- Yazan,Hatice KamerUnvan,BBC TürkçeBildirdiği yer,Diyarbakır
- Yazan,Hatice Kamer
- Unvan,BBC Türkçe
- Bildirdiği yer,Diyarbakır
- Yayın tarihi2 Eylül 2026, 12:56 +03Güncelleme 7 dakika önce
- Okuma süresi 4 dk
Diyarbakır'da 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında, kentteki sivil toplum kuruluşları ve DEM Parti'nin çağrısıyla bir yürüyüş düzenlendi.
Polis eşliğinde yapılan yürüyüşte, katılımcılar sık sık barış talebini dile getiren sloganlar attı.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın posterlerinin de taşındığı ve sık sık "Öcalan için özgürlük" sloganlarının atıldığı yürüyüşe DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları ve partinin bölge milletvekilleri katıldı.
Altı kilometrelik güzergah boyunca kalabalık, güvenlik güçlerinin kontrolünde yürüdü.
'Artık kan dökülmesin, kimsenin evladı ölmesin'
Amedspor tişörtü giyen Hamo, yürüyüşe barış talebini ifade etmek için katıldığını söyledi.
"Amedspor benim için sadece bir futbol takımı değil, birlikte yaşamın bir sembolü" diyen Hamo, Kürtlerin onurlu bir barış istediğini söyledi.
- Barış Anneleri, İmralı'ya gitmek için bakanlığa dilekçe verdi
- Özgür Özel, BBC Türkçe'ye konuştu: 'Demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülemez'
Yürüyüşe 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın posterini tutarak katılan Aysun adlı üniversite öğrencisi ise çatışmaların sona ermesi gerektiğini belirterek, "Çatışmanın olmadığı bir dönemi hatırlamıyorum. Artık kan dökülmesin, her iki taraftan da kimsenin evladı ölmesin" dedi.
- Girne açıklarında batan feribot '550 metre derinlikte tespit edildi'
- '30 yaşında hayalimdeki işe girdim, sonra tükenmişlik sendromuna yakalandım'
- Silivri açıklarında çarpışan iki gemiden biri battı, 10 denizci kayıp
- Afganistan'a geri gönderilen altı milyon kişinin Taliban ile yaşama mücadelesi
Aysun çözüm sürecinin ancak başta Demirtaş olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasıyla ilerleyebileceğini belirtti ve ekledi:
"Artık kan dökülmesin, her iki taraftan da kimsenin evladı ölmesin. Umarım bu süreç devam eder ve barış olur."
'Hiçbir savaş sonsuza kadar sürmez, sürece güveniyorum'
78'liler Derneği üyesi Mehmet Takır, 12 Eylül döneminde PKK davaları kapsamında 20 yıl cezaevinde kaldığını belirterek, çatışmalı sürecin toplumda derin izler bıraktığını söyledi.
Takır, "Hiçbir savaş sonsuza kadar sürmez. Sürece güveniyorum" diye konuştu.
Roza Kadın Derneği'nden Seçil Bozkuş ise çatışmalarda en çok bedel ödeyen kesimin Kürtler olduğunu, kalıcı barış için Öcalan ve siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini savundu.
Hatimoğulları: 'Onurlu barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı'
Yürüyüşün sonunda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan'ın geçtiğimiz hafta açıkladığı çatışma kayıplarına değinerek, "Onların acılarını yüreğimizde taşıyarak onurlu barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı" dedi.
Hatimoğulları, sürecin ilerlemesi için "güçlü bir örgütlenme ve kenetlenme" çağrısı yaptı.
Karayılan, 50 yılda yaklaşık 27 bin PKK'lının çatışmalarda öldüğünü açıklamış, sivil kayıpların da yaklaşık 10 bin dolayında olduğunu söylemişti.
Kentte gün içinde bir başka etkinlik de Diyarbakır Kent Koruma Platformu tarafından düzenlendi.
Onlarca sivil toplum kuruluşunun (STK) katıldığı açıklamada, iki yıldır devam eden sürecin önemine dikkat çekildi ve barış dilinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
Platform adına konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Temsilcisi Ercan Yılmaz, 10 Ağustos'ta yayımlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un uygulanabilmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun olağanüstü toplantıya çağrılması gerektiğini savundu.
STK'lar, Kürt meselesinin yalnızca şiddetin sona ermesiyle çözülemeyeceğini belirtti, kök nedenlerin tartışılmamasının toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği uyarısında bulundu.
Açıklamada, Giresun'da mevsimlik Kürt işçilere yönelik bazı saldırılar ve zaman zaman Amedspor maçlarında yaşanan gerginlikler için "barış sürecine karşı gelişen ırkçı anlayışların tezahürü" ifadesi kullanıldı.
Platform, tüm siyasi parti ve toplumsal kesimlere "ortak barış dili" çağrısı yaparak olası provokasyonların önüne geçilebileceğini belirtti.