Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldi.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürlek, dört ay önce kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmaları kapsamında 46 kişinin öldürüldüğü 40 dosyanın aydınlatıldığını söyledi.
Gürlek, yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para aklama, sokak çeteleri, sanal bahis ve sanal kumarla mücadele kapsamında genelgeler yayımladıklarını ve çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Bakanlık bünyesinde özel bir birim kurulduğunu aktaran Gürlek, birimin ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmalara koordinasyon, bilgi paylaşımı ve teknik çalışmalarla destek verdiğini söyledi. Soruşturmalara ilişkin adli değerlendirme ve kararların ise başsavcılıklar tarafından alındığını belirtti.
“Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor” diyen Gürlek, dört aylık çalışma sonucunda 46 maktulün bulunduğu 40 dosyanın aydınlatıldığını söyledi.
Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının da ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirterek, yeni soruşturmaların açılıp açılmayacağı konusunda isim vermenin doğru olmayacağını söyledi. Gürlek, bir soruşturmanın başlatılabilmesi için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerektiğini kaydetti.
Gürlek, 5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Dosyada önemli ilerlemeler kaydedildiğini ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için erken olduğunu belirten Gürlek, son olarak Umut Altaş’ın da ifadesinin alındığını söyledi.
Gürlek, soruşturmadaki önceliğin Doku’nun naaşına ulaşmak olduğunu belirterek, dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu aktardı.
Gürlek, “En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var” dedi.
Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak ortadan kaldırılmış olabileceğine ilişkin bazı beyanların da dosyada yer aldığını söyleyen Gürlek, buna rağmen öncelikli hedeflerinin Doku’nun naaşına ulaşmak olduğunu vurguladı.
Gürlek, “En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli” dedi.
Soruşturma kapsamında geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin yetkilerini usulsüz kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin iddia ve bulguların da incelendiğini söyleyen Gürlek, şöyle konuştu:
“Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar.”
Gürlek, soruşturmanın devamında yeni gelişmeler yaşanabileceğini belirterek, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü süreçlerin devam ettiğini söyledi.
Gürlek, Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmanın da sürdüğünü belirtti.
Kabaiş’in telefonuna ilişkin teknik incelemelerin devam ettiğini söyleyen Gürlek, DNA incelemelerinin yapıldığını ancak henüz soruşturmayı doğrudan sonuca götürecek kesin bir bulguya ulaşılamadığını belirtti.
Gürlek, “Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz” dedi.
Başsavcılık tarafından değerlendirilen farklı hususlar bulunduğunu aktaran Gürlek, bu aşamada kamuoyuyla paylaşılabilecek net bir sonuç olmadığını söyledi.