Alparslan Kuytul’un elebaşılığını yaptığı Furkan Hareketi’ne yönelik Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında dosyada cemaatin sözde dini eğitim faaliyetine odaklanıldığı öğrenildi. Dosya kapsamındaki iddialara göre; cemaat tarafından Adana Seyhan’daki Abidin Paşa Bulvarı’nda bulunan “Furkan Nesli Dergisi”nde yasadışı sözde medrese eğitimi de veriliyor. CEMAAT MAHALLELERDE KURAN KURSLARI DA KURMUŞ Cemaat, “Temel Eğitim Hazırlık”, “Temel Eğitim 1” ve “Temel Eğitim 2” şeklinde 3 kademeli bir “Temel İslami Eğitim” sistemi yürütüyor.
Alparslan Kuytul’un bizzat ders verdiği hazırlık sınıfında cemaatte ve cemaatin kurduğu mahalle Kuran kurslarına hoca yetiştirmek amacıyla 2 yıl sözde dini eğitim veriliyor. 40-50 kişiden oluşan sınıflarda İslamlık elçisinin yaşamı, Kuran, ezber dersleri gösteriliyor. Buradan mezun olanlar 1. sınıfa geçiyor.
AMAÇ: KUYTUL’A İTAAT EDEN FERTLER YETİŞTİRMEK Medresenin 1. sınıfında ise bizzat Kuytul tarafından görevlendirilen sözde hocalar yine 40-50 kişilik sınıflarda ders veriyor. Bu kademede öğrencilere Kuytul’un radikal fikirleri aşılanıyor. 2. sınıfta ise öğrencilere yine bizzat Kuytul tarafından dersler anlatılıyor.
Bu aşamada amaç ise yapıya ve lidere sadakat, itaat ve bağlılık olan fertler yetiştirmek. 2. sınıftan mezun olanlara hocalık veya başkanlık kapsamında yapı içerisinde görev ve sorumluluk veriliyor. ‘HUMEYNİ VE İRAN DEVRİMİ’NE BÜYÜK HAYRANLIK BESLERDİ’ Dosyadaki müşteki ve tanık beyanlarında da Kuytul’un derslerinde İran ve molla rejimini ayrıntılı olarak anlattığı ileri sürülüyor. Basında daha önce örgütün çekirdek kadrosunda faaliyet gösteren 10’dan fazla kişinin 2013’te Şia düzeni ve molla rejimini yerinde incelemek için İran’a 20 günlük bir seyahat gerçekleştirdiği yönünde bilgilere yer verilmişti.
Müşteki ve sanıklar, Kuytul’un 2013’ten de önce sözde eğitim kapsamında İran’a kafile gönderdiğini ileri sürüyor. Müşteki ve tanıkların bu yöndeki beyanları şöyle: “Alparslan Kuytul dış yayına kapalı verdiği medrese derslerinde Şia ve İran konusunu detaylı olarak işlerdi. Özellikle Humeyni ve İran Devrimi’ne büyük hayranlık beslerdi.
İran Devrimi’nin başladığı Kum şehrini Adana’ya benzetirdi. Devrim dediğin İran’da yapılan gibi olmalı derdi. Hatta bu kapsamda 1999-2003 yılları arasında dernekten bir kafileyi molla rejimini ve İran Devrimi’ni yerinde incelemesi için İran’a göndermişti.” ‘NE DERSİNİZ ŞİA OLALIM MI?’ Dosyadaki dijital dokümanlarda ise Kuytul’un derslerinde İran ve Molla rejimine yönelik anlatımlarının ardından öğrencilerine “Ne dersiniz Şia olalım mı?” diye teklifte bulunduğu iddiaları yer alıyor.
Bu kapsamda dosyada yer alan G.G. adlı bir kişinin yaklaşık 6 dakikalık YouTube yayınının deşifresindeki; “Alparslan Kuytul tam olarak hatırlamasamda 2018 yıllarında kendi medreselerinde okurken bir gün bizim dersimize girmişti. Sohbet ettik. Sohbetten sonra bize şöyle bir şey dedi: ‘Ne dersiniz Şia olalım mı?’ Hepimizin malumu olduğu üzere o; İran, Hizbullah ve hatta Şî akidesini benimsiyor, onun lehine konuşuyor ve asla ama asla onların aleyhine konuşmuyordu” ifadelerine yer veriliyor.
AİLEYE BAĞLILIK ‘SORUN’ OLARAK GÖRÜLMÜŞ Dosyada bulunan belgelerce cemaatin eğitim sisteminde bulunan öğrenciler hakkında düzenli olarak bilgi fişleri oluşturduğu da ortaya çıktı. Bu fişlere bakıldığında cemaatin Ankara Hacettepe Üniveristesi’nde güçlü bir kadın örgütlenmesinin bulunduğu anlaşılırken, ilgili öğrencilerin “mevsimlik tarım işçisi” gibi yoksul ailelerden seçildiği görüldü. Öğrenciler hakkında yazılanlar ise dikkat çekti.
Cemaat; öğrencilerin “ailelerine bağlılıklarını” sorun olarak görüp, genellikle “cemaat için ailesini karşısına alması zor”, “ailesine karşı mücadelede sessiz kalıyor”, “ailesiyle mücadeleyi göze alabilecek kadar meseleyi anlamış değil”, “itaat noktasında biraz sıkıntılı” ve “kariyere fazla önem veriyor” gibi olumsuz görüşlerin yazılması da dikkat çekti. ‘ALLAH İÇİN CANLARINDAN, AİLELERİNDEN VE MEVKÎLERİNDEN VAZGEÇTİLER’ Gazetemiz Cumhuriyet; cemaatin arşivine ulaşarak, cemaatin eğitim kapsamındaki amacını deşifre etti. Cemaatin arşivinde mürit ve aile ilişkisine ilişkin dikkat çeken bir yazı saptandı. İlgili yazıda; İslamlık’ın ilk yıllarındaki mücadeleye atıf yapılarak; “Görüldüğü gibi bu gençler zindanı, mağarayı sıcak yataklarına tercih ederek ve hayatlarını Rablerine feda ederek imtihanı kazandılar.
Allah için canlarından, mallarından, ailelerinden, makamlarından ve mevkîlerinden vazgeçtiler. Ve böylece kendi toplumlarının öncüleri, bizlerin de örneği oldular. (...) Gençliğini Rabbine adayan ve bu şekilde ömrünü feda eden tüm gençlere selam olsun” ifadelerinin kullanıldığı görüldü. ‘ONLAR HEDEFİNE KİLİTLİ BİR MERMİ GİBİDİR’ Ayrıca arşivde; cemaatin 2011’den beri “Öncü Nesil” adlı kendi “mürit prototipi”ni oluşturduğu da anlaşıldı.Cemaatin; Öncü Nesil’e ilişkin arşivde yer alan 2011-2013 arasındaki yazılarda dikkat çeken kısımlar şöyle: - “Öncü nesil davasına âşıktır, başka bir şey düşünemez. Kalplerinde başka bir şeye yer yoktur.
Onlar hedefine kilitli bir mermi gibidir.” - “Öncü nesil halkına öncülük yapmak, açılmaz kapıları açmak, söylenmekten çekinilen tevhid gerçeğini söylemek ve İslam’ın şerefli sancağını bu zamanda taşımakla görevlidir.” - “Öncü neslin görevi, kula kulluğu ortadan kaldırmaktır. Öncü nesil, şirk ve şirkin temsilcileriyle mücadele halindedir.” - “Vazifemiz, başka medeniyetler içinde yer almak değil, kendi medeniyetimizi kurmaktır. Yeryüzünde Allah’ın halifesi olmak, O’nun hükümlerini hâkim kılmaktır.” - “Vazifemiz, yeniden ümmet olmaktır.
Ulus devletleri kurmak değil!” - “Öncü Neslin vazifesi de sadece tebliğ etmek değil, teşkilatlanmak; cemaat halinde çalışmak, fiilî bir hareket olmaktır.” - “Öncü Nesil kendini unutacak, davaya hizmet ederken yokluğa ulaşacak; ama arkasında milyonlar bırakacaktır.” - “Hizmetin büyümesi ve gelişebilmesi için nerede ihtiyaç varsa İslam davetçisi oraya gidebilmeli, hayatındaki en önemli öncelikleri davası olmalı, davası için ‘hayatım bu yola fedadır’ diyebilmelidir.” - “İslam cemaatinde hayatımız birdir. Cemaat içerisinde olan kardeşlerimizin özel hayatı asgari düzeydedir. Dolayısıyla hayatın çoğunu cemaatin içerisinde, kardeşleriyle beraber yaşar.
Bu yoğun beraberliği sağlayan en önemli etken ise hizmettir. KUYTUL’A İTAATSİZLİK ALLAH’A İTAATSİZLİKMİŞ! Arşivdeki farklı bir yazıda da Kuran’ın “Ey iman edenler!
Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine (idarecilere) de” hükmünü içerdiği Nisâ 59. ayeti dayanak gösterilerek; “Öncelikle dinin, yeryüzünde gerçekleştirmek istediği hedefler sebebi ile Müslümanlara cemaat olmayı emretmesi ve cemaatin başsız ve lidersiz mümkün olmaması ‘emir’e itaati şart kılmaktadır. İtaat; Müslümanların güçlenmesinin ve yükselmesinin yoludur” ifadeleriyle cemaat liderine itaat edilmesi gerektiği belirtilerek, aksi durumda cemaat liderine itaatsizliğin Allah’a itaatsizlik olacağı vurgulanıyor. ‘ARŞİVLERDE SÜLEYMANCILAR AYRINTISI’ Arşivde yayımlanan başka bir yazı da ise Kuytul’un tıpkı ilk inanlardan olan Ebû Zer Gıfârî, İslam’ın ilk öğretmeni olarak kabul edilen Mus’ab bin Umeyr, Süleymancılar cemaatinin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan, Mısır merkezli gerici İhvan (Müslüman kardeşler) hareketinin ideoloğu Seyyid Kutup gibi Kuytul’un da günümüzün davetçisi olarak nitelendirildiği görüldü.