Türkiye 1980’lerin başında bankerler krizi yaşamıştı. Yüzü aşkın banker ve finans kuruluşunun karıştığı mali bir çöküştü. 24 Ocak kararlarının ardından faizlerin serbest bırakılmasıyla banker denen ABD dayatması “liboş” grup, bankalardan daha yüksek faiz vaat ederek büyük miktarda para topladı.
Sistem taze para girişine bağımlıydı, 1981-1982’de art arda iflaslar yaşandı, küçük yatırımcı evinden barkından oldu, intihar haberleri gazetelere yansıdı. Batan paranın 350 milyon dolarla 2 milyar dolar civarında olduğu söylenmişti o günlerde. Alanya Üniversitesi’nden akademisyen Kemal Coşkun ’un Çukurova Üniversitesi dergisindeki makalesinde 81 krizi en ince ayrıntısına kadar işlenirken çöküşün 500’den fazla bankerin iflasına ve yüz binlerce yatırımcının tasarruflarını kaybetmelerine neden olduğu yazıldı.
Üç yıl önce tam da bugünlerde yayımlanan makalede, “Sürecinin iyi planlanmaması, kriz yönetimindeki eksiklik ve piyasa oyuncularının etik olmayan uygulamalarının banker krizinin asıl nedenleri olduğu ve piyasa bankerliğinin ponzi sistemine güçlü şekilde benzediği sonucuna ulaşılmıştır” dendi. Türkiye böyle bir ülke, kimse ders almıyor yaşananlardan. 45 yıl sonra yine aynı senaryo!
Arşiv erişimi yapay zekâ sayesinde bu kadar kolaylaşmışken “finansal dolandırıcılık” yazıp geçmişte yayımlanan araştırmaları, olayları ve sonuçlarını gözden geçirmek gelmiyor akıllara! Sonra da oturup ağlıyorlar, “Param battı” diye. Batar.
Kimse darılmasın, serbest fonların peşinde koşup hissenin halka arz edildiği, fiyatının 500, hatta 1000 misline çıktığı (çıkacağı) masalına kanar, yatıracağınız 10 bin TL’nin birkaç hafta içinde 1 milyona erişeceğine inanırsanız paranız pul olur. Sosyal medya denen çöplükteki “satılık” uzmanların her dediğine kayıtsız şartsız inananlar, güncel zaman Türkiye’sinin “Banker Kastellizedeleri” dir. Finansal okuryazarlığı bilmiyoruz.
En azından 2025 yılından sonra Maliye Bakanlığı’nın özel fon şirketleri için aldığı önlemler ve verilen demeçler göz ucuyla izlense, nitelikli yatırımcıya getirilen kısıtlama göz önünde bulundurulsa finansal çöküş daha az hasarla atlatılırdı ama geçmişten ders almıyoruz. 350 bin yatırımcının, 131 fon aracığıyla neredeyse 18 milyar doları uçup gitti. İşin kötüsü ise geçen yıl, “Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz” demecini veren Bakan Şimşek ’in düğmeye zamanında bas(a)maması!
Şimşek, para sistemini denetleyen kurumları niçin harekete geçirmedi, niçin karar alınamadı belli değil! Birileri elini mi tuttu acaba? Ayrıca bazı grupların bu finansal çöküşü önceden haber alıp krizden kârla çıktığı söyleniyor!
Niçin bu ayrıntının üzerine gidilmiyor? Madem finansal bir çöküşün sinyalleri geldi, niçin yurttaşın bu denli zarara uğraması beklendi? Yukarıdaki bu sorular ivedilikle yanıt bulmalı.
Cumhuriyet gazetesinin dünkü manşetine yansıyan haberde, “Operasyondan önce sistemden çıkanlar” başlığı da çok önemli. Adalet Bakanlığı bu ayrıcalıklı kişileri ve onların uzantılarını bulmalı, İsviçre, ABD ve Almanya’daki hesaplara aktarılan paraların izi sürülmeli. Sonuçta yurttaşın parası battı ama asıl zarar ülke ekonomisine fatura edildi.
HANS AMCA! Almanya’daki yerel seçimlerde, Türk kökenli Elif Eralp ’ın Sol Parti ile yakaladığı başarıyı bir kenara bırakırsak eyaletlerin çoğunda aşırı sağ parti AFD (Almanya için Alternatif Partisi) yükselişini sürdürüyor. Özellikle Mecklenburg-Vorpommern’de SPD ve CDU gibi sosyal demokrat ve sol eğilimli partileri geride bırakan AfD’nin yüzde 38’leri bulması “felaket” olarak değerlendirildi.
Çünkü Hitler ruhunun geri dönmesinden korkuyor Almanya. Sandık sonuçlarına bakılırsa alım gücünün düşmesi, sosyal hakların zayıflaması her şeyin önüne geçmiş gibi duruyor. Aşırı sağ bu sıçramayı nasıl yaptı sorusuna yanıt ararsak Hans amca ve Frida teyze yıllar sonra sandığa gitti.
Çünkü göçmen politikaları sonrası yaşam standartları azaldı Alman halkının; özellikle de emeklilerin. Genelde seçim günlerini pikniğe, alışverişe giderek değerlendiren “evdeki çoğunluk”, bu kez sandığa koşmuşa benziyor. Bir TV görüntüsü vardı.
Yürüteç ve kolunda serumla oy atıyordu yaşlı bir Alman kadın, emin olun içinden gelmese de AfD’ye bastı mührü. Bazı eyaletlerdeki yüzde 83 gibi rekor katılımlar da mevcut sisteme tepkinin bir kanıtı. Demek ki SPD, CDU ve diğerleri halkın nabzını tutamamış. --- DİPNOT: Türkiye, İran uçuşlarını askıya aldı.
THY, AJet Mart 2027’ye kadar Tahran’ı devre dışı bırakırken Pegasus da benzeri bir uygulamaya gitti. Konu savaştan bağımsız, ABD’nin komşumuza yönelik yaptırımların bir yansıması gibi duruyor. DİPNOT: TCG Anadolu, artık SİHA kalkış gemisidir.
Geçenlerde 50 saniye arayla saldırı tipi akıllı füze yüklü SİHA’lar kalkış yaptı, Yunanistan ve İsrail’in 4 gemi(cik) le gerçekleştirdiği tatbikata göndermeydi bu. Unutulmasın ki Türkiye’nin gücü silahlı kuvvetleriyle orantılıdır!