Ancak Galatasaray’ın yedeklediği adam sıradan biri değil; Victor Osimhen! O zaman soru çok basit: Deniz Gül gerçekten Osimhen’in yokluğunda Galatasaray’ın santrforu olabilir mi?Rakamları yan yana koyduğunuzda ortada ciddi bir uçurum var. Geçen sezon tüm kulvarlarda 31 gol atan, maç başına 2.66 hava topu kazanan, ön alanda amansız pres yapan bir Osimhen’den bahsediyoruz.
Porto’da kısıtlı süreler bulan Deniz’in pas isabeti yüzde 60-65 bandında, üretimi ise sınırlı. İstatistiksel uçurum büyük fakat bu durum Deniz’in değersizliğini değil, iki oyuncunun tamamen farklı profiller taşıdığını gösteriyor. Galatasaray aslında Osimhen’in bir klonunu almadı; bambaşka bir santrfor profili transfer etti.
Gözden Kaçmasın Galatasaray, Bitshiabu transferinin mali detaylarını açıkladı! Haberi görüntüle 1-) 192 SANTİM LÜKSÜ VE SÜPER LİG GERÇEĞİ192 cm boyundaki Deniz Gül, Hammarby akademisinden çıkıp Primeira Liga temposuna uyum sağlamış bir isim. Hava toplarında stoperlere karşı tutunabilmesi, arka direkte pozisyon alması ve kenar ortalarına cevap verebilmesi Galatasaray için somut bir değerdir.
Sarı kırmızılılar bazı karşılaşmalarda rakip derinleşip orta saha boğulduğunda kilidi açmakta zorlanıyor. İşte bu anlarda Deniz Gül, sahada fiziksel bir referans noktası oluşturur. Sadece Süper Lig özelinde değil, modern futbolun yeni trendinde de bu profil son derece kıymetlidir.
2-) MODERN FUTBOLDA ‘SÜPER SANTRFOR’ GERÇEĞİ2008-2022 yılları arasında Guardiola’nın Barcelona’sıyla birlikte “False 9” modası başladı. Santrforlar derine geldi, çevik ve bağlantı kuran profiller öne çıktı. Ancak takımlar zamanla daha kompakt savunmaya başladı (4-4-2 / 4-5-1 blokları) ve hatlar arası mesafeyi kapattı.
İşte bu noktada teknik direktörler yeniden aynı soruya çarptı: “Kompakt bloku nasıl bozarım?” Cevap: Fiziksel referans noktası. Haaland (1.95), Sesko (1.95), Gyökeres (1.87) gibi isimler bu dönüşümün en net örnekleridir. Artık “Target-man” geri dönmedi, “Süper Santrfor” kavramı doğdu.
1.95’lik hızlı bir santrfor stoperleri geriye çiviler, orta sahaya alan açar. Kaleciden atılan uzun top çaresizlik pası değil, rakip presini tek hamlede kıran planlı bir silaha dönüşür. Futbol artık bir eşleşme (matchup) oyunudur ve beklerin orta kalitesinin arttığı günümüzde 1.95’lik santrfor hava hakimiyetiyle dengeleri değiştirir.
3-) SANE VE LEAO SİSTEMİNDE DENiZ GÜL’ÜN ROLÜScoutingStats verilerine göre Deniz Gül’ün en öne çıkan özelliği topla sırtı dönük oynayabilmesi, topu saklayıp yanlara dağıtabilmesidir. Galatasaray’ın Leroy Sane veya Rafael Leao gibi isimlerle topla ilerlediği ya da Barış Alper’in kanattan yüklendiği anlarda, ceza sahasındaki bu “tutma noktası” hayatileşir. Victor Osimhen bu işi dinamizm ve derinlik koşularıyla yaparken, Deniz Gül bunu daha statik ama fiziksel bir pivot anlayışıyla gerçekleştirecektir.
Boyuna rağmen top taşıyabilmesi ve bire bir kovalayabilmesi de esnekliğini gösteriyor.4-) RİSKLER: HIZ VE ŞAMPİYONLAR LİGİ SEVİYESİAncak bu transferi okurken iki kritik soru işaretini göz ardı edemeyiz: Hız ve Dinamizm: Osimhen’in en yıkıcı gücü savunma arkasına patlayıcı koşular yapabilmesidir. Deniz Gül bu geçiş dinamizmini sunamaz. Galatasaray hızlı geçişe döndüğünde aynı tempo yakalanamayabilir.
Şampiyonlar Ligi Testi: Şampiyonlar Ligi seviyesindeki stoper profilleri ve oyun hızı, Porto’dakinden çok daha yüksektir. 40 karşılaşmada 6 gol atan 22 yaşındaki bir oyuncunun bu arenada henüz test edilmediğini bilmek gerekir. SON SÖZ: ViCTOR OSIMHEN’İN İKAMESİ DEĞİLVictor Osimhen’in yokluğunda Galatasaray’ın aynı Galatasaray olmayacağı açık.
Ancak yerli kontenjanı meselesinin yakıcı bir problem olduğu mevcut düzende, 22 yaşında bu fiziksellikte ve gelişime açık bir oyuncuyu kadroya katmak makul bir çerçevedir. Deniz Gül, Victor Osimhen’in ikamesi değil; onu tamamlayan ve yokluğunda oyunu farklı bir boyuta taşıyan bir seçenektir. Saha içi performansını hep birlikte göreceğiz.
Hayırlı, uğurlu olsun.