remzi Kartal... Kendisi, ilk belediye operasyonu Ahmet Özer ’e yapıldığında, telefonla konuşma ihtimalinin bile tutuklanmaya yettiği Kongra-Gel eş başkanı...

Aynı zamanda eski Van milletvekili... Bugünkü yasanın ise doğrudan muhatabı... Fırat Haber Ajansı’nda yasadan birkaç saat sonra yayımlanan röportajında, yasanın eksiklerini anlatırken şunları söyledi: “Gelenlerin içerisinde askerlik yapan çok az insan var; dolayısıyla askerlik sorunu şu ana kadar hiç gündeme gelmedi. (...) Çünkü uzun süredir dağda yer alan veya Avrupa’da bulunan, askerlik yapmamış bir PKK kadrosunun geri dönme koşulunda askere gitmesi zorlayıcı ve geri dönüşü engelleyen bir konudur.” Gerçekten de ortada Kartal’ın söylediği gibi garip bir durum var.

Kanunlara göre her vatandaş sağlık engeli yoksa askerlik hizmeti yapmak zorunda. Dağdan ineceklerin, Avrupa’dan geleceklerin ya da hapisten çıkacakların çoğunluğu da askerlik yapmamış kişiler. Peki şimdi ne olacak? ‘ASKERLİK YOK YASASI TEPKİ YARATIR’ Bu sorunun cevabı için bir zamanlar Milli Savunma Bakanlığı’nda bu tür çalışmalar yapmış eski asker ve hukukçu Ümit Erca n’ı aradım.

Şöyle başladı: “Bir zamanlar bakanlıkta bir çalışma yapmıştık. Uzun yıllar hapiste yatanların askerlik yapmaması yönünde bir çözüm düşündük. Ama sonra uygulamaya konmadı.

Şu anki uygulama cezaevinden çıkanı askerlik şubesine sevk ediyor. Askerlik şubesi bu tür kişileri tam teçhizatlı bir hastaneye sevk ediyor. Bulunan fiili çözüm, psikiyatri servislerinin uzun yıllar hapiste kalanlara ‘askerliğe elverişli değildir’ raporu vermesi.

Bu tür kişileri idare de yük olarak görür. Her şeye rağmen askere gönderilenler olurdu. Geldiklerinde ellerine silah verilmez, silahlı nöbet tutturulmaz, arkasında ikinci bir asker onu takip ederdi.

Bu kişiler hassas birliklere değil genellikle riskin düşük olduğu İç Anadolu’daki birliklere verilirdi.” TSK’deki tecrübe bu şekilde. Peki dağdan inecekler ya da Avrupa’dan gelecekler? Ercan şöyle devam etti: “Duyduğuma göre henüz bir uygulama emri gelmemiş.

Ama daha önceki uygulamalarda denetimli serbestlik süresi beklenirdi. Şimdi de muhtemelen kamu haklarına dair denetim süresi beklenecek. Bu sırada askerlik yaptırılmayacak.

Sonrasında hastaneden ‘elverişli değil’ raporu alınması gibi bir fiili çözüm üretilecek. Çünkü daha önce de tartıştık. ‘Dağdan gelenler ya da hapisten çıkanlar askerlikten muaftır’ diye bir yasa yapılamaz. Yapılırsa müthiş bir tepki olur.

Ayrımcılık olur. Bu konuyu yasasız çözme gibi bir eğilim var.” BİR ÇALIŞMA VAR AMA... Ercan’dan sonra emekli askeri hâkim Ahmet Zeki Üçok ’u aradım.

Üçok, askeri savcıyken “sahte çürük raporu” alanlara yaptığı operasyonla ünlenmişti: “Kanun net. 100 yaşında bile olsa Türk vatandaşı olan her erkeğin bir sağlık engeli yoksa askerlik yükümlülüğü var. Biz kritik durumlarda hastaneye psikiyatra gönderiyorduk.

Doktor ‘elverişli değil’ raporu verebiliyordu. Dağdan gelenler için de bu yükümlülük var. Bu konuda en bilinen benim yaptığım ‘sahte çürük operasyonu’.

Daha önce rapor almış 311 kişiyi, yaşı kaç olursa olsun gözaltına alıp sağlık muayenesine göndermiştik. Raporu sahte çıkanlar tutuklanmıştı. Aralarında Nurettin Demirtaş da vardı.

Demirtaş PKK’den hapis yatmıştı. Sonra raporu sahte çıkınca bu yüzden de 4 ay daha hapis yattı. Çıkınca da mecburen askerliğini yaptı.

Sonra da dağa çıktı.” Fakat Üçok’un anlattığı ilginç bir şey vardı: “Başka bir kanuni düzenleme olmazsa uygulama böyle. Ama ilginç bir şey duydum. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bir teklif hazırlamış.

Ama bu teklif henüz yasa aşamasına geçmemiş. Bu teklife göre, belli bir süre hapis yatanlar askerlik görevini TSK’de değil kamu kurumlarında kamu görevi olarak silahsız bir şekilde çalışarak ifa edecek. Bu yasa çıkarsa hapisten çıkacaklara uygulanır.

Ancak bu kanunun kapsamı genişletilirse belki dağdan ineceklere de uygulanabilir.” Üçok da “PKK’lilere askerlik muafiyeti” anlamına gelecek bir yasanın hem tepki yaratacağı hem de anayasaya aykırı olacağı kanısında. Bu nedenle söylediği gibi fiili durumlarla ya da bazı düzenlemelerin genişletilmesiyle sorunun çözüleceğini düşünüyor. MECLİSSİZ MECLİS’İN HALİ Sonuç olarak...

Ülkeyi demokratikleştirip, hukuk devletine dönüştürüp, mevcut anayasadaki hakların kullanımının önündeki engelleri kaldırıp sorunlarımızı çözmek yerine... Vekiller “belki sonu iyi olur” diyerek, hazırladıkları komisyon raporunu bile inkâr ederek, “yetmez ama evet” niyetiyle el kaldırdılar. Sonunda 32 yıl önceki eski milletvekili bugünkü PKK yöneticisi Kartal’ın “yasa yaparken bunu düşünmediniz mi” dediği noktaya geldiler.

Meclissiz Meclis’in dağdan bile görünen hali böyle! Özgürlük, mecbur kaldığımızı değil istediğimizi seçebilme imkânının olduğu yerde başlar.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü