sondakika.com
Son Dakika

Enflasyon ve ultra işlenmiş ürün kıskacında çocuklar: Öğrencinin beslenme çantasında ne olmalı?

Yeni öğretim yılında ailelerin gündeminde yalnızca defter, kalem ve okul forması yok. Beslenme çantasına ne konacağı da giderek daha zor bir soruya dönüşüyor. Euronews Türkçe'ye konuşan Bülent Şık, "Sağlıklı beslenme bir çocuk hakkıdır" diyor.

Fotoğraf: Euronews

14 Eylül’de ders zili çalacak ve milyonlarca çocuk yeniden sıralardaki yerini alacak. Okul öncesi eğitim ve ilkokul 1. sınıfa başlayacak öğrencilerin okula alışmasını sağlamak için uygulanan "uyum eğitimleri" ise bugün başladı.Yeni eğitim-öğretim yılında ailelerin gündeminde yalnızca defter, kalem ve okul forması yok. Her sabah hazırlanacak beslenme çantasına ne konacağı da giderek daha zor bir soruya dönüşüyor.Bir yanda yükselen gıda fiyatları ve aile bütçesini zorlayan okul masrafları, diğer yanda çocukları obezite, diyabet ve diğer sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen aşırı işlenmiş gıdalardan uzak tutma çabası var.

Market raflarında çocukları cezbeden tasarımlarıyla bir dizi ürün ve etiket de veliler açısından seçim yapmayı zorlaştırıyor.Peki, bir çocuğun beslenme çantasında gerçekten neler olmalı? Sandviçten meyveye, süt ürünlerinden paketli atıştırmalıklara hangi seçenekler daha sağlıklı? Kısıtlı bir bütçeyle dengeli bir beslenme çantası hazırlamak mümkün mü?Gıda mühendisi ve akademisyen Dr.

Bülent Şık, "Gıda fiyatlarındaki artışın gelirdeki artıştan önde gittiği gerçek ve bunun yansıması sofradaki besleyici değeri yüksek gıdaların miktarının ve gıda çeşitliliğinin azalması oluyor. Çocuklar da bundan en fazla etkilenen kesim," diyor.Gıda ve içecek fiyatları yüzde 33,79 arttı: 'Sağlıklı beslenme bir çocuk hakkıdır'Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyatların yıllık yüzde 33,79 yükseldiğini açıkladı. Verilere göre, gıda grubunun yıllık enflasyona katkısı 8,12.Başka bir ifadeyle, gıda fiyatlarındaki artış genel enflasyonu yukarı çeken başlıca kalemlerden biri olmayı sürdürüyor.

Bu artış okul çağındaki çocukların beslenmesine de doğrudan yansıyor. Bir önceki yıl aynı ürünlere 100 lira ayıran bir ailenin, fiyatların gıda enflasyonuyla aynı oranda arttığı varsayılırsa bugün yaklaşık 134 liraya ihtiyacı var.Ancak Şık'a göre, burada mesele sadece çantaya daha az gıda konması değil, çantanın niteliğinin değişmesi. Euronews Türkçe'ye konuşan Şık, "Gelir yetmediğinde aileler önce daha pahalı ama besleyici gıdalardan kısmak zorunda kalıyor.

Peynir, yoğurt, yumurta, meyve, kuruyemiş azalıyor; onların yerine daha ucuz, daha uzun süre saklanabilen kek, bisküvi, kraker gibi ultra işlenmiş ürünler girebiliyor," dedi."Bu yüzden çocuk beslenmesini ailelerin sorumluluk alanına bırakamayız. Sağlıklı beslenme bir çocuk hakkıdır. Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesi artık ertelenebilir bir sosyal politika değil, temel bir ihtiyaçtır."Şık ayrıca, "Bir çocuk yeterince kalori alabilir ama yine de iyi beslenmiyor olabilir.

Karnı doyabilir; fakat protein, vitamin, mineral ve lif gibi besleyici öğeler açısından yetersiz kalabilir. Ama öncelikle ultra işlenmiş gıdaları tanımlamak gerekli," diye de ekledi.Ultra işlenmiş gıdalar, çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına yol açıyorBirleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre, ultra işlenmiş ürünlerin belirleyici özelliği, büyük ölçüde veya tamamen gıdalardan türetilmiş maddelerden oluşturulmaları ve çok az miktarda bütün gıda içermeleri ya da hiç içermemeleri. Üretimleri genellikle birden fazla endüstriyel işlem ve ev mutfağında kullanılmayan bileşenler içeriyor.Şık da ultra işlenmiş ürünlerde gıdaların önce çeşitli bileşenlere ayrıldığını ve ardından bu bileşenlerin ev mutfağında pek kullanılmayan katkı maddeleriyle fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirildiğini belirtiyor:"Bu ürünlerin tüketiminin obezite ve metabolik sendrom başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunları ile bağlantılı olduğunu gösteren çok çalışma var."Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda ultra işlenmiş gıdalarla sağlık etkileri konusundaki en güçlü kanıtlar, obeziteyle ilişkili.

Ancak metabolik sağlık, diş sağlığı ve bazı başka sonuçlar açısından da kaygı verici bulgular gittikçe artıyor.Ergenlik çağındaki 155 bin çocuğu kapsayan 23 çalışmanın değerlendirildiği yakın tarihli bir meta analiz, ultra işlenmiş gıdaları daha fazla tüketenlerde fazla kilo veya obezite görülme olasılığının yüzde 63 daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bunun birkaç olası açıklaması var. Ultra işlenmiş ürünler genel olarak şeker, tuz ve yağ bakımından yüksek, lif bakımından ise düşük olma eğiliminde.Çocukluk ve ergenlikte gelişen obezite de ilerleyen yıllarda insülin direnci, prediyabet, tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, yağlı karaciğer ve metabolik sendrom riskini artırıyor.Yetişkinleri de kapsayan çok daha geniş literatürde ise bağlantının daha kuvvetli olduğu görülüyor.

Yaklaşık 9,9 milyon kişilik veriyi değerlendiren BMJ derlemesinde yüksek ultra işlenmiş gıda tüketimi; tip 2 diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalıklar dahil çok sayıda olumsuz sağlık sonucuyla ilişkilendirilmişti.Veliler seçerken zorlanıyor: Her paketli gıda, ultra işlenmiş mi?Bu noktada uzmanlar, her paketli gıdanın ultra işlenmiş olarak düşünülmemesi gerektiğini vurguluyor. Şık, "Her paketli gıdanın ultra işlenmiş gıda olmadığını belirtmeliyim. Sade yoğurt da paketlidir, süt de yulaf da kuru bakliyat da.

Sorun ambalaj değil; ürünün nasıl üretildiği ve içine nelerin konulduğudur," diyor:"Özellikle çocuklara yönelik satılan bazı meyveli yoğurtlar, aromalı ve kakaolu sütler, kahvaltılık gevrekler, meşrubatlar, meyve aromalı içecekler, granola barlar, paketli kekler, gofretler, dolgulu bisküviler, cipsler, hazır tatlılar, nuggetlar ve benzeri ürünler sağlıklı bir görüntüyle pazarlanabiliyor. Ancak bu ürünlerin hepsi aynı değildir; hangisinin ultra işlenmiş olduğunu anlamak için etiket okumak ve içeriğini değerlendirmek gerekir."Etikette neye bakmak gerekiyor?Şık bu noktada velilere ürünlerin içindekiler listesine mutlaka bakmalarını tavsiye ediyor."Listede ev mutfağında pek kullanmadığımız aroma vericiler, renklendiriciler, tatlandırıcılar, emülgatörler, kıvam artırıcılar, modifiye nişastalar, protein izolatları veya çeşitli şuruplar gibi çeşitli endüstriyel bileşenler bulunuyorsa, o ürün çok büyük olasılıkla ultra işlenmiş bir gıdadır ve uzak durmak gerekir," diyen gıda uzmanı, şöyle ekliyor: "Bu konudaki akademik literatür içerik listesinde aroma verici veya emülgatör gibi karakteristik katkı maddelerinin bulunmasının ürünün ultra işlenmiş olarak sınıflandırılmasına işaret edebileceğini söylüyor."Şık ayrıca, "Şeker içeriğine de bakmak önemli. Bu tip ürünler genellikle şeker içeriği yüksek ürünlerdir.

Bir de bu ürün hangi gerçek gıdanın yerine geçiyor sorusunu sormalı. Meyve yerine meyveli içecek, sade yoğurt ve meyve yerine çok şekerli aromalı bir ürün varsa karşımızda biraz dikkatli olmalı," diye ekliyor.Türkiye dahil pek çok ülkede kabul gören NOVA sınıflandırmasını geliştiren bilim insanlarına göre de ultra işlenmiş gıdaları ayırt etmek için etikette iki ana kategoriye bakılabilir:1. Ev mutfağında genellikle kullanılmayan endüstriyel bileşenler:- Maltodekstrin- Dekstroz- Fruktoz / yüksek fruktozlu mısır şurubu- İnvert şeker- Meyve suyu konsantresi- Hidrolize protein- Soya proteini izolatı- Kazein- Peynir altı suyu proteini- Mekanik olarak ayrılmış et- Hidrojenize yağ- İnteresterifiye yağ2.

