Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Gazze'deki savaşa son verilmesi, Filistin'in tanınması ve BM Güvenlik Konseyi'nin reformu çağrısında bulundu; Suriye'de Ahmed Şara yönetimine desteğini yineledi, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü savundu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınmasını istedi.
Konuşmanın son bölümünde ise Erdoğan, Türkiye'de son dönemde hükümetin LGBTİ+ politikalarının temel söylemini oluşturan “aile ve çocukların korunması” yaklaşımını BM Genel Kurulu'na taşıdı.
Reuters, Erdoğan'ın konuşmasının bu bölümünü ayrıca haberleştirirken, Türkiye'de LGBTİ+ örgütlerini hedef alan “Ailem Güvende” operasyonundan bir hafta sonra yapıldığına dikkat çekti. Operasyon kapsamında 82 kişinin tutuklandığını, 100'den fazla protestocunun da gözaltına alındığını duyurdu.
Erdoğan, konuşmasının bu bölümünde sözlerine Batı ülkelerinde İslam düşmanlığı, Müslüman kadınlara yönelik ayrımcılık ve başörtüsü yasaklarını eleştirerek başladı. Müslüman kadın ve kız çocuklarının ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığını söyleyen Erdoğan, bazı ülkelerdeki okul başörtüsü yasaklarını “kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı” olarak nitelendirdi.
Yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmle mücadele edilmesi gerektiğini söyledikten sonra “cinsiyetsizleştirme” olarak kodladığı LGBTİ+'lara yönelik uygulamalarına geçti:
“Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz.”
Erdoğan ardından Türkiye'nin izleyeceği politikayı şu sözlerle açıkladı:
“Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almayı sürdürecektir.”
Erdoğan, “lobiler” ile kimi kastettiğini açıklamadı ve konuşmasının bu bölümünde LGBTİ+ ifadesini kullanmadı. Ancak sözleri, doğrudan LGBTİ+ örgütlerine yönelik son operasyonlar bağlamında haberleştirildi.
Erdoğan aynı konuşması kapsamında “cinsiyetsizleştirme” olarak nitelediği toplumsal cinsiyetin tanınmasına yönelik saldırılarının ardından sosyal medyadaki "dezenformasyon"a, oradan yapay zekâya geçti:
“Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir.”
Ardından, yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasını ve bir BM Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi hazırlanmasını istedi. Konuşmasının sonunda dile getirdiği görüşlerin “birilerini rahatsız edeceğini” söyleyen Erdoğan, “sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklar" iddiasında bulundu.
BM ve Avrupa Konseyi operasyonları eleştirmişti
Erdoğan'ın bugünkü sözlerine, Türkiye'de LGBTİ+'lara yönelik operasyonlar sırasında uygulananlara yöneltilen eleştiriler çerçevesinde bir yanıt ortaya çıkmamıştı. Ancak konuşmada kullanılan “aile ve çocukların korunması” gerekçesi, Türkiye hükümetinin geçen hafta LGBTİ+ örgütlerine yönelik operasyonları savunurken kullandığı gerekçeyle örtüşüyor. Operasyonların başlamasının ardından uluslararası insan hakları mekanizmalarından tepkiler gelmişti.
Salı günü de 65 ülkenin hak kuruluşlarından bir ortak açıklama yayımlandı:
65 ülkeden Türkiye'ye çağrı: LGBTİ+ hareketini kriminalize etmekten vazgeçin
BM insan hakları mekanizması Türkiye'den LGBTİ+ hak savunucularına yönelik gözaltı ve tutuklamalara son vermesini ve insan hakları faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılanların serbest bırakılmasını istemişti.
Altı Avrupa ülkesi ve BM İnsan Hakları Komiseri'nden Türkiye’ye LGBTİ+ operasyonları tepkisi
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, LGBTİ+ sivil toplumunu hedef alan operasyonlardan kaygı duyduğunu açıklamış, aile değerleri ve çocukların korunmasının insan hakları üzerindeki kısıtlamaları haklı gösteremeyeceğini belirtmişti.
Avrupa Komisyonu ise gözaltılar, adli işlemler, sosyal medya hesaplarına erişim engelleri ve sivil toplum örgütlerinin finansmanının suçlamalara konu edilmesinden kaygı duyduğunu bildirmiş; Komisyon Sözcüsü Christian Wigand “damgalama ve ayrımcılığın Birliğin değerleriyle bağdaşmadığını” söylemişti.
LGBTİ+ operasyonları dünyada hak kuruluşlarını ayağa kaldırdı
Gazze ve BM reformu konuşmanın ağırlık merkezi
Erdoğan konuşmasının en geniş bölümünü Gazze'ye ayırdı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın iki yıldır Genel Kurul salonunda bulunamamasını eleştirdi ve Filistin'i tanımayan devletlere kararlarını gözden geçirmelerini çağrıda bulundu.
Gazze'deki durumu ağır ifadelerle tanımlayan Erdoğan, İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılmasını istedi. Türkiye, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti kurulması yönündeki tutumunu yineledi. İsrail, Türkiye'nin de yönelttiği soykırım suçlamasını reddediyor.
Erdoğan buradan BM sistemine geçti. Örgütün uluslararası barış ve güvenliği koruma görevini yerine getiremez hale geldiğini söyleyerek Güvenlik Konseyi'nin yapısını eleştirdi:
“190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı ne âdildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.”
Erdoğan Genel Kurul konuşmasında Güvenlik Konseyi'nin reformunu istedi. Aynı gün Bloomberg için kaleme aldığı makalede ise bir adım daha ileri giderek beş daimi üyenin veto hakkının kaldırılmasını açıkça savundu.
Suriye konusunda Erdoğan, Ahmed Şara yönetimine desteğini yineledi. Şara liderliğindeki Suriye'nin “güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini” söyledi. Konuşmada SDG, Kürtlerin siyasal statüsü ya da Kürtçe eğitim konusunda herhangi bir mesaj vermedi.
Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye'nin mevcut çizgisini tekrarlayan Erdoğan, savaşın “Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak” sona ermesini istedi. Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları da “kim tarafından yapılırsa yapılsın” kabul edilemez olarak nitelendirdi
Kıbrıs'ta ise Ankara, iki devletli çözüm politikasını yineledi. Kıbrıs Türklerinin “egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün” tanınmasını isteyen Erdoğan, uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma ve siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurma çağrısında bulundu. Ege ve Doğu Akdeniz sorunlarının uluslararası hukuk ve iyi komşuluk temelinde çözülmesini istedi ve daha önce önerdiği Doğu Akdeniz Konferansı'nı yeniden gündeme getirdi.
Avrupa Birliği: "Türkiye avrupanın ayrılmaz parçası"
Avrupa Birliği konusunda da yeni bir politika açıklamayan Erdoğan, Türkiye'yi “Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası” olarak tanımladı ve Türkiye'nin dışında bırakıldığı bir Avrupa güvenlik mimarisinin güçlü olamayacağını söyledi. Azerbaycan-Ermenistan barış sürecine ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesine desteğini yineledi.
Erdoğan ayrıca kasım ayında Antalya'da yapılacak COP31'de iklim finansmanı ve “iklim adaleti” konularını öne çıkaracaklarını söyledi.
BM Genel Kurulu'nun 81. Dönem genel görüşmeleri 22-28 Eylül tarihleri arasında sürecek.