sondakika.com
Son Dakika

Gerçek çerçeve

Fotoğraf: Cumhuriyet

AKP Grup Başkan Vekili Abdülhamit Gül, tarihin en karanlık oylamalarından biri olan “ Çerçeve Yasa ”nın, acı bir tesadüf eseri mi yoksa bilerek mi seçildiği bilinmez, Sevr’in yıl dönümüne denk getirilmesine yönelik eleştirilere karşılık, 10 Ağustos’un aynı zamanda Anafartalar Zaferi’nin yıl dönümü olduğunu söyledi. Oysa “Çerçeve Yasa” içeriği itibarıyla; idari, mali ve sonunda siyasi özerklik taleplerinin -eşyanın tabiatına uygun düşerek- ilerletildiği bir sürecin başlangıcı niteliğinde değerlendirilirse, Sevr’e mi Anafartalar’a mı daha çok yakıştığı net bir biçimde anlaşılır. ANAFARTALAR DESTANI Savaş esnasında son derece değerli ve etkili olsa da Nusret mayın gemisinin kahramanlarının öngörülemez bir stratejiyle kıyıya paralel biçimde mayın döşeyerek Boğaz’ı korumayı başarması, “Çanakkale Zaferi” ya da “Çanakkale Destanı” dediğimizde kastedilen değildir.

Deniz zaferleriyle elde edilen moralin önemi büyük olsa da destan gerçekte karada verilen mücadeleyle yazılmıştır. “Çanakkale Deniz Savaşları” dahi aslında deniz kuvvetleri ile kıyıdaki Osmanlı topçu ve tahkimat sisteminin karşı karşıya geldiği bir boğaz muharebesidir ve zafer, karadan açılan topçu ateşleri marifetiyle “batmaz” denen gemilerin batırılmasıyla elde edilmiştir. “ Yenilmez Armada ” olarak nitelenen birleşik donanma güçleri hiç ummadıkları büyük bir direnişle karşılaşmış; HMS Queen Elizabeth gibi dönemin en büyük yüzer şehir gemisi bile beklenmedik bu savunma karşısında yenilgiye engel olamamıştı.

Böylece düşman birlikleri çıkarmayla hedeflediği ilerlemeyi sağlayamamıştır. Çanakkale Boğazı’nı açarak İstanbul’a ulaşmak isteyen ve sonunda Osmanlı’yı savaş dışı bırakmayı amaçlayan ancak denizden Anadolu’ya giremeyince karadan çıkarma yapan İtilaf güçleri bu defa canı pahasına düşman üstüne atılan Mustafa Kemal ve Mehmetçik ile karşılaştı. Çanakkale Savaşı , I.

Dünya Savaşı’nın tarihini değiştirmişti ; Mustafa Kemal’in askeri dehasıyla biçimlenen olağanüstü komuta yeteneği ise önce savaşın, sonra da Türk ulusunun kaderini değiştirdi. Alman General Liman Von Sanders’in kestiremediği, ihmal edilmiş stratejik önemdeki yerlere dikkat ve ağırlık vermiş, askerlerini cesaretlendirmiş, kendisi de savaşın tam göbeğinde ölüme meydan okumuştu. Mustafa Kemal, 8/9 Ağustos 1915’te, “ Anafartalar Grup Komutanlığı ” görevine getirildi.

Böylece, Sakarya Meydan Savaşı’nda tam olarak durdurulacak, 1683 Viyana Bozgunu’ndan beri genel olarak devam eden geri çekilmeye karşı ilk etkili büyük direniş gösterildi. Asırlardır toprak kaybeden, son dönemde iyice aşağılanan Osmanlı Devleti’nin onurunu kurtarmak üzere verilen bu büyük mücadele ile yaratılan beklenmedik etki, sömürgecilere karşı bir simgeye dönüştü. Elde edilen bu zafer, tıpkı Mustafa Kemal’in dediği gibi dağılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bir “Türk yurdu” çıkarmadaki kararlılığın adeta mil taşı halini alacaktı.

Mustafa Kemal ve Mehmetçik canını hiçe sayarak düşmana hücum ederken bir tek şeyi çerçeveledi: Vatan bölünmez bir bütündür. İşte gerçek çerçeve budur! Anafartalar Zaferi, tarihin duvarına asılan değişmez çerçevedir.

Kıyas kabul etmez. Emperyalizmin çelikten donanmalarına karşı vatanseverlerin aşılmaz iradesinin, dökülen kanının, terinin, gözyaşının zaferidir. Kemalyeri’nde yeniden doğan Türk ulusunun varoluş çerçevesinin çizildiği yerdir, zamandır.

Eğer bu zaferden bir çerçeve yasa çıkarılacak olsaydı şu iki madde her şeyi özetlerdi: Madde 1: Gerçek Çerçeve Kanla Yazılır “Vatan sınırları namustur. Gerçek çerçeve, vatan sınırları için dökülen kanla, verilen canla, ödenen bedelle çizilendir. Kimse bu sınırları başka çerçeveler içine alamaz.” Madde 2: Vatan Savunmasında Zamanaşımı Yoktur “Bu kanunla, 10 Ağustos 1915 sabahı saat 04.30’da zaman sonsuza dek dondurulmuştur.

Anafartalar’da atılan her adım, gelecekteki nesillerin özgür nefes alabilmesi için peşinen ödenmiş vergidir. Bu topraklara göz diken herkes, Türklerin vatanlarından sürülemeyeceğini, düşmanlığın bedelsiz olamayacağını bilmelidir.” Truva atlarının ayak izleri Unutulmasın ki; o gün Anafartalar’da canla, kanla çizilen ulusal çerçeve ye atılacak her çentik, onu aşındırmaya yönelik her adım Anadolu’ya giremeyen işgalcilere, sömürgecilere içeriden destek vermektir; geleceğimizi taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına, ulusun birlik ve beraberliğine doğrudan kastetmek demektir. Teröristlerin affedilmesinin ardında sömürgecilerin niyetlerini okumamak olanaksızdır.

Anafartalar ruhu, Türk ulusunun tarihini ve talihini, geçmişini ve geleceğini yansıtan direnişin ta kendisidir ve emperyalistlere karşı tarihteki yerini almıştır. Aynı ruhtan kesilmeyen diğerleri ise daima Sevr ile anılacaktır.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü