Deniz Göktaş'a 2 yıldan 9 yıla kadar hapis istemi: İddianamede neler var?
- Yazan,BBC News TürkçeBildirdiği yer,Londra
- Yazan,BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer,Londra
- Yayın tarihi4 Eylül 2026, 13:27 +03Güncelleme 7 saat önce
- Okuma süresi 5 dk
"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle gözaltına alınarak tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında iddianame kabul edildi.
BBC Türkçe'nin gördüğü iddianamede Göktaş hakkında üç suçtan 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası isteniyor.
Bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.
4 Eylül'de hazırlanan iddianame İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İlk duruşma 28 Eylül'de görülecek.
Göktaş, hakkında 28 Ağustos'ta tahliye kararı verilen suçlamalardan tekrar tutuklanmıştı.
32 yaşındaki komedyenin, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliyesine karar verilmiş ancak cezaevinden çıkamadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.
Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.
- Benzin ve motorine zam: Akaryakıt fiyatları neden arttı?
- Başkan vekili seçimi öncesi Üsküdar Belediye Meclisi'nde durum ne?
- Selçuksports: Tutuklanan Selçuk Yılmaz ifadesinde neler söyledi?
- Ahmet Davutoğlu, 'cumhurbaşkanına hakaret' soruşturmasında 7 Eylül'de ifade verecek
İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.
Savcılık, bu nedenle TCK'nın 299. maddesi kapsamında dava açılmasını talep ediyor.
Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.
Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.
Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.
Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.
İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.
Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.
Göktaş'ın hangi şakaları iddianameye girdi?
İddianamede, Deniz Göktaş'ın gösterisinde yer alan şu ifadelerle TCK'nın 299. Maddesi'nde tanımlı Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret suçu işlendiği belirtildi:
- "Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok, hani görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş işte bıyıkları nasıl hep aynı seviyede kesiyor falan hiç birini söylemedim, ama tatsız kısım şimdi gelecek ama iyisi ile kötüsü ile beraber bir yolculuğumuz var, ben 1994 de doğdum, o 1994'de İstanbul Belediye Başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk, komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu, ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bu gün ne yaptı, çöpünde ne var falan onun Recep Tayyip Erdoğan'ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi"
- "Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme, işte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor, belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki evet ya 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya"
- "Keşke daha önce okusaydık ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var, ben de psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan'ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa, çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıkta, işlerin çok iyi gitmediği belli"
TCK'nın 216/1 ve 218. Maddelerinde tanımlı Basın ve Yayın Yoluyla Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme suçuna kanıt olarak gösteride yer alan aşağıdaki ifadelere iddianamede yer verildi:
- "Hâlâ korkuyorum, canlı bombalar ama en çokta oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim'e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz"
- "ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor"
- "hatta dördüncü kitap favorim, bir çoğumuz gibi, imam oğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum, dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence, açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600'lü yıllarda bu son kitap demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm, yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuz da yemeyiversinler"
Dalgıç şakası ile denize haşema ile giren kadınları hedef aldığı iddia ediliyor:
- "bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. [S...] dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum, boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor. Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar, hayır hayır hayır hayır hayır Deniz sen böyle biri değilsin, hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır ama bir kaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor evet ya 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor, konuş be çocuk, su tutmuyor mu? su tutmuyor mu bu? bu şaka değil, bu arada gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum"
Aşağıdaki ifade ile ise TCK'nın 215. Maddesinde tanımlı Suçu ve Suçluyu Övme suçu işlendiği kaydediliyor:
- "...Ben bugünün ön sıra bilet gelirleriyle, gerçi ön sıra belediye davetlisi, oradan bir gelir yok. İkinci sıra diyeyim daha güvenli olur. Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye'de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin'den parayı yatırıyorsunuz takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz muhteşem bir sistem..."
Ne olmuştu?
Göktaş, 3 Temmuz'da aynı gösterideki başka ifadeler nedeniyle tutuklanmıştı.
Komedyen Göktaş "cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamalarıyla Tekirdağ Karatepe Cezaevi'ne gönderilmişti.
Buradan yazdığı ilk ayın anlattığı birinci mektubunda, "Kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı" demişti.
29 Ağustos'ta sosyal medya kanallarından yayımlanan ikinci mektubunda da mahkemede yaşadıklarını şöyle anlattı:
"'Çocukları dövmemeliyiz' demişim de 'Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?' diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun."