sondakika.com
Son Dakika

Ev içi kadın emeğine emeklilik: Destek mi, ev kadınlığına mahkûmiyet mi?

Meclis'e sunulan 40 maddelik teklif ev içi emeği görünür kılıyor mu, yoksa bakım yükünü kalıcılaştırıyor mu? Doç. Dr. Emel Memiş düzenlemenin artılarını ve eksilerini değerlendirdi.

Fotoğraf: Bianet

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, ev kadınlarına yönelik Meclis’e sunulan emeklilik teklifini ev içi görünmez emek, kadınların işgücü piyasasına katılımı ve oluşturulabilecek sosyal güvenlik politikaları bağlamında bianet’e değerlendirdi.

Ev içinde ücretsiz yürütülen ve kadınların üzerine yüklenen bakım ve temizlik emeğinin sigortalılık süresi kapsamında yer almasını öngören 40 maddelik kanun teklifi Meclis’e sunuldu. Teklifte, Hazine tarafından desteklenen prim, sigorta ve geçmiş yıllar için borçlanma hakkının sağlanması talep ediliyor.

DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp tarafından sunulan “Ev Emekçileri, Bakım Verenler, Ev İşçileri, Bakım Hakkı ve Kamusal Bakım Hizmetleri Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı önergenin hedefi:

  • Ücretsiz ev içi emek ve bakım emeğini yürütenlerin, ücret karşılığında ev hizmetlerinde çalışanların ve evde bakım hizmeti sunanların sosyal haklarının güvenceye alınması
  • Bakım hakkının temel bir sosyal hak olarak belirlenmesi
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının bakım hizmetlerine yönelik görev ve sorumluluklarının düzenlenmesi

Kanun teklifinde bakım ekonomisi, kadın özgürlüğü ve bakımın kamusallaşması konularına da değiniliyor. Teklifte, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı “Zaman Kullanımı” araştırmasından da bahsediliyor. Verilere göre, cinsiyet perspektifinden incelendiğinde kadınların ev içerisinde ürettiği emek süresi erkeklere kıyasla yaklaşık beş kat daha uzun.

*Güncel olarak, ev kadınları isteğe bağlı olarak sigortalı olabiliyor. Fakat bu, kişilerin bireysel ekonomik ve sosyal durumlarına bağlı bir uygulama. Teklifte öngörülen yenilik, sigortanın Hazine tarafından ödenmesi.

Memiş, teklifin henüz komisyon aşamasında olmasından ötürü değerlendirmelerini ilan edilen çerçeve ve kamuoyuna yansıyan bilgiler üzerinden yaptığını belirtti.

Memiş’e göre sunulan teklif emeğin kendisini değil, emeğin sonucunu maddi olarak destekliyor. Önemli olanın ev kadınlarının nasıl koşullarda emek ürettiği olduğunu vurgulayan Memiş, teklifin hanehalkı içerisinde ev kadınlarını “bağımlı” konumundan çıkaramayabileceğini söyledi. Çünkü şu an için teklifte ev kadınlarına devlet destekli bir maaş bağlanmasından bahsedilmiyor.

Memiş, teklifin evde üretilen emeğin sigorta ile desteklenmesinin önemli olduğunu ve uzun vadede yoksulluk riskini azaltabileceğini fakat kadınları işgücüne teşvik eden ek mekanizmaların da eklenmesi gerektiğini belirtti. Ona göre, düzenleme ev kadınlığını güvenceli hale getirebilir ama ev kadınlığından çıkışı zorlaştırabilir.

Memiş, normalde “görünmez emek” dediğimiz ev içinde üretilen emeğin varlığını hukuken kabul etmenin “zayıf tanıma” olduğunu söylüyor. “Güçlü/tam tanıma” ise emeğin ölçülmesi ve emek yükünün yeniden dağılımını sağlamak ile mümkün. Memiş bu durumu şöyle ifade ediyor:

“Teklif sadece ev emeğinin gelecekteki sigorta değerini tanıyor. Bakım emeği bir iş olarak ücretlendirilmiyor. Yani, sadece bir statü olarak resmileşiyor. Kamuoyuna yansıyan ‘emeğin görünür kılınması’ ise bu düzenlemeden daha büyük bir dönüşüm ifade ediyor”

Peki neler yapılmalı?

Memiş, olabilecek senaryoların önüne geçmenin bakım hizmeti temelli destekler (kreş, anaokulu, bakım evleri) ile mümkün olduğunu vurguluyor. Bu uygulamaların, ev kadınlarının iş gücünde yer almasının önünü açtığını belirtiyor:

“2026 yılı asgari isteğe bağlı sigorta primi (10.899,90 TL/ay) üzerinden, tüm hak sahiplerinin asgari primden faydalandığı varsayımıyla yapılmıştır.

Teklifin nihai kapsam kriterleri netleşmediği için iki farklı ev kadını tanımı üzerinden senaryo kuralım: Ailevi nedenlerle çalışmayan ve iş aramayan 4 milyon 280 bin kadın için bu önerinin mali yükü yılda 560 milyar ile 2026 yılında bütçe içindeki payı %2,9'a denk düşen yüksek bir düzeydedir.

Önerideki kapsam belirsiz olduğundan ev işçileri ve ev işleriyle meşgul olma nedenini gösteren 10 milyon kadın üzerinden hesaplandığında bu pay %6,9 kadar yüksek. Mevcut bütçe açığının neredeyse yarısına denk düşüyor.

Oysa daha önce yapılan araştırmalar gösterdi ki bir birimlik kaynak kreş altyapısına yönlendirilirse, hem bakım yükü etkili biçimde azalıyor hem de istihdam nakit desteğe göre üç katı kadar yüksek oranda artıyor.”

Ek olarak, ev kadınlarının sigortalandığı ülkelerde (Almanya) tamamlayıcı uygulamaların da bulunduğunu ekleyen Memiş, Türkiye örneğinde şu anlık bakım veren/ ev kadını olma statüsünden çıkış mekanizması bulunmadığını söylüyor.

Memiş, bahsettiği “çıkmaz noktalara” karşı bazı çözüm önerilerinde bulunuyor:

  • Yapılan analizler toplumsal cinsiyet, sınıf farklılıkları ve eğitim düzeyi gibi perspektiflerden değerlendirmeler içermeli
  • Alternatif maliyet-etki karşılaştırılması yapılmalı: Aynı bütçenin kreş/bakımevi altyapısına yönlendirilmesi durumunda olabilecek istihdam ile doğrudan emeklilik priminin yaratabileceği istihdam karşılaştırılmalı

Memiş, ev kadınlarının resmi olarak “emekli” statüsüne erişse de “anne” rolündeki kadınlar için etkili olmayabileceği birkaç durumdan da bahsediyor:

“Aile içi paylaşım teşvik edilmeli. Diğer aile bireylerine sınırlı bakım izni/kredisi tanınmazsa kadının emekliliği fiilen ‘Artık emekli maaşı da alacaksın, bakımı sen sürdür’ haline dönüşebilir.”

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü