Geçtiğimiz gün kimi işler için İzmit’e geldim ve son zamanlarda içimi sıkan bu kentin en önemli özelliklerinden biri olan sanayi, yani işçi kenti olması gerçeği yine karşıma çıktı. Birbirinden farklı insan hikâyesi barındıran bu şehirde karşıma çıkan bir şeker kutusu, günümü güzelleştirdi.
İşlerimi hallettikten sonra trenin gecikmesi kuvvetle muhtemel olsa da ay sonu gerçekliği ile aldığım bileti riske atamazdım. Bu nedenle trafiğin kilitlenmiş olmasına rağmen bir halk otobüsüne bindim. Şoförün yanındaki koltuk dışında oturmaya uygun bir yer yoktu. Bu yüzden beni ufak ama anlamlı bir hikâye ile karşılaştıracak olan yirmi dakikalık yolculuk başlamış oldu.


