Terörsüz Türkiye sürecinin “yasaya giriş” bölümü bile önümüzdeki dönemin ne kadar çetrefilli geçeceğini ortaya koydu. Dün TBMM Genel Kurulu’nda başlayan görüşmeler öncesinde, cuma günü gerçekleşen 18 saatlik komisyon maratonu pek çok şeyin habercisiydi. Özellikle MHP ile İYİ Parti arasındaki sert tartışma yeri geldikçe vurguladığımız şu kaygıyı anımsattı: - Amannn...
Kürt sorununu çözüyoruz derken “Türk” sorunu ile karşılaşmayalım! Siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesi girişiminin bir sonucu olarak MHP’nin kongre tartışmalarından sonra İYİ Parti doğmuştu. Ardından aynı kökten Zafer Partisi ve Anahtar Parti siyaset sahnesine katıldı.
MHP dışındaki milliyetçi tabandan gelen partilerin bu sürece sert muhalefet edecekleri komisyondan belli oldu! Biz kaygımızın yeniden atını çizelim. *** Özünde AKP, MHP ve DEM Parti işbirliğiyle kotarılan çerçeve yasaya gelinceye dek yaşanan yaklaşık iki yılın önceki denemelerden üç temel farkı var. Birincisi şu: Hazırlık süreci doğrudan terör örgütü ve etrafındaki yapıyla gerçekleştirildi.
Öcalan ’a fiilen çalışma sahası verildi. Kandil’le temaslar kuruldu, DEM Parti devrede oldu, başta kenarda tutulan Selahattin Demirtaş dahil edildi. “Kesinlikle pazarlık yok”, “Terör örgütü bütün silahları bırakacak, o kadar” diye başlayan süreçte karşılıklı güveni zorlayan büyük git gellerin yaşandığı anlaşılıyor.
Daha önce 1985’ten beri çıkarılan, adı “eve dönüş” ten “barış açılımı” na kadar her seferinde değişen 10 süreçte terör örgütüyle böylesine doğrudan temas olmamıştı. Bütün bu “temaslara” karşın en önemli unsurun “güven” olduğu çerçeveden dökülenlerden anlaşılıyor! İkincisi şu: Terör örgütüyle böylesine yakın ilişkilerin öteki yanı bambaşka oldu.
Öncekilerden farklı olarak ilk kez ana muhalefete böylesine “düşmanca” tutum takınıldı. Evet, hukuki bir süreç işliyor gibi görünüyor ama bunun adı “düşman ceza hukuku” olarak konuyor. Butlan öncesi CHP’ye, ardından YENİ Parti’ye yönelik kelepçeli-rozetli çoklu operasyon hâlâ devam ediyor.
Dün Etimesgut’taki AKP-butlan işbirliği manidardı! Üçüncü şu: Türkiye’nin terörle mücadelesi ister istemez uluslararası hale geldi. Şimdi “çözüm” de aynı havada devam ediyor.
Konunun bu yanı iç dengelerle uğraşmaktan yeterince irdelenmiyor. Görünür tabloda İran, Irak ve Suriye’yi de kapsama alanına katan bir tablo var. Bu dört ülkeden hiçbirinin iç dengeleri ötekiyle örtüşmüyor.
Gel de Tom Barrack ’a anlat. *** Öncelikle barış en büyük arzumuz. Böyle bir toplumsal özlemin siyasal hedeflerin parçası haline getirilmesini onaylamıyoruz. Cumhur İttifakı ile DEM Parti arasındaki çözüm görüşmelerinin Erdoğan ’ın yeniden seçilmesini fiilen içerdiğini söylemeye gerek yok.
Butlan CHP’si de bu ittifakla “tereddütsüz” beraber görünüyor! YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel dün TBMM’de yaptığı konuşmada karşı karşıya oldukları durumu bütün çıplaklığıyla anlattı. İktidarın partisine yönelik tutumu karşısında çerçeve yasaya hayır deme hakkını vurguladı ama sonuçta şu tavrı açıkladı: - Ben ve arkadaşlarım evet diyeceğiz, milletvekillerimiz illerinde tabanın istemi doğrultusunda oy kulanacak!
Bu, “YENİ Parti hangi ilde ne düşünüyor” gibi açıklamaya muhtaç tartışmalı bir durum yaratacak. Özel, üç yıllık genel başkanlığında pek çok badire atlattı. Bunu da atlatabilir.
Bize göre bunun yolu şu: İktidarın tüm aşamalarını paylaşmadığı, seçim endeksli sürecine teslim olmadan partinin adı gibi yeni çözümler üretmek! Sahi... GAP ne oldu?
Bölge halkı bereketten ne kadar pay alabildi? Aradan yıllar geçti; toprak işleyenin mi, su kullananın mı?