sondakika.com
Son Dakika

Devlet güvencesiyle millet soymak!

Sermaye piyasasında yaşananlar, siyaset piyasasının önüne geçti.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Sermaye piyasasında yaşananlar, siyaset piyasasının önüne geçti. Siyasetin tariflerinden biri de şudur: Ekonomik refahı paylaşma mücadelesi! Ülkenin bütçesinin ruhu da buna yakın bir biçimde tarif edilir: Bütçede her şeye para vardır, bütün mesele önceliklerdir!

Gündeme gelirsek... Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “ Resmi makamlardan yapılmamış hiçbir açıklamaya itibar etmeyin” demişti. Resmi makamlar açıklama yaptı; sermaye piyasasında uzun süredir fısıldananlardan öte uluslararası alanda da konuşulan “balon” patladı!

Konunun uzmanı kişiler bile tabloyu yorumlamaya çalışırken söze, “Benim gördüğüm kadarıyla”, “Yapılan açıklamadan anladığım kadarıyla” diye başlıyor. Bizim de uzmanların anlatımından, resmi açıklamalardan anladığımız kadarıyla durumun özeti şu: 11 trilyon lira büyüklüğündeki fon piyasasının 1 trilyon liralık bölümünde patlama oldu. Yaklaşık 20 milyar dolarlık bir zarar söz konusu!

2884 yatırım fonundan 131’i tasfiye edilecek! *** Konunun teknik yanı elbet ekonomi uzmanlarının işi. Ancak başta da vurguladığımız gibi siyasetin temeli “ekonomi politik”. Temmuz 2023’te işbaşına gelen Mehmet Şimşek’in ilk sözü şu olmuştu: - Rasyonel politikalara dönüyoruz!

Geçen zaman diliminde Şimşek kendisini neredeyse sadece finansal dengelerden sorumlu hissetti. Belki de kendisine şöyle bir garanti verildi: - Sen bizi uluslararası alanda temsil et. Oralardan laf gelmesini engelle.

Şu gri listeden de bir an önce çıkmamızı sağla. Millet kısmını biz idare ederiz. Asgari ücretlinin, emeklinin ne yapar eder, “Azıcık aşım, dertsiz başım” demesini sağlarız.

Onların gerçek gelirinde gerileme olmasını da göze al. Yeter ki finans dengelerinin yerinde olmasını sağla! Biz de yeri geldikçe Şimşek’i şöyle eleştirdik: Sayın bakan kendisini topluma karşı değil, sadece sermaye piyasası ve finans ekonomisine karşı sorumlu hissediyor!

Bir ülkede 8 yıldır bitmeyen bir ekonomik kriz varsa bunun adı artık kriz olmaz. Bunun adı, yönetim tercihi olur. Gelinen noktada emeklinin gerçek geliri yüzde 40 geriledi.

Biz 2027 yılı bütçesi yapılırken gerçek kayıpların ne kadar azaltılacağını sormaya hazırlanırken geçen hafta sonundan beri sermaye piyasasındaki büyük dalgalanmayı, Fatih Erbakan ’ın deyimiyle “dolandırıcılığı” çözmeye çalışıyoruz. Bütün köprüleri, otoyolları, üstgeçitleri, altgeçitleri satarak elde edecekleri gelirin iki katına ulaşan bir çöküş söz konusu! *** Bundan sonra ne olacak? Kafamızdaki soru işaretleri şunlar: 1- Bu fonların bazılarının adında “evim” geçiyor.

İnsanların en içten arzularını merkeze koyarak kurulan fonlar yıllardır aktif olduğuna, kuruluşu ve işletilişi devlet kurumlarının onayıyla sürdürüldüğüne göre... Gelinen durum; devlet güvencesiyle millet soymak olmuyor mu? 2- Ortaya çıkan zararı kim ödeyecek?

Bir tez; milyona yakın küçük yatırımcı parasını alamayacak, bir başka tez fatura 86 milyona kesilecek. Asıl fatura kesilmesi gereken karede yok! 3- Küresel olarak piyasaların “düzenli” işlemesinden sorumlu kurumlar Türkiye’de “şişme” yi görmüş ve uyarmış.

Önlen alınmadı mı alınamadı mı? Sorumlu kurumların elini kolunu bağlayan mı var? 4- Şimşek, 4 Kasım 2025’te sermaye piyasası konferansında, “Manipülasyonu görüyoruz.

Önlem alacağız. Cezalar çok artırılmalı” diyor. 11 saat bile beklenmemesi gereken böyle bir saptamadan sonra 11 ay niçin beklendi?

5- Son sorumuz doğrudan Şimşek’e: Sayın bakan yoksa siz, desteleri... Affedersiniz, besteleri çok iyi çaldıran usta bir orkestra şefi misiniz?

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü