Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "NATO Zirvesi'nin ardından sizin bir Irak ziyaretiniz oldu. Ardından da Irak Başbakanı Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanımızla görüştü ve hepimizin de sonradan bilgisini aldığımız o tarihi bir anlaşma, Kerkük petrollerine ilişkin anlaşma imzalandı. Bazı detaylara hakimiz ama siz de "kazan-kazan" dediniz bunun için. Ne kazanacak Türkiye tam olarak bundan?" sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
"Şimdi tabii Irak'la olan özellikle geçen hafta yoğunlaşan ve anlaşma imzalarıyla artık hukuken de anlam kazanan bir ilişkiler serisi yaşadık geçtiğimiz hafta. Dediğiniz gibi Temmuz ayı aslında çok yoğun geçti Irak'la ilişkiler açısından. Bu tabii çok kritik bir dönemde gerçekleşen bir ziyaretti ve bir çalışma oldu. Çünkü dünya çok büyük bir kriz yaşıyor şu anda. Kriz ve bu çatışma süreci sürekli hale gelmiş durumda malumunuz; işte Hürmüz Boğazı ile ilgili konuştuğumuz konuda, onun dışında Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Yani öyle bir dünya "yeni normal"e gidiyor ki Gülçin Hanım, bir sürekli çatışma halini görüyoruz. Ve baktığınız zaman bu yeni dönemde ikinci dikkat çeken husus, enerji altyapılarının temel hedef olduğunu görüyoruz. Yani bugün işte Karadeniz'de, Akdeniz'de son dönemde Mısır LNG tesislerine olan saldırı, Hazar'da yaşananlar, işte Hürmüz zaten çok önemli bir çatışma alanı durumunda. Dolayısıyla böyle bir kritik dönemde İran'la, Irak'la olan ilişkimiz ve Irak'la olan gerçekleştirdiğimiz bu anlaşmalar hakikaten çok önemli. Anlaşmaların özünde tabii Kerkük'le başlamak lazım, siz de ona değindiniz. Kerkük bizim üzerinde yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığımız bir konu aslında. Bunu kamuoyuna tabii ki deklare edemedik çünkü çok ciddi bir çalışma arkasında var. Nihayet imzalar atılınca bunu ilan etme durumuna geldik ama çok uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir projeydi.
Tabii ki aslında büyük resme baktığınızda Türkiye olarak biz şunu yapmaya çalışıyoruz: Türkiye'nin mutlak surette enerjideki dışa bağımlılığını düşürmemiz lazım ve bunun için bütün Türkiye'deki kaynaklarımızı; yenilenebilir enerji başta olmak üzere, doğalgaz kaynakları, petrol kaynakları, maden kaynaklarını devreye almaya çalışıyoruz. Ama bunun yanı sıra Türkiye'de edindiğimiz bu tecrübeyi, bu kabiliyeti de yurt dışında projelerde aramayla alakalı yeni bir faza geçmiş durumdaydık. Ben aslında geçtiğimiz programda, yılbaşında sizinle yaptığımız programda burada birkaç bunun aslında mesajını vermiştim. Hatta o programda şunu söylediğimi hatırlıyorum: Türkiye petrollerini 1 milyon varil günde üretim yapacak bir şirkete dönüştürmek; bunun bir kısmını Türkiye'de ama bir kısmını mutlaka dışarıda üretilebilecek bir hale getirmeye çalışıyoruz. Aslında Irak ve Kerkük anlaşması bunun bir parçası, bir yansıması. Ama bunun dışında da şeyler var; özellikle petrol boru hattı anlaşmaları ve bundan sonrası için konuştuğumuz konular hakikaten Irak'la Türkiye'yi stratejik anlamda birbirine bağlayacak çok önemli adımlar. Tabii iki ülkeye çok faydası var yapacağımız projelerin ama bunun ötesinde aslında bütün bölgeye ve küresel anlamda da enerji piyasalarına katkı sağlayacak projelerden bahsediyoruz.