İran ile yaşanan savaş küresel petrol piyasasında yeni bir tedarik sıkıntısını beraberinde getirdi. Piyasada yaşanan bu son darboğaz ham petrolün kendisinden ziyade, petrolü taşıyan dev tanker filosunda baş gösterdi.
Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattına düzenlenen drone saldırılarının ardından hattın kapatılması, petrol sevkiyatını yeniden Hürmüz Boğazı'na yönlendirdi. Rotaların uzaması ve boğaz çevresinde artan mekik seferleri dev tankerlerin bağlanmasına neden olurken, günlük gemi kiralama ücretleri rekor seviyelere ulaştı.
Tırmanan navlun maliyetlerinin Türkiye'de iğneden ipliğe tüm ürünlerde yeni bir zam dalgasını tetiklemesinden endişe ediliyor.
Tanker arzındaki azalma petrol teslimatlarını geciktirirken, rekor seviyedeki nakliye maliyetleri rafine marjlarını baskılıyor ve ABD'deki seçimler öncesinde akaryakıt fiyatları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Hürmüz Boğazı'nda patlak veren küresel tanker krizi ve fırlayan navlun maliyetleri, petrol ithalatçısı Türkiye’de akaryakıt fiyatları üzerindeki zam baskısını doğrudan artırıyor. Küresel ham petrol fiyatları sabit kalsa dahi, rekor kıran taşıma bedelleri sebebiyle işlenmiş ürünlerin gümrük giriş maliyetlerinin yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Akaryakıt maliyetlerinde yaşanacak bu artış, özellikle lojistik ve tarım sektörünün ana girdisi olan motorin fiyatları üzerinden tüm ekonomiyi etkileme potansiyeli taşıyor.
Tarladaki üretimden fabrikadaki hammadde nakline, nihai ürünlerin market raflarına taşınmasından kargo hizmetlerine kadar her aşamada navlun giderleri katlanıyor. Yaşanan bu zincirleme maliyet artışı, en küçük tüketim kaleminden en büyüğüne kadar tüm mal ve hizmet etiketlerine doğrudan yansıma riski barındırıyor.
Sonuç olarak, küresel denizcilik hattında yaşanan tedarik darboğazı, Türkiye iç piyasasında üretici fiyatlarını şişirerek genel enflasyon üzerinde belirgin bir yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Böylece Orta Doğu'daki bir nakliye krizi, Türkiye'deki nihai tüketicinin günlük yaşam maliyetine doğrudan bir risk olarak geri dönüyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA REKOR NAKLİYE MALİYETLERİ
"Çok Büyük Ham Petrol Taşıyıcıları" (VLCC) olarak adlandırılan süper tankerlerde yaşanan ani arz sıkıntısı, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların maliyetini tarihin en yüksek seviyesine çıkardı.
The Wall Street Journal'ın haberine göre,denizcilik istihbarat firması Windward verilerine göre, Basra Körfezi'nden yük alıp boğazı geçecek bir süper tankerin günlük kiralama bedeli 1 milyon doları aştı. Bu rakam, mevcut piyasa fiyatlarına göre varil başına 26 dolarlık bir nakliye maliyetine denk geliyor.
Sıkıntı sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmayıp Batı Afrika'dan Çin'e giden rotalara da yansıdı. Clarksons Research verilerine göre, dünya genelinde bir VLCC'nin ortalama günlük kazancı boru hattının kapanmasından önceki haftaya kıyasla neredeyse ikiye katlanarak 651 bin 107 dolara yükseldi.
SUUDİ ARAMCO ALTERNATİF ROTALARA YÖNELİYOR
Suudi Arabistan'ın krallık genelindeki ana bypass hattı olan Doğu-Batı boru hattı, Basra Körfezi petrolünü Kızıldeniz'deki Yanbu limanına taşıyordu. Saldırılardan bu yana Yanbu limanından ham petrol yüklemesi yapılmadığı bildirilirken, Suudi Aramco'nun bazı Avrupalı ve Asyalı müşterilerini Eylül ve Ekim teslimatlarında gecikme veya iptaller yaşanabileceği konusunda uyardığı belirtiliyor.
Öte yandan, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni bağlayan Babülmendep Boğazı'ndaki Husi saldırıları nedeniyle Suudi bayraklı gemiler bu rotayı kullanmayı durdurdu. Gemilerin Ümit Burnu üzerinden yönlendirilmesi ise sefer başına ekstra 1 milyon dolar maliyet ve iki haftalık gecikme anlamına geliyor.
Aramco, boru hattının kapanmasının ardından Körfez terminallerinden Hürmüz Boğazı dışındaki limanlara kısa mesafeli gemiden gemiye transfer (STS) yöntemine ağırlık verdi. Bu işlem petrol hareketliliğini sağlasa da normalde diğer yükler için kullanılacak gemileri meşgul ediyor.
Kpler verilerine göre, boru hattı saldırısından bu yana Ras Tanura limanından yüklenen 24 milyon varil ham petrolle 12 adet VLCC Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yaptı.
Clarksons Research verileri, küresel VLCC filosunun yaklaşık yüzde 15'inin şu anda Umman kıyılarında beklediğini veya meşgul olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, gemiden gemiye transfer kapasitesinin sınırlı olduğuna ve bu geçici çözümün sürdürülebilirliğinin sınırlarına ulaşıldığına dikkat çekiyor.