DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, grup toplantısında konuşuyor. Adı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi olarak belirlenen Çerçeve Yasa'nın Meclis'e gelmesinden önce yapılan grup toplantısında Tuncer Bakırhan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: ÖNÜMÜZDE YENİ BİR YÜZYILIN ŞAFAĞI DURMAKTADIR Önümüzde bir yüzyılın kapanışı, yeni bir yüzyılın şafağı durmaktadır. Bugünlerde dünya hem yeni krizleri hem de eski düzenin çözülüşünü iç içe yaşıyor.
Bir yüzyıl kapanırken yeni yüzyılın güç ilişkileri, enerji yolları, ticaret koridorları ve siyasi özneleri yeniden oluşuyor. Ortadoğu ise bu büyük dönüşümün tam merkezinde duruyor. İran'dan Lübnan'a, Filistin'den Suriye'ye yaşananlar bölgenin yüz yıllık siyasi, ekonomik ve güvenlik denklemlerinin yeniden değişeceğini gösteriyor.
Artık sadece ordular ve devletler değil; halklar, inançlar, toplumsal hareketler ve devlet dışı aktörler de yeni dengede bir yer edinmeye çalışıyor. Böyle dönemlerde asıl mesele sadece askeri anlamda güçlü olmak değil, asıl mesele tarihin yönünü doğru okuyabilmektir. Pek çok örneğini gördüğümüz üzere; değişimi okuyamayanlar yeni düzenin nesnesi haline dönüşüyor, siyasal akıl ve cesaret gösterenler ise kendi geleceklerinin öznesi olurlar KENDİ KÜRT MESELESİNİ DEMOKRATİK YOLLARLA ÇÖZMEYEN BİR TÜRKİYE, ORTADOĞU'DA KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR ÖNEREMEZ Değerli arkadaşlar, Ortadoğu'da yeni bir düzen kurulurken Türkiye izleyen değil şekillendiren, bekleyen değil oyun kuran bir rol oynama şansına sahip oldu.
Bu rolü oynamanın formülü bellidir. Nedir bu formül? Kendi Kürt meselesini demokratik yollarla çözmeyen bir Türkiye, Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrar öneremez.
Önerse de kimse inanamaz. Demek ki ne yapması gerekiyor? Önce kendi yüz yıllık Kürt meselesini demokratik yollarla, müzakereyle çözmesi gerekiyor.
Umarım omuz hizasında barışa doğru kürek çektiğimizde Türkiye'yi de daha güzel, daha demokratik günlere taşıyacağımızı umuyorum. ÇERÇEVE YASA İÇİN: MUAZZAM BİR EŞİKTEYİZ Ama bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir adımdır.
Meclisin önüne gelecek çerçeve yasa, teknik bir düzenleme değildir. Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir bu yasa. Şimdi bu eşiği geçmek için o ilk adımı hep birlikte atalım diyoruz.
Demokratik bir yürüyüşün başlangıcına bu yasayı dönüştürelim diyoruz. Bakın yıllarca büyük acıların yaşandığı İrlanda deneyiminden bir örnek vererek konuşmama devam etmek istiyorum. 20. yüzyılın sonunda onlarca yıl süren bir savaşın ardından İrlanda'da kimse barışa güvenmiyordu.
Çünkü üç kuşak boyunca her aileye bir mezar, her sokağa binlerce acı düşmüştü. 'Bu nefret bitmez' cümlesi adanın her tarafında yankılanıyordu. Çözümsüzlük sanki bir kader, sanki değişmez bir yasa olarak ifade ediliyordu. Oysa o bitmez, o değişmez denilen döngü silahların gölgesinde değil bir müzakere masasının etrafında çözüldü.
Yüz yıllık hesaplaşma bir gecede belki silinmedi ama bir imzayla şiddetin dili sustu, siyasetin dili konuşmaya başladı. Çözülmez sanılan düğümü kılıç değil, hukuk ve müzakere çözdü. İrlandalı bir şair bu durumu şöyle tarif ediyor: 'Bir halkın ömründe umut ve tarihin aynı kafiyeye düştüğü ender anlardan birini yaşadık' diyordu.
Biz de önümüzde yıllardır çözülmeyen Kürt meselesi var. Bu mesele çok ağır düğümlerle birbirine bağlanmış. Şimdi muazzam bir eşikteyiz.
22 Ekim'de Sayın Bahçeli'nin ortaya koyduğu irade, 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çizdiği barış perspektifi ve çözüm iradesi, Sayın Erdoğan'ın çözüm iradesi, muhalefetin desteği, Türkiye'ye yüz yıllık kısır döngüyü aşma fırsatı sunuyor. Bu fırsat kolay kolay bir daha gelmez, bu fırsatı heba etmememiz gerekiyor. SÜREÇ İÇİN İRLANDA ÖRNEĞİ VERDİ Tarihi adımlar atıldı.
Şimdi o adımları hukuka bağlama zamanıdır. Çerçeve yasa, tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır. Biliyoruz ki tek bir yasal düzenleme, yüz yıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal yükünü bir günde ortadan kaldırmaz.
Ama yine de çok önemli bir şey yapar. Meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde siyasetin önünü açar.
Ve demokratik siyasetin önündeki engelleri kaldıracak yeni bir dönemin kapısını aralar bu yasa, bu adım. Aynen İrlanda'daki gibi burada da 86 milyonun kaderinde ilk defa umut ve tarihin aynı kafeye düştüğüne şahitlik ediyoruz. Bu başarı 86 milyonundur, barış annelerinindir, sokakta gece gündüz mücadele eden sizlerindir