Ürünün tadını, kokusunu, rengini veya dokusunu daha çekici hale getiren katkılar:- Aroma vericiler- Lezzet artırıcılar- Renklendiriciler- Tatlandırıcılar- Emülgatörler- Emülsifiye edici tuzlar- Kıvam artırıcılar- Hacim artırıcılar- Jelleştiriciler- Köpürtücü/köpük önleyici veya parlatıcı ajanlarBeslenme çantasında ne olmalı?Şık bu noktada, tek bir ideal listenin olmadığını ama çok sade biçimde düşünerek beslenme çantası hazırlanabileceğini belirtiyor."Öncelikle mevsim sebzesi ve meyvesi ile hazırlanmış olmalı. Bir gün haşlanmış yumurta, ekmek ve mevsim meyvesi; bir gün peynirli sandviç, domates-salatalık; başka bir gün mercimekli ya da nohutlu bir dürüm ve ayran olabilir," diyen gıda uzmanı, şöyle ekliyor:"Sade yoğurt, meyve, leblebi gibi seçenekler de kullanılabilir. Temel içecek su olmalı; meyve suyu yerine meyvenin kendisi daha iyi bir seçenek.

Amaç pahalı, özel ürünler almak değil; mümkün olduğunca sade, az işlenmiş ve çeşitli gıdalar kullanmak."'Çocukları çok güçlü bir pazarlama sisteminin karşısına bırakıyoruz'Bu noktada akla şu soru geliyor: Ultra işlenmiş gıdalar bu denli zararlıysa neden onları tüketmeye ve çocuklarımıza almaya devam ediyoruz? Uzmanlara göre bunun sebeplerinden biri bu ürünlerin "renkli" pazarlama stratejileriyle piyasaya sunulması."Çocukları çok güçlü bir pazarlama sisteminin karşısına bırakıyoruz. Televizyon, sosyal medya, çizgi karakterler, renkli ambalajlar, market rafları…

Sonra da çocuğa ve ebeveyne 'Doğru seçimi yap' diyoruz. Bu adil değil," diyen Şık, sözlerine şöyle devam ediyor:"Çocuklar reklamı yetişkinler gibi değerlendiremez. Çocuklara yönelik sağlıksız gıda reklamları sıradan bir ticari faaliyet olarak görülemez.

Örneğin, belirli küçük yaş gruplarına yönelik polen içeren takviye edici gıdalara Bakanlık tarafından onay verilmemesine rağmen, bu tür ürünlerin sosyal medya ve şirketlerin internet satış kanallarında çocuklara yönelik biçimde pazarlanabildiği bir ülkede yaşıyoruz."Bu arada, Şık, koronavirüs pandemisi döneminde polen, arı ürünleri ve bitki preparatlarının kontrolsüz tüketiminin barındırdığı sağlık risklerine (özellikle karaciğere zarar verebilecek pirolizidin alkaloitlerine) dikkat çeken bilimsel makaleler ve sosyal medya paylaşımları yaptığı için halihazırda bir hukuk mücadelesi de veriyor.Bir arı ürünleri markası, Şık'ın yazılarının ticari itibarlarını zedelediğini öne sürerek tazminat davası açmıştı. Mayıs 2026'da sonuçlanan davada mahkeme, Şık'ın kamusal halk sağlığı uyarılarını "haksız rekabet" olarak nitelendirerek kendisini 50 bin TL maddi ve 1 TL manevi tazminat ödemeye mahkum etmiş, ayrıca söz konusu yazı ve paylaşımların internetten silinmesine karar vermişti.Düşük gelirli bir aileye 'İşlenmiş gıda almayın' demek ne kadar gerçekçi?Pazarlama tartışmasının yanı sıra aileleri giderek daha fazla zorlayan ekonomik darboğaz da çocukları ultra işlenmiş gıdalarla karşı karşıya bırakan bir faktör.Şık, "Yoksullaşma arttıkça insanlar özellikle de çocuklar ucuz, doyurucu, kolay ulaşılabilir ve uzun raf ömrü olan bu tip ürünlere yöneliyor," ediyor:"Ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin yaygınlaşmasını da yoksullaşmadan bağımsız düşünemeyiz. İnsanlara 'Yanlış seçim yapıyorsunuz' demek kolaycılık olur.

Gelirimiz, çalışma koşullarımız ve önümüze konan, bizi saran gıda seçeneklerinin içinde tercih yapıyoruz."Ultra işlenmiş gıda tartışmanın sadece bireysel tercih değil, sistemsel bir sorun olduğunu vurgulayan Şık, bu sistemin hedef kitlesini çocukların oluşturduğunu söylüyor:"Bir aile, yapılan bu önerileri karşılayamıyorsa sorun o ailede aranmamalı, ebeveynler kendilerini suçlamamalı, meselenin özü kamusal sosyal politika eksikliğindedir. Çocukların okula aç gitmesine göz yuman bir toplum benim gözümde toplum değildir."

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Euronews sayfasına gidin.

tr.euronews.com · Haberi kaynağında oku

Dünya haberleri

Tümü