Dünya, gezegeni ısıtan fosil yakıtlara olan bağımlılığımız ekosistemleri felaket niteliğindeki iklim eşiklerine doğru sürükledikçe, geri döndürülemez zararlar riskiyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan son rapor, küresel sıcaklık artışının birkaç yıl içinde muhtemelen 1,5°C’yi aşacağını ve hukuken bağlayıcı Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen sınırın üstüne çıkılacağını uyarıyor. Bu durum, zaten yaşanmakta olan çevresel tahribatın büyük bölümünü hızlandıracak; küçülen buz tabakalarından yükselen deniz seviyelerine ve mercan resiflerinde ve yağmur ormanlarında “benzeri görülmemiş geri çekilme”ye kadar uzanacak.UNEP, “1,5°C’nin üzerinde kaldığımız sürece iyi bir senaryo yok” diyerek hükümetlerin bu aşımın mümkün olduğunca küçük ve kısa süreli olmasına odaklanması gerektiğini vurguluyor.Buna karşın, The Earthshot Prize ve Exeter Üniversitesi’nin çığır açan yeni araştırması, gezegeni önümüzdeki beş yıl içinde onarmak için “hızlı ve dönüştürücü değişimi” tetikleyebilecek 51 çözümü ortaya koydu.
Bu 51 çözümden beş öncelikli küme – ya da “Earthshot” – belirlendi.Kayda geçen en sıcak ağustosun – 2023 Temmuz’u ile birlikte – ardından Pasifik’te güçlü bir El Niño gelişirken, araştırmacılar bu çalışmanın “pozitif eylem için yeni ve birleştirici bir gündem” sunduğunu söylüyor.“Ekosistemlerimize verilen zararı çok geç olmadan tersine çevirmek istiyorsak, ilerlemenin kendi kendini beslediği, ölçek büyüdükçe maliyetlerin düştüğü ve toparlanmanın kendi kendine ivme kazandığı olumlu eşik noktalarını ortaya çıkarmamız gerekiyor” diyor, Exeter Üniversitesi’nden iklim değişikliği ve yerküre sistemleri bilimleri profesörü Tim Lenton.“Ana kaldıraç” olarak temiz enerjiGüneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları pek çok pazarda şimdiden olumlu eşik noktalarını geçti ve fosil yakıtlara olan bağımlılığa son vermek için hayati önem taşıyor.Geçen yıl güneş ve rüzgar, AB elektrik üretiminin rekor düzeyde yüzde 30’unu karşıladı ve tarihte ilk kez fosil kaynaklı üretimi geride bıraktı. Bu dönemde AB’de güneşten elektrik üretimi de yüzde 20 artarak rekora imza atan 369 TWh’ye ulaştı.Yalnızca güneş enerjisinin, 2030 yılına gelindiğinde AB emisyonlarını yılda 154 milyon ton CO2 eşdeğeri azaltması bekleniyor. Bu, 2023’te Hollanda’nın toplam sera gazı emisyonlarına denk geliyor.“Temiz elektrik aynı anda elektrikli ulaşımın, ısı pompalarının, temiz sanayinin ve temiz havanın önünü açtığı için, bu dönüşüm beş Earthshot’ın tamamı arasında en büyük kaldıraç etkisine sahip” deniyor raporda (kaynak İngilizce).“Bugün bağlayıcı kısıtlar şebekelerin genişletilmesi, izin süreçlerinin reformu ve Küresel Güney’deki temiz enerji yatırım açığıdır.”Dünyadaki en iyi güneş enerjisi kaynaklarının yüzde 60’ına ev sahipliği yapmasına rağmen Afrika, küresel temiz enerji yatırımlarının yüzde ikisinden daha azını alıyor.
Kıtanın Güney Afrika, Fas ve Nijerya gibi en büyük ekonomilerinden bazıları, şu anda küresel pazara hakim olan Çin ithalatına bağımlılığı azaltmak için daha fazla yerli güneş paneli üretim kapasitesi inşa etme planlarını hızlandırıyor.Fas, üretimi yılda yaklaşık bir gigavata çıkararak ikiye katladı. Güney Afrika benzer bir kapasiteyi korurken, Mısır’da da gigavat ölçekli projeler devreye alınıyor.“Birkaç yıl öncesine kadar yerel güneş paneli üretimi, Afrika’nın hiçbir yerinde neredeyse gündemde bile değildi” diyor Afrika Güneş Enerjisi Sanayisi Derneği politika direktörü Benjamin Clarke, AP haber ajansına.“Şimdi ise sanayi politikasının ve yeşil ekonomik kalkınmanın kabul gören bir ayağı haline geliyor.”Temiz pişirme ve temiz hanehalkı enerjisiTemiz enerji patlamasına rağmen yaklaşık 2,1 milyar insan hâlâ yemek pişirmek için katı yakıtlara bağımlı. Bu, kapalı ortamlardaki en büyük hava kirliliği kaynağı ve is olarak bilinen “siyah karbon”un başlıca kaynaklarından biri.“Doğu ve Güney Afrika’da ölçek kazanan kullan-öde güneş enerjisi ve temiz pişirme girişimleri sayesinde, temiz pişirme bir dizi pazarda eşik noktasına yaklaşmış durumda” deniyor raporda.“Latin Amerika’da ve Asya’nın bazı bölgelerinde sıvılaştırılmış petrol gazına (LPG) geçiş büyük ölçüde tamamlandı ve milyonlarca insana sağlık açısından önemli faydalar sağladı.”Deniz koruma alanları nasıl “kendi kendini güçlendiriyor”?Araştırmacılar, iyi tasarlanıp etkin şekilde uygulanan okyanus koruma önlemlerinin son yıllarda balık stoklarında ve biyolojik çeşitlilikte “gözle görülür bir toparlanma” sağladığını belirtiyor.“Topluluklar deniz korumanın meyvelerini topladıkça, koruma alanları genişledi ve ilerleme hızlandı” deniyor raporda.“Buna paralel olarak kıyı toplulukları için gıda güvenliği ve iklim direnci güçlendi; Avustralya’daki Büyük Set Resifi Deniz Parkı buna örnek gösterilebilir.”Bu yılın başlarında, büyük beklenti yaratan Açık Denizler Anlaşması yürürlüğe girdi ve küresel okyanus koruması için “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendi.
Açık Denizler, genellikle ulusal yetki alanlarının ötesindeki tüm bölgeleri – deniz tabanını ve su sütununu (yüzeyden dibe kadar uzanan dikey su tabakası) – tanımlamak için kullanılıyor. Bu alanlar, okyanuslarımızın üçte ikisinden fazlasını kaplayan uluslararası sulara, yani gezegen yüzeyinin neredeyse yüzde 50’sine karşılık geliyor.Bir zamanlar çorak ve ıssız olduğu düşünülen Açık Denizler, bugün bilim insanları tarafından Dünya’daki en büyük biyoçeşitlilik rezervlerinden biri olarak görülüyor. İklimi düzenlemede ve “hayati” karbon ile su döngülerini desteklemede önemli rol oynuyorlar.Buna karşın insan faaliyetleri Açık Denizler için büyüyen bir tehdit oluşturuyor.
High Seas Alliance (HSA), trol ağlarının deniz tabanında sürüklenmesi gibi yıkıcı balıkçılık uygulamalarının ve yasadışı avcılığın, plastik ve kimyasal kirlilik, deniz tabanı madenciliği ve küresel ısınmanın yol açtığı okyanus asitlenmesi gibi sorunlarla birlikte Açık Denizler’deki deniz yaşamına zarar verdiği konusunda uyarıyor.Anlaşma sayesinde ülkeler artık Açık Denizler’de birbiriyle bağlantılı deniz koruma alanları (DKA) ağı oluşturabilecek; uzlaşı sağlanamadığında bu alanlar oylama yoluyla kabul edilebilecek. Bu da tek bir ülkenin DKA’ların kurulmasını engellemesinin önüne geçiyor.Ayrıca kapasite geliştirme ve deniz teknolojisi transferi yoluyla gelişmekte olan ülkelere destek verilerek, gelecekteki Açık Denizler DKA’larını geliştirme, uygulama, izleme ve yönetme konusunda daha güçlü hale gelmeleri sağlanıyor.Tropikal ormansızlaşmanın “bekçileri”Birçok çalışma, özellikle sığır eti olmak üzere ete yönelik artan küresel talebi Amazon yağmur ormanlarının tahribatının başlıca itici güçlerinden biri olarak tanımlıyor.Örneğin Manchester Üniversitesi’nin bu yıl yayımladığı bir araştırma (kaynak İngilizce), temizlenen orman arazilerinin yüzde 80’ine varan kısmının sığır otlağına dönüştürüldüğünü, tedarik zincirlerindeki denetim açıklarının ise ormansızlaşmanın sürmesine izin verdiğini ortaya koydu.“Olumlu Eşik Noktaları” raporu, sığır eti, soya (çoğunlukla büyükbaş hayvan yemi olarak kullanılıyor), palm yağı, kereste, kakao ve kahve gibi ürünlerde yoğunlaşmış küresel tedarik zincirlerinin, az sayıda alıcı ve finansör grubunu “tropikal ormansızlaşmanın bekçileri” haline getirdiği uyarısında bulunuyor.Buna karşın, “AB vatandaşlarının tükettiği ürünlerin dünya genelinde ormansızlaşmaya veya ormanların tahrip edilmesine katkıda bulunmadığını garanti etmeyi” amaçlayan AB Ormansızlaşma Yönetmeliği gibi düzenlemeler büyük fark yaratabilir; özellikle de Çin, Birleşik Krallık ve ABD gibi diğer büyük ithalatçılar arasında piyasayı tümüyle dönüştürecek bir değişim dalgasını tetiklerse.Olumlu eşik noktaları nasıl yakalanabilir?Araştırmacılar, her bir çözüm alanında doğru koşulların oluşturulmasının kritik olduğunun altını çizerek tüm olası Earthshot’lar için üç önkoşul sıralıyor: erişilebilir fiyat, erişilebilirlik ve caziplik. Raporda ayrıca beş Earthshot’ın “birbiriyle derin bağları olduğu”, çoğu zaman aynı koşulları, altyapıyı ve riskleri tek bir sistem içinde paylaştıkları vurgulanıyor.Örneğin temiz elektrikteki patlama, beş Earthshot’ın tamamında olumlu eşik noktalarını hızlandırabilirken, Küresel Güney’de yatırım eksikliği gibi engeller en çok ihtiyaç duyan bölgelerde ilerlemeyi sekteye uğratabilir.“İklim ve doğa [krizlerine] yönelik çözümlerin ulaşılması güç olduğu yönündeki algı uzun süre baskın oldu.
Bu yeni araştırma o efsaneyi tamamen çürütüyor” diyor The Earthshot Prize CEO’su Jason Knauf. “Bu kritik çalışma bize iyimser olmak için nedenler sunuyor. Bu, gezegenimizi hızlı onarım yoluna sokmak için hedefleri eyleme dönüştürecek bir yol haritası.”