Agnès Varda, Fransız Yeni Dalgası'nın öncü isimleri arasında gösterilen, ancak kendisini bu akımın sınırlarıyla tanımlamayan özgün bir yönetmendi. Fotoğrafçılıktan sinemaya geçen Varda, kariyeri boyunca kurmaca filmlerin yanı sıra belgeseller de çekti. Filmlerinde sıradan insanların hayatlarını, kadınların deneyimlerini, yaşlanmayı, yalnızlığı ve toplumsal değişimleri şiirsel olduğu kadar gerçekçi bir dille ele aldı. İşte, Agnès Varda'nın filmografisinden mutlaka izlenmesi gereken 5 yapım...
1. CLÉO DE 5 À 7 (1962)
Agnès Varda denildiğinde akla gelen ilk filmlerden biri olan Cléo de 5 à 7, genç şarkıcı Cléo'nun Paris'te geçirdiği yaklaşık iki saati anlatıyor. Bir sağlık testinin sonuçlarını bekleyen Cléo, ölüm korkusuyla yüzleşirken şehrin sokaklarında dolaşıyor ve çevresindeki insanlara farklı bir gözle bakmaya başlıyor.
Film, gerçek zamanlı anlatımı ve Paris'in gündelik hayatını hikâyenin önemli bir parçası haline getirmesiyle dikkat çekiyor. Varda, bir kadının kendi bedeni ve ölüm korkusuyla ilişkisini ele alırken aynı zamanda kadınların toplumdaki konumuna dair güçlü bir anlatı kuruyor.
2. VAGABOND (SANS TOİT Nİ LOİ) (1985)
Varda'nın en çarpıcı filmlerinden biri olan Vagabond, Mona isimli genç bir kadının ölümünden başlayarak onun hayatının son dönemlerini geriye dönüşlerle anlatıyor.
Mona'nın neden evsiz yaşamayı seçtiği, çevresindeki insanların onu nasıl gördüğü ve özgürlük ile yalnızlık arasındaki ilişki film boyunca sorgulanıyor. Film, başroldeki Sandrine Bonnaire'in güçlü performansıyla da öne çıkıyor.
Vagabond, Varda'nın kadın karakterlere yaklaşımını ve toplumsal normlara yönelik eleştirisini görmek isteyenler için en önemli filmlerden biri.
3. LE BONHEUR (1965)
Türkçeye Mutluluk olarak çevrilebilecek Le Bonheur, dışarıdan kusursuz görünen bir aile hayatının ardındaki çatlakları konu alıyor.
Filmde François, eşi ve çocuklarıyla mutlu bir hayat sürerken başka bir kadınla ilişki yaşamaya başlıyor. Varda, mutluluk kavramını sorgularken geleneksel aile yapısını ve kadın-erkek ilişkilerindeki toplumsal kabulleri eleştirel bir bakışla inceliyor.
Filmin renk kullanımı ve masalsı görsel dili, anlatılan hikâyenin huzursuz edici tarafıyla bilinçli bir tezat oluşturuyor.
4. LES GLANEURS ET LA GLANEUSE (2000)
Varda'nın belgesel sinemasındaki yaratıcılığını görmek isteyenler için Les Glaneurs et la Glaneuse, yani Toplayıcılar ve Ben, mutlaka izlenmesi gereken yapımlardan biri.
Varda bu filmde tarlalarda, pazarlarda ve şehirlerde geride bırakılan yiyecekleri ve nesneleri toplayan insanları takip ediyor. Ancak film yalnızca israf ve yoksulluk üzerine değil; aynı zamanda yaşlanma, tüketim kültürü, sahip olma ve insanın geride bıraktıkları üzerine kişisel bir düşünce yolculuğuna dönüşüyor.
Küçük bir dijital kamerayla çekilen film, Varda'nın belgesel sinemasındaki samimi ve deneysel yaklaşımının en güzel örneklerinden biri.
5. FACES PLACES (VİSAGES, VİLLAGES) (2017)
Varda'nın fotoğraf sanatçısı ve sokak sanatçısı JR ile birlikte gerçekleştirdiği Faces Places, yönetmenin son döneminin en sevilen filmlerinden biri.
İkili, Fransa'nın farklı bölgelerini dolaşarak karşılaştıkları insanların fotoğraflarını devasa boyutlarda bastırıp binalara ve çeşitli yüzeylere yerleştiriyor. Yolculuk boyunca sıradan insanların hikâyelerine odaklanan film, sanatın insanlarla kurduğu ilişkiyi sıcak ve samimi bir dille anlatıyor.
Faces Places, Varda'nın insanlara duyduğu merakı, mizah anlayışını ve sinemayı hayatla buluşturma biçimini görmek açısından önemli bir yapım.