İstanbul Barosu seçimleri öncesinde Değişim İçin Avukatlar Grubu tarafından düzenlenen basın toplantısında, mevcut Baro Başkanı ve başkan adayı Avukat Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu konuştu.
İstanbul Barosu’nda düzenlenen toplantıda, grubun iki yıl önce başlattığı değişim sürecinin devam ettirilmesi çağrısı yapıldı. Toplantının açılış konuşmasında, iki yıl önce “Fikir, dayanışma, eylem” sloganıyla yola çıkıldığı anımsatılarak, avukatların yalnız bırakılmadığı, savunmanın susturulmasına izin verilmediği ve hukuksuzluk karşısında sessiz kalmayan bir baro anlayışının hedeflendiği belirtildi. ‘DEĞİŞİM YALNIZCA BİR SEÇİMİ KAZANMAK DEĞİL’ Konuşmada, geride kalan iki yılın yargının siyasal müdahalelere daha fazla açık hale geldiği, seçme ve seçilme hakkına müdahalelerin ve temel hak ihlallerinin arttığı bir dönem olduğu ifade edildi. Savunma mesleğinin de bu süreçte hedef alındığı belirtilen konuşmada, avukatların dosyalara erişemediği, müvekkilleriyle görüşmelerinin engellendiği, görevleri sırasında gözaltına alındığı ve tutuklandığı örnekler sıralandı.
İstanbul Barosu’nun yalnızca idari hizmetlerin yürütüldüğü bir meslek kuruluşu olmadığı vurgulanarak, “İstanbul Barosu aynı zamanda bir mücadele örgütüdür” denildi. Baro yöneticilerinin adliyelerde, emniyet müdürlüklerinde ve cezaevi önlerinde avukatların yanında olduğu; gençler, öğrenciler, gazeteciler, sanatçılar ve yurttaşlara yönelik hak ihlallerinin takip edildiği belirtildi. Konuşmada ayrıca iş cinayetleri, kadın hakları, ekoloji mücadeleleri, cezaevlerindeki hak ihlalleri ve LGBTİ+ hakları başta olmak üzere çeşitli toplumsal alanlarda yürütülen hukuki çalışmalar anlatıldı.
Değişim kavramının yalnızca seçim sonucuyla sınırlı olmadığı belirtilerek, “Değişim bizim için bir yönetim kültürüdür” ifadeleri kullanıldı. Yeni dönemin, son iki yıldaki çalışmaların tekrarı değil, başlatılan dönüşümün kurumsallaştırılacağı yeni bir aşama olacağı kaydedildi. ‘HİZMETTE SINIR YOKTUR’ Açılış konuşmasının ardından söz alan İbrahim Özden Kaboğlu ise öncelikle iki yıllık yönetim döneminde gerçekleştirilen hizmetlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eğitim faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Kaboğlu, iki yıllık süreçte Staj Eğitim Merkezi’nde 3 bin 790 stajyer avukatın eğitim aldığını, 2 bin 170 stajyerin ise eğitim için beklediğini söyledi.
Çeşitli alanlardaki sertifikalı eğitimlere de değinen Kaboğlu, CMK eğitimlerinde toplam 4 bin 21 avukatın sertifika aldığını belirtti. Kaboğlu, “Hizmette sınır yoktur” diyerek, hizmetlerin korunmasının yanı sıra savunma mesleğinin etkinliğinin artırılmasının da öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti. ‘İSTANBUL BAROSU’NUN TARİHSEL BİR SORUMLULUĞU VAR’ Baroların hukuk devletinin ve demokratik toplumun merkezinde yer aldığını belirten Kaboğlu, İstanbul Barosu’nun tarihsel ve kurumsal konumuna dikkat çekti. Son yıllarda hukuk ve siyaset ilişkisindeki gelişmelerin İstanbul Barosu’nun görev ve sorumluluklarını artırdığını söyleyen Kaboğlu, İstanbul’un Türkiye’de demokratik hukuk devleti mücadelesinin önemli merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB )Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp ardından tutuklanması ile başlayan 19 Mart süreçlerine de değinen Kaboğlu, “İstanbul adaletsizlikler merkezi olarak seçildi” dedi. ‘İSTANBUL BAROSU DEMOKRATİKTİR’ Kaboğlu, Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddelerine özel önem verdiklerini belirterek, bu maddelerin baronun iç demokrasisi ve avukatlık mesleğinin savunulması bakımından temel dayanaklar olduğunu söyledi. İki yıllık dönemde baronun 40 komisyon, merkez ve meclisinin demokratik esaslara göre oluşturulduğunu belirten Kaboğlu, “Dört çarpı on eşittir kırk” ifadesiyle İstanbul Barosu’nun katılımcı yapısına dikkat çekti. Baronun meslektaşların haklarına yönelik müdahaleler karşısında da etkin bir tutum aldığını belirten Kaboğlu, adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasında savunma mesleğinin etkinliğinin belirleyici olduğunu söyledi. ‘DEĞİŞİM İÇİN AVUKATLARLA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ’ İstanbul Barosu’na yönelik davalar sürecinde farklı barolar ve hukuk örgütlerinden gelen dayanışmanın önemine değinen Kaboğlu, son duruşmada çok sayıda baro başkanının ve hukuk örgütü temsilcisinin dayanışma gösterdiğini belirtti.
İstanbul Barosu’nun etkinliklerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı olmadığını ifade eden Kaboğlu, baronun ulusal ve uluslararası ölçekte kurumsal ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda iki yıllık dönemde yürütülen çalışmaların yalnızca mevcut yönetimin değil, baro merkezleri, komisyonları ve binlerce avukatın emeği olduğunu vurgulayan Kaboğlu, yeni dönemde kapsayıcı ve katılımcı anlayışın sürdürülmesi gerektiğini belirtti.