sondakika.com
Son Dakika

Endonezya’dan Türkiye’ye uzanan dostluk

Onunla bu sayfada tanıştım burada veda etmek istedim.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Onunla bu sayfada tanıştım burada veda etmek istedim. Geçenlerde Avusturya’dan Birol Kılıç yazdı, okudunuz temmuz ayı başında 95 yaşında yitirdiğimiz değerli diplomatımız Pulat Tacar’ı. Onun hakkında ne kadar yazılsa az...

Benim için çok özel bir insandı! Muazzez İlmiye Çığ öldüğünde “100. yaşını beraber kutlayacağız” diye dilemiştik ama olmadı. Bana son mesajı, 2 Mayıs’ta doğum gününü kutladığımda “Kucaklarız” olmuştu, sonra bir daha haber alamadım vefat haberine kadar.

WhatsApp’tan sık sık yazıp nasıl olduğunu sordum, gelmeyen yanıtlardan durumunun iyiye gitmediğini anladım. En son Kurban Bayramı’nda ziyaret etmek istedik, içimde gidersem son kez göreceğim hissi vardı ama ulaşamadım, son kez göremedim. 17 Nisan’da tedavisi bitmiş, hastaneden eve geçmişti, ondan sonra sağlık durumu bir daha düzelmedi.

Son zamana kadar haberleri takip eder, linklerini gönderir, memleket ve dünya meseleleri hakkında kafa yorar, üzülür, çözüm yolları arardı. “Ben gideceğim, zamanım kalmadı ama kalanların geleceği için üzülüyorum” derdi. CAKARTA YILLARI...

Tanışmamız burada oldu demiştim! Endonezya’dan yazdığım yıllarda eşi Sylvia Hanım’la beraber yazılarımı okurlarmış. 17 Şubat 2019’da bana bir e-posta gönderdi.

Kendisinin 1980’li yıllarda Cakarta büyükelçimiz olduğunu, yazılarımı “beğeni ve zevkle” okuduklarını, okumaya devam edeceklerini, artık Bodrum’da köşelerine çekildiklerini yazmıştı. “Ben 1981-1984 yılları arasında Cakarta’da Türkiye büyükelçisiydim. Endonezya en sevdiğim görev yerim olmuştu.

Gerek çok sayıda Endonezyalı arkadaşımla gerek hükümet üyeleri ile, hatta saray ile yakın dostluk ilişkilerim vardı. Orada bir süre daha devam etmek istedim ama hükümet beni Brüksel’e Avrupa Topluluğu’na daimi temsilci tayin etti. O dönemin özetini ‘Yaşam Bir Rüyadır’ adlı nehir söyleşi kitabımda anlattım” demişti.

Mektubunu aldığımda ne kadar sevindiğimi anlatamam. Yazıları yazarken okunup okunmadığı ya da kimin okuduğuna ilişkin bir fikir edinmek zor, ta ki okur mektupları bizi bulana kadar. Zaman zaman bazı yazılar bazı okura dokunur, o zaman mektup gelir.

Yazıların okurun ilgisini çektiğini bilmek yazarı başka türlü motive edip onurlandırır. Böyle sadık okurlarımız, yazıların arası uzadığında bile merak edip sorar, sağolsunlar. Pulat Bey mektubunda, Cakarta’daki ilk büyükelçilik binası ve rezidansı TC bütçesine sıfır maliyetle nasıl yaptırdığını; her taşında, odasında, bahçesinin her köşesinde emeklerinin olduğunu anlatmıştı.

O binada yıllar sonra bizler milli bayramlarımızı kutladık nasıl yapıldığını bilmeden. Pulat Bey’in yazdığı o günden beri yazışmalarımız devam etti. O kadar nazik bir insandı ki her yazımı okuduğunda mutlaka er ya da geç geri bildirimde bulunurdu.

Dört gözle beklerdim yorumlarını, hepsinden yeni şeyler öğrendim. 2019’da pandemiden önce kendisi ve sevgili eşini Bodrum’daki evlerinde ziyaret edip yüz yüze görüştük, tadına doyamadığımız bir yarım gün geçirdik çocuklarımla, bir daha da kısmet olmadı. Endonezya tanışmamıza vesile olmuştu, hep de ortak ilgi alanımız oldu.

2026 Ocak ayında Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan “Endonezya’dan Esintiler” adlı yazılarımı derlediğim kitabımın çalışmaları sırasında hep fikrini aldım, ne yazık ki kendisine imzalayıp hediye etme fırsatı olmadı. Tesellim, okuduğu yazılarımın kitap olduğunu bilmesi, onun değerli düşünceleri ve teşvikinin o aşamaya gelmesine katkısı. Son ana kadar yaşamdan zevk alması, düşünmesi, üretmesi de önümüzde mükemmel bir örnek ve ilham kaynağı.

İyi ki tanıdım, iyi ki bana yazdınız büyükelçim. Sizi, eşinize, kedilerinize olan sevginizi; arkadaşımın kızı heykeltıraş Megan Dilnutt’a mezar taşlarınıza konulması için yaptırdığınız kedi heykellerinizle, sevgiyle, özlemle anımsayacağız. Dostlukla…

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü