sondakika.com
Son Dakika

Ekmek, adalet ve demokrasi

Siyaset çoğunlukla yapay ve zorlama gündemlerle oyalanıyor.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Siyaset çoğunlukla yapay ve zorlama gündemlerle oyalanıyor. Halkın dar gelirli geniş kesimleri ise hayatın gerçek gündemini yaşıyor. İktidar bloku, muhalefeti, olabildiğince gerçek gündemden uzaklaştırmaya çalışıyor.

Kendi denetimindeki dar alana sıkıştırmak ve hareket alanını sınırlamak istiyor. Siyasi muhalefet, iktidar gündeminin peşinden sürüklenmemeli; halkın taleplerine odaklanmalıdır. Artık çerçeve yasanın “evet-hayır” tartışmasına da takılıp kalınmamalıdır.

Muhalefet, iktidarın gündem oyununu bozmalıdır. Ekonomik-sosyal sorunlar ortaklaşa seslendirilmeli ve birlikte çözümler aranmalıdır. İşte böylesi bir yaklaşımdan halkın ve hayatın gündemine baktığımızda; ekmek, adalet ve demokrasi taleplerinin öne çıktığını görüyoruz.

Geniş toplumsal kesimler için anlamlı olan bu talepler, aynı zamanda birbiri ile de ilişkileniyor ve bütünleşiyor. HAYAT PAHALILIĞI Geniş kitleler için gündemin temel ve başat maddesini öncelikle hayat pahalılığı oluşturuyor. Geçim kaygısı bütün ülkeyi ve halkın büyük bölümünü kapsıyor.

Yaz mevsimi nedeniyle, görece daha rahat olması beklenen geçim koşullarında; tam tersi gelişmeler yaşanıyor. Yurttaş zorunlu ihtiyaçlarına ulaşmakta zorlanıyor. Bu zorluk elbette pazara, markete, mutfağa ve sofraya da yansıyor.

Özellikle kalabalık nüfuslu dar gelirli aileler, hayat pahalılığını ve geçim sıkıntısını neredeyse iliklerine kadar duyumsuyorlar! ENFLASYON LİDERLİĞİ Halkın yaşadığı zorluklara uzak kalan TÜİK, enflasyon oranlarını temmuz ayında aylık 1.78, yıllık 31.75 olarak açıkladı. Halkı en çok ilgilendiren gıdada resmi enflasyon oranı yüzde 37.5 oldu.

Buna karşın TÜRK-İŞ açlık sınırını 36 bin 940 TL, yoksulluk sınırını 120 bin 325 TL olarak hesapladı. Ülke olarak Avrupa’da açık ara enflasyon lideriyiz. Dünya liginde de en kötü ülkeler arasında yer alıyoruz.

Yıllardır savaş halinde olan Ukrayna, Rusya, İran gibi ülkelerde bile enflasyon oranı bizden daha düşük. Öyle anlaşılıyor ki ülke ve halk olarak enflasyon sorununu aşmadan rahat bir nefes almamız mümkün olmayacak. ADALETSİZLİK GİRDABI Hayatın hemen her alanında adaletsizlik diz boyu.

Ülkemizde en başta büyük gelir adaletsizliği yaşanıyor. Bundan da en çok emekliler etkileniyor. En düşük emekli aylığı alan 5 milyonu aşkın emeklinin farkları, daha ellerine geçmeden adeta uçup gidiyor!

Milyonlarca emekli ve emekçi, açlık sınırının altında gelir elde ediyor. Çalışma hayatındaki bir başka büyük sorun vergi adaletsizliği. Sendikalar ve çalışanlar, adil bir vergi düzeni talep ediyorlar.

Adaletsizliğin yaşandığı bir başka alan da ülkemizdeki hukuk ve yargı düzeni. Başta barolar olmak üzere pek çok kurum ve yurttaş, bu konudaki sorunlardan yakınıyor; hayatın her alanında hak-hukuk-adalet talep ediliyor. İBB davası nedeniyle dün gözler yine Silivri’deydi.

Aylardır tutuklu olan başkanlar, siyasetçiler ve aydınlar unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. EMEĞİN, EMEKÇİNİN KAYBI DİSK-AR’ın “Ücret Kayıpları Ağustos 2026 İzleme Raporu” na göre; emeğin ve emekçinin hak kaybı artarak devam ediyor. Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler emekçiyi vuruyor.

Enflasyonun ve vergilerin işçi ücretlerine 7 aylık toplam faturası 1.5 trilyon TL’ye yaklaşıyor. Yüksek enflasyona rağmen ara zam yapılmayınca, asgari ücrette de adeta küme düşüyoruz. Avrupa ülkeleri arasında en diplerde yer alıyoruz.

Asgari ücrette enflasyon nedeniyle kayıp; temmuzda 5 bin 576 TL, yedi ayda da 25 bin 745 TL’ye yükseldi. Kayıplar asgari ücretin üstünde kademeli olarak daha da yükseliyor. Peki, MB 2026 enflasyon hedefini yüzde 28 yaptığına göre; yılın başında yüzde 16 hedefine göre belirlenen maaşlardaki kayıplar nasıl karşılanacak?

SİSTEM-DÜZEN SORUNU Aslında bütün bu sorunların ve yaşanan olumsuzlukların temelinde düzen ve sistem sorunu var. Halkın geniş kesimlerinin özgürce örgütlenemediği, ekonomik-politik alana ağırlığını koyamadığı bir düzende, daha çok yakınırız. Öncelikle otoriter yönetimden, merkezinde “tek adamlık” anlayışının olduğu yönetsel sistemden çıkılması gerekiyor.

Emekçinin, emeklinin, alın teri ile geçinenin daha çok söz sahibi olacağı, kamucu bir yönetsel düzen ve sistem; elbirliğiyle, güç birliğiyle kurulmalıdır. Bu bağlamda, önümüzdeki süreçte, toplumsal ve siyasal muhalefetin birlikteliği, daha önemli hale geliyor. Kısacası, toplumun en diri, aktif, üretken kesimleri; “ekmek, adalet ve demokrasi” için güçlerini birleştirmelidir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü