sondakika.com
Son Dakika

Eğitim de bir insan hakları meselesidir

Maalesef eğitime ilişkin yapısal sorunları anlatmaya sayfalar yetmez. Eğitimin bireye, topluma ve tüm dünyaya yararlı olabilmesi için nitelikli olması şart.

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Bu yazıya 3 Eylül Perşembe günü yitirdiğimiz İsmet Yalçınkaya hocamı anarak başlamak istiyorum. İsmet hocam tüm baskılara rağmen eğitimcilerin hakları ve eğitim hakkı mücadelesinden vazgeçmedi. Herkes gibi ben de eğitimcilerin mücadelesine dair kendisinden çok şey öğrendim. Yattığı yer incinmesin.

Eğitim hakkı çok kritik bir insan hakkıdır.

Eğitim içerisinde yer alan öğrenci veya eğitimcilerin kendini gerçekleştirmesini mümkün kılan kurucu bir potansiyele sahip. Tersinden, eğitim hakkının ihlali eğitim sürecinde yer alanlar üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakacak yıkıcı bir potansiyele sahip. Bu bakımdan, tek tek bireyleri ve bir kuşağı, bölgeyi veya ülkeyi değil toplumu, kuşakları ve tüm dünyayı ilgilendiren bir can alıcı bir mesele.

Nelson Mandela “Eğitim dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır” sözünü kullanıyor.

Kilit mesele: Nitelikli ve kapsayıcı eğitim

Bu ölçekte etki gücüne sahip eğitim insan hakları ilkelerinin dolayısıyla da mücadelesinin de konusudur. İnsan hakları ilkelerinde sürekli vurgulanan bir konu hakkın etkili bir biçimde kullanılmasıdır.

Eğitim hakkı diğer uluslararası belgelerin yanı sıra, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (26. Madde) ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (28. ve 29. Madde) güvence altına alınmıştır. Uluslararası sözleşmelere ek olarak, Anayasa da (42. Madde) eğitim hakkını düzenlemektedir.

Eğitim hakkının herkes bakımından etkili ve anlamlı bir biçimde kullanılması da esas talebimiz. Esasen, eğitimin niteliğini ve kapsayıcılığını sağlayan temel faktörlerin başında eğitimin ücretsiz, anadilinde, bilimsel ve laik olması geliyor.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 29. Maddesinin 1. paragrafı nitelikli eğitime dair bir çerçeve sunuyor. Bu maddede öne çıkan barış, insan hakları, doğa, kültürel kimlik vb. ilkeleri, boyutları dikkate alan eğitimin niteliği artar. Böylece, eğitimi alan çocuğun da yeteneklerini geliştirerek potansiyelini daha üst seviyede kullanabilmesine katkı sunar. Çocuğun gelişiminde nitelikli bir eğitimin rolü büyüktür.

Şüphesiz, nitelik hem eğitim alanlar hem de eğitimi sunanlar bakımından yaşamsal önemdedir. Bu noktada, eğitimcilerin nitelikli eğitim sunmasını etkileyen hususların başında çalışma koşulları ve ücret konusu gelmektedir. Görevi ne olursa olsun eğitimcilerin çalışma koşullarının ve ücretlerinin insan onuruna yakışır olması da önemli bir kriterdir.

Tabi ki, eğitimcilerin çalışma koşulları ve ücretleri ile eğitim politikaları, uygulamalarına ilişkin demokratik haklarını kullanabileceği özgür bir ortam da eğitimin niteliğine doğrudan etki eden bir husustur.

Eğitimin niteliği aileler bakımından da kilit bir mesele. Örneğin, kız çocuklarının güvenli bir biçimde eğitime devam edip edememesi eğitim ortamının niteliğiyle doğrudan ilgili.

7 Eylül itibariyle eğitimciler ve uyum haftasındaki öğrenciler tüm Türkiye’de okula başladı. Eğitim alanını biz insan hakları örgütleri olarak izliyoruz. İhlalleri belgeliyoruz. Ayrıca, eğitim iş kolundaki sendikaları da eğitim alanını takip ediyor.

Esasen, 2025-2026 eğitimin yılı bitip yaz tatili başladığında eğitimde sorunları konuşmaya başladık. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın öğretmenlerin özel eğitim kurumlarında yaşadığı güvencesiz çalışma ve düşük ücret sorununu bakanlık yetkilileri görüşme talebiyle başlattığı eylemler yaz boyu sürdü.

Bu eylemler sırasında öğretmenlere birçok defa müdahale edildi.

Sadece Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üye ve yöneticilerine değil eylemlere desteğe gidenlere de müdahale edildi. Örneğin, Eğitim Sen genel başkanı Kemal Irmak bu eyleme destek verirken işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden ters kelepçeye uygulamasına maruz kaldı. Aynı eylemde destek amacıyla bulunan Eğitim İş genel başkanı Kadem Özbay’a da müdahale edildi.

2026-2027 eğitim yılına ilişkin bir diğer sorun ise öğretmenlerin giymesi zorunlu hale gelen önlük olarak karşımıza çıkıyor. Bakanlık bu konuda standartları içeren bir kılavuz da yayınladı. Aralarında Eğitim Sen, Eğitim İş ve Türk Eğitim Sen’in de olduğu birçok eğitim sendikası bu karara itiraz ediyor.

Eğitim Sen bakanlığın önlük kararına itirazını şu şekilde ifade ediyor: “Öğretmenlerin ihtiyacı önlük talimatı değil; insanca yaşayabilecekleri ücret, güvenceli çalışma, mesleki itibar ve mesleki özerkliktir.”

Esasen, Eğitim Sen’in 20 Ağustos tarihli bu açıklaması MEB’in 19 Ağustos’ta yayınladığı 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesine dair kapsamlı bir değerlendirme içeriyor.

Eğitimde sorunlar dünya genelinde devam ediyor

Şiddet, silahlı çatışma ve savaşlar eğitimin niteliğini olumsuz olarak etkileyen faktörlerin başında geliyor.

Eğitim kurumları, eğitimciler ve öğrenciler çatışmalı ortamlarda hala saldırı altında. Eğitimcilere yönelik şiddet dünya genelinde devam ediyor. Eğitimi Saldırıdan Korumak için Küresel Koalisyon [Global Coalition to Protect Education from Attack] isimli projenin 2026 Eğitim Saldırıları Raporu eğitim kurumlarına ve eğitimcilere yönelik saldırının küresel bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Raporun ele aldığı 2024-2025 döneminden öne çıkan bazı veriler çok çarpıcı:

- 2024-2025 dönemindeki saldırılar en az 8566 saldırıda üniversite dahil tüm eğitim kademelerinden 10,600 öğrenci ve eğitimciye zarar verdi.

Bu veride bizleri alarm durumuna geçirmesi gereken husus bir önceki raporlama dönemine (2022-2023) göre saldırılarda %40’dan fazla artış olduğudur.

- Eğitime yönelik en fazla saldırının yaşandığı ülkeler Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Haiti, Filistin ve Ukrayna olarak kayda geçiyor. Raporlama döneminde Ukrayna’da 900 civarında saldırı olurken Filistin’de en az 2400 saldırı tespit edilebildi.

Raporun bu verisi hatta sadece Ukrayna ve Filistin örnekleri silahlı çatışma ve savaş ortamı ile eğitime yönelik saldırılar arasındaki doğrudan bağı açıkça ortaya koyuyor. Aynı şekilde, çatışmanın düzeyi ve eğitimin düzeyi arasında da ters orantı olduğu sonucuna varabiliriz.

- Myanmar, Nijerya, Yemen ve Kamerun eğitime yönelik saldırılarda en fazla insanın yaşamını yitirdiği ülkeler arasında. Rapor bu dört ülkede 1700’den fazla öğrenin veya eğitimcinin saldırılarda öldürüldüğünü tespit ediyor. Aynı dönemde, Nijerya da ise 700’den fazla öğrenci ve eğitimci kaçırılıyor.

Raporun mesajı net: Silahlı çatışmalar, savaşlar nitelikli eğitimin önünde engeldir. Nitelikli eğitimin önkoşullarından birisi barıştır.

Eğitimi Saldırıdan Korumak için Küresel Koalisyon’un bir sonraki raporlam döneminde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yer alacağını öngörebiliriz. Benzer şekilde, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları da raporda ele alınacaktır.

Eğitimde ihlalleri ve sorunları gidermenin yolu: Nitelikli eğitim

Maalesef eğitime ilişkin yapısal sorunları anlatmaya sayfalar yetmez. Eğitimin bireye, topluma ve tüm dünyaya yararlı olabilmesi için nitelikli olması şart.

Diğer haklar ve özgürlükler gibi eğitim hakkı da herkes içindir. Bu bakımdan, nitelikli eğitimi sağlamak için de herkesin rol ve sorumluluklar bulunuyor.

Eğitim Sen bu hususları ele almak için 25-29 Ağustos tarihlerinde 6. Demokratik Eğitim Kurultayı’nı gerçekleştirdi. Sonuç bildirgesinde birçok tespite ve çözüm önerisine yer veriliyor.

Bütün dünya da 33 milyon eğitimciyi temsil eden ve Türkiye’den sadece Eğitim Sen’in üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali’nin (EI) bu dönem yürüttüğü Go Public! Fund Education kampanyası eğitimin kamusal olması ve hükümetlerin eğitime bütçe ayırması talebine odaklanıyor.

Eğitim hakkını korumak ve geliştirmek için mücadeleye devam.

Not: Bu köşede eğitim konuları üzerine yazmak kolay değil. Zira Arslan Özdemir hoca her hafta ziyadesiyle kapsayıcı yazılar yazıyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